Fitnelere ve arzulara düşen kişinin kalbinin karardığını sık sık dile getiririz. Ancak bu, gerçeğin sadece yarısıdır! Diğer yarısı da en az ilki kadar önemlidir: Bu fitnelere karşı direnen kişi anlık bir ödül kazanır: Beyaz bir nokta!
Bir fitneyle karşılaştığınızda, üçüncü bir ihtimali olmayan iki sonuç vardır: Ya beyaz bir nokta ya da siyah bir nokta. Ne lehinize ne de aleyhinize olmayan üçüncü bir olasılık yoktur!
İşte arzu ve fitneye direndiğinizdeki anlık ödül şudur: Kendinizi sadece ahiret sevabıyla veya bir şeyi Allah için terk edenin yerine Allah'ın daha hayırlısını vereceği müjdesiyle teselli etmekle kalmazsınız. Aynı zamanda, bu kafa karıştırıcı dünyada doğruyu ayırt edebilen, Allah Teala'ya bağlanmanın lezzetini hisseden, Allah'ın kendisine yakınlık, özlem, sevgi, dinine, kitabına ve Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun Elçisine olan sevgiyi ve Müslümanlara olan muhabbeti bahşettiği o "beyaz kalplilerden" olmanızı sağlayan anlık bir beyaz nokta kazanırsınız.
Allah Teala'nın sizi fitnelere maruz bıraktığını ve bunlara karşı size sabır verdiğini gördüğünüzde, bilin ki O, sizi dinde beyaz bir kalp gerektiren onurlu bir makama hazırlamak istiyordur. Bu elbette arzuların etrafında dolaşmamız veya kendimizi tehlikeye atmamız gerektiği anlamına gelmez; aksine onlarla karşılaştığımızda sabretmemiz gerektiği anlamına gelir.
Buna karşılık, fitneyi kabul etmenin ve ondan zevk almanın peşin bir cezası olduğunu unutmayın: Sizi bahsettiğimiz o asil duygulardan mahrum bırakan siyah bir nokta. Bunun yerini ise arzuların ve şüphelerin fitneleri içinde dağılmışlık ve kaybolmuşluk hissi alır.
Bu anlamlar, İmam Müslim tarafından rivayet edilen ve Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun Allah Resulü'nün buyurduğu bir hadiste açıklanmıştır:
Allah'ım, bizleri beyaz kalpli insanlardan eyle...