"Dindarlık" Zevklerden Mahrum Kalmak mı Demektir?
Eğer istikametin (dindarlığın) hayatın kuruması ve zevklerden mahrum kalmak anlamına geldiğini sanıyorsak, dinimizi anlamamışız demektir! Bu, aşağılık zevklerin yerine yüce ve ulvi zevklerin konulmasıdır. Eskiden açık saçık bir kıza bakmaktan zevk alırdın, bugün ise davetin onun örtünmesine ve Yüce Rabbine itaat etmesine vesile olduğunda ruhun zevk alıyor. Eskiden gençlerin bakışlarını üzerine çekmekten zevk alırdın, bugün ise onların bakışlarını ümmetin meselelerine ve şan şeref yoluna çevirmekten zevk alıyorsun. Eskiden gizlice işlenen bir günahtan zevk alırdın, bugün ise yalnız kaldığında Allah'a olan sevgi ve özleminden dolayı gözünden bir damla yaş döküldüğünde ruhun neredeyse Arş'a uçuyor; böylece senin hakkında "Yalnız başına Allah'ı zikredip de gözleri dolup taşan adam" hadisi tecelli ediyor. Eskiden aşk sözlerinden zevk alır ve ondan "seni seviyorum" demesini beklerdin, bugün ise gafletteki arkadaşının: "Bana Allah'ı ve İslam'ı sevdirdin" sözlerini duymaktan zevk alıyorsun... Ve bu sözlerin kaydını tekrar tekrar dinliyorsun çünkü bu senin kalbin için onların dinlediği her türlü melodiden daha güzel! Eskiden arkadaşınla vakit öldürmekten zevk alırdın ve annesinin onu kaybolmuş gördüğünde kalbinin yanması umurunda olmazdı, bugün ise onun annesine iyilik yapmasına ve rızasını kazanmasına vesile olmaktan zevk alıyorsun. ************************ Dünkü sevinçlerin suçluluk duygusuyla karışık, kirli ve bulanıktı; bugün ise Allah'ın seninle, itaatinle ve O'na yönelişinle sevinmesi senin saf sevincini artırıyor! Günahtan zevk alabilmek için Allah'ı unutmaya ihtiyaç duyuyordun!... Bugün ise seni en çok mutlu eden şey, sen O'na itaat ederken Allah'ın sana bakmasıdır! Tüm bunlar, hidayetinden sonra dininle harekete geçmeni gerektirir; böylece insanların hayatındaki etkisinden, kalbindeki nur meşalesini sürekli kılacak bir yağ elde edersin ve ondan sonra onlara daha fazla nur akıtırsın. Bu manalar üzerine şu beyitleri yazmıştım: Bayramım, ruhu yücelten ve arındıran bir ilim kazanmaktır. Bayramım, Allah özlemiyle döktüğüm ve gizlediğim gözyaşlarıdır; zira bir damla yaş, terazide tüm yeryüzünden ve içindekilerden daha ağır gelir. Bayramım, insanların en hayırlısı ve hidayet rehberinden (Allah'ın selamı onun üzerine olsun) okuduğum bir hadistir; onunla sevgilimin nefesini damarlarımda hissederim, beni ısıtır. Bayramım, ektiğim tohumlardır; umulur ki İlahım onları sular. Böylece sabah namazını terk edenin ilk safta namaz kıldığını görürüm, açık saçık bir kızın kâmil bir hicaba sığındığını veya annesine isyan edenin onun ayaklarına kapanıp boyun eğdiğini görürüm. Bayramım, çocuklar için en görkemli geleceği inşa etmeye katkıda bulunmaktır; düşmanların tuzağını defedecek bir izzet, iman ve onurdur. Seyyid Kutub (Allah ona rahmet etsin) şöyle demiştir: "Tecrübeyle anladım ki, bu hayatta başkalarının ruhuna teselli, rıza, güven, umut veya sevinç aşılayabildiğimizde hissettiğimiz o şeffaf ruhani sevinçle hiçbir şey boy ölçüşemez." Allah Kerim'dir ve O'na yönelen kimseyi hayatını kurutarak cezalandırmaz! Eğer bu zevkleri bulamıyorsan... "Dindarlığını" gözden geçir!