Bölüm 33 - Mahkum Gibi Ol!
Bir mahkumun zihnini şu kelimeler meşgul eder: (Hapis), (Tahliye), (Hüküm), (Hakim), (Suçlama), (Savunma), (Delil), (Beraat), (İndirim), (Ceza), (Süre).
Onun ayaktayken, otururken, uyanıkken, uykudayken, yerken, içerken, namaz kılarken ve spor yaparken hep bu kelimeleri düşündüğünü görürsünüz.
Örneğin bir gazete eline aldığında veya haberleri sorduğunda, hapis ve tahliye ile ilgili olan, davasına hizmet eden ve onu cezadan kurtaracak meselelerle ilgilendiğini görürsünüz.
Araba modellerini veya villa fiyatlarını araştırması beklenmez.. Çünkü bunların hiçbiri onu ilgilendirmez!
Bu dünyada asıl vatanımız olan cennetten mahrum bırakılmış mahkumlar olduğumuzu, günahlarımızın üzerinde deliller bulunan gerçek suçlamalar olduğunu ve bu yüzden cezayı hak ettiğimizi aklımızda tutalım. Kendimizi savunacağımız temel noktanın Tevhid ehli olmamız olduğunu, eğer bu Tevhidimize bir zarar gelmişse ceza süresini sorma bile! Unutmayalım ki bu suçlamalardan beraat etmek samimi bir tövbe ile olur.. Ve yargı yetkisini elinde bulunduran, Hak olan Hakim'dir: Allah (Celle Celaluhu).
İşte o zaman, Hak olan Hakim'i razı etmeye ve bizi dünya hapsinden ahiretin genişliğine taşıyacak ameller yapmaya hırslı oluruz. Dünyanın boş ve oyalayıcı işleriyle meşgul olmayız, çünkü onlar bizi ilgilendirmez. Allah'ın azabından kurtulma, sevabına ve rızasına nail olma davası zihnimize hakim olur, kalplerimizde canlı kalır ve ondan bir an bile gafil olmayız.
İbn Kayyim şöyle demiştir:
Haydi Adn cennetlerine, çünkü orası Senin ilk menzilindir ve orada çadırın kuruludur Lakin biz düşmanın esirleriyiz, sence Vatanımıza dönüp selamete erecek miyiz?