Bugün birçok insan arasında yaygınlaşan, bu Yahudi komşunun Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun Peygamber'e eziyet ettiği, yoluna çöp ve diken koyduğu yönündeki ilave bilgiye burada dikkat çekmek istiyoruz. Gerçek şu ki, bu ilavenin sünnet kitaplarında hiçbir aslı yoktur ve ilim ehlinden hiç kimse bundan bahsetmemiştir. Bu hikaye, herhangi bir aslı veya dayanağı olmaksızın sadece son dönem vaizleri ve zahitleri arasında meşhur olmuştur. Bir Müslümana düşen, özellikle metninde bir tutarsızlık ve tuhaflık varsa, sabit ve kabul edilmiş olan bilgilerde durup ötesine geçmemektir.
Ey eğitmen kardeşlerim ve hanım kardeşlerim; Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun Sevgili Mustafa'nın hayatı konusunda Allah'tan korkun. Vallahi hiçbir mazeretimiz yok; rivayetlerin sahihliğini zayıflığından ayırt etme yolları yaygın ve kolayca ulaşılabilirdir. Sahih olan kaynaklar; batıl, uydurma ve yalan olanlara ihtiyaç bırakmayacak kadar yeterlidir. Peygamber'in yumuşak huyluluğu, affediciliği ve ruhunun yüceliği hakkındaki hadisler pek çoktur ve bunların incilerini sahih hadis kitaplarından çıkarmak oldukça kolaydır.
En yaygın hikayelerden biri, her gün Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun Peygamber'in evinin kapısına çöp koyan Yahudi'nin hikayesidir. Hikayeye göre Peygamber dışarı çıkar, çöpü kenara çeker ve yoluna devam eder. Bir gün Peygamber çöpü bulamayınca Yahudi'yi sorar, insanlar onun hasta olduğunu söyler. Peygamber onu ziyaret eder, Yahudi buna şaşırır ve Müslüman olur.
Bu hikayenin hiçbir aslı yoktur. Sadece "zayıf hadis" demiyorum, aksine aslı yoktur; yani hadis alimlerinden hiç kimse bunu asla rivayet etmemiştir. Buna ek olarak, anlam bakımından da şu nedenlerle doğru değildir:
Yahudi'nin Peygamber'in kapısına çöp koyması ve sahabenin, Allah'ın elçisi onu kaldırmak zorunda kalana kadar o çöpü orada bırakması nasıl hayal edilebilir? Bu durum, sahabenin Peygamber'e olan saygı ve tazimine bir eksiklik atfetmektir.
İnsanlar bu hikayeyi, Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun Peygamber'in hoşgörüsüne örnek vermek için anlatırlar. Oysa gerçek şu ki, bu bir hoşgörü değil, bir zayıflıktır; Allah'ın elçisi bundan uzaktır. Hoşgörü, Peygamber'in elbisesinden çekip "Ey Muhammed, bana ver!" diyen adamda olduğu gibi, bir defaya mahsus yapılan bir hataya karşı olur. Ancak kötü niyetli bir Yahudi'nin bu eylemi sürekli yapması, Peygamber'in buna sessiz kalıp sadece çöpü kenara çekmekle yetinmesi, Peygamberlik makamının yüceliğinden tenzih ettiğimiz bir zayıflıktır.
Peygamber Yahudilerle ancak Medine'de bir arada bulunmuştur. Orada Allah'ın elçisi Müslümanların lideriydi ve Yahudiler İslam'a karşı gizlice, zillet ve aşağılanmışlık içinde hileler kuruyorlardı. Onlardan hiç kimse böyle bir şeyi yapmaya cesaret edemezdi.
Tekrar söylüyoruz: Eğer hikaye rivayet zinciri bakımından sahih olsaydı, ona bir açıklama arardık; ancak bu hikaye asla sabit değildir.