Anlamları 'Ama'lar ile Öldürmek!
"Sadakat ve düşmanlığın bir partiye veya gruba göre olmaması gerektiği doğrudur, ama benim grubum İslam'ı hakikaten temsil ediyor, bu yüzden onu eleştirmek İslam'ı eleştirmektir." "Müslümanlar arasında merhametin esas olduğu doğrudur, ama bu Müslümanın fikirleri sapkındır, bu yüzden insanların onun batılına aldanmaması için ona sert davranmak ve itibarını düşürmek gerekir." "Aslolanın Müslümanlar hakkında hüsnüzan beslemek olduğu doğrudur, ama bu yazar yazılarında kötü niyet ve içten pazarlıklılık sergiliyor." "Alimlere, geçmişte emeği ve cihadı olanlara saygı duyulması gerektiği doğrudur, ama bu alim vahim bir hata yapmıştır, bu yüzden insanların şahısların değil hakikatin peşinden gitmeyi öğrenmeleri için bu hatasından dolayı onu teşhir etmek gerekir."
İşte anlamlar 'ama'lar ile böyle öldürülür: "Doğru, ama!" Sanki kendimize ve çevremizdekilere Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'in asıllarına ve kaidelerine bağlı olduğumuzu kanıtlamak istiyoruz, bu yüzden söze "Doğru ki" diye başlıyoruz. Ancak gerçekte bağnazlığımıza ve hevamıza uyuyoruz, sonra "ama" ile devam ederek kaidelerin içini tamamen boşaltıyoruz. Böylece uygulamada kaide istisna, istisna ise kaide haline geliyor. Merhamet, hüsnüzan ve alimlere saygı sloganları altında çokça aşırıya kaçanların olduğunu gayet iyi biliyorum, ancak ihmalkarlığa verdiğimiz cevap aşırılık olmamalıdır! Eğer sınırları ihlal edenler varsa, çözüm geniş olanı daraltmak değildir... ((Ve bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar)). Çözüm "tepkisel" birine dönüşmek değildir; öyle ki bakış açımız ve duruşumuz gevşeklik gösterenlere karşı sadece birer tepki haline gelmesin. Kafirleri dost edinenlere Müslümanlara düşmanlık ederek, kötülük sergileyenlere hüsnüzan besleyenlere ise insanların kalplerini yararak ve niyetlerini suçlayarak karşılık vermeyelim. Sembol isimleri kutsayanlara, onları en küçük bir sürçmede veya bize sürçme gibi görünen bir durumda yerin dibine sokarak cevap vermeyelim! Aksine... ((Ve bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar)). İbn Teymiyye (Allah ona rahmet etsin) şöyle demiştir: (Şüphesiz Allah Teala'nın dini, aşırı giden ile ondan uzak duran arasında orta bir yoldur. Allah Teala kullarına neyi emrettiyse, Şeytan ona iki şekilde müdahale etmeye çalışır ve hangisiyle galip geleceğine aldırmaz: Ya aşırılık ya da ihmalkarlık). Unutmayalım ki, eğer İslam'ın kaidelerini teorik olarak kutsayıp pratik olarak bir kenara itersek... bu noktada -elbette farklar saklı kalmak kaydıyla- tağutlara ve çevrelerine benzemiş oluruz. Onlar da şöyle derler: "Allah'ın dini haktır, ama..."!! Duygularımızda, duruşlarımızda ve muamelelerimizde şeriatı dürüstçe hakim kılmazsak, Allah'ın bizi insanların hayatında şeriatı ikame etmek için seçeceğini tasavvur edemiyorum; meğerki şu durumdan olsun: ((Şüphesiz Allah bu dini facir bir adamla da destekler))! Allah beni ve sizi bundan korusun. Allah'tan bizi ((Sözü dinleyip en güzeline uyanlardan)) eylemesini dilerim. Selam, Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.