← Makaleler sayfasına dön
Bu içerik otomatik olarak çevrilmiştir. Arapça orijinalini görüntüle

Dünya Halkı ve Davetsiz Misafirler

13 Haziran 2015
Dünya Halkı ve Davetsiz Misafirler

"Eğer ülkeyi beğenmiyorsan çek git!" Bu ifade, bir Müslümanın toplumunu ıslah etmeye çalışırken ve akıntıya karşı kürek çekerek kötülükleri engellemeye çabalarken duyabileceği bir sözdür. Bunu söyleyenler genellikle, güç ellerinde olduğu için kendilerini toprağın sahibi sanan kibirlilerdir. Onların "otoritesi" altında yaşamanıza izin vermeleri, onlar için bir lütuf ve ihsandır! Kur'an ve Sünnet davetinizle onların yasalarına muhalefet etmeniz ise, kendilerinden öncekilerin yöntemiyle sizi sürgün etmelerine veya hapsetmelerine izin veren bir suçtur: (Sizi ya mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz). Dikkat edin: (Yurdumuzdan)! Kibirlilerin kibirlenmesine şaşmamalı, ancak asıl tehlike bu "mantığın" senin ruhuna sızmasıdır ey Müslüman! Eğer onların gerçekten toprağın sahibi olduğunu ve senin davetinle bir davetsiz misafir olduğunu hissedersen, bu bir tür psikolojik yenilgidir. Şunu daima hatırda tutmalıyız: Allah'a itaat eden ve O'na itaate çağıran bizler, yeryüzünün asıl halkıyız; insanları kendi heva ve heveslerine boyun eğdirmek isteyenler ise davetsiz misafirlerdir, tersi değil. Onlardan biri "Eğer ülkenin yasalarını beğenmiyorsan çek git" dediğinde cevabımız hazırdır: "Eğer ülkenin ve evrenin Yaratıcısının şeriatını beğenmiyorsan, O'nun evreninden dışarı çık!" Bir işverenin seni ve başkalarını bir bahçede ev yapmak için işe aldığını, sonra bir süreliğine yanınızdan ayrıldığını düşün. Sen evi sana emrettiği gibi inşa etmeye başlarken, diğerleri yıkmaya başlasa, sonra sana odun ve taşlarla saldırıp zorbalık yaparak: "Biz senden daha çok ve daha güçlüyüz, dolayısıyla bahçenin sahibi biziz; ya bize itaat et ya da bahçeden çık" deseler. Onların eziyetinden korkabilirsin ama bu yaptıklarını zorbalık, mantıklarını ise saçma bulursun. Özellikle de işverenin döneceğini, senin ve onların ne yaptığını göreceğini bildiğin için. Bir an bile davetsiz misafir olduğun veya onların seni istediklerine zorlama konusunda "bir nebze haklı" oldukları hissine kapılmazsın! Allah Azze ve Celle, yeryüzünü O'nun şeriatı ve hidayetiyle imar etmemiz için bizi halife kıldı. Kim buna bağlı kalırsa o, yeryüzünün asıl halkındandır; kim muhalefet ederse onlar davetsiz misafirlerdir. Bu konudaki yakinimle, Amerika'ya bile gitsem ayak bastığım her toprakta köklerimin derinliğini hissediyorum. Toplumumu Allah'ı razı edecek şekilde ıslah ettiğimde -örneğin karma eğitim kurumlarında haremlik selamlık uygulaması gibi- insanları aslına döndürdüğümü hissediyorum ve bunda hiçbir rahatsızlık veya mahcubiyet duymuyorum. Bu yakinle hissedersin ki, eğer dininle akıntıya karşı kürek çekiyorsan, yanlış yöne giden akıntıdır; sen ise atomdaki parçacıkların hareketinden galaksilerin gezegenlerine kadar Allah'ın yarattığı tüm evrenle uyum içinde hareket ediyorsun. Bu esnada sana zorluk çıkaran ve işleri yokuşa süren müstebitlerin, ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, sadece birer "davetsiz misafir" olduklarını hissedersin. Onlara de ki: "Ben burada Allah'ın yarattığı bir evrende görevimi yapıyorum. Evrenin Rabbinin şeriatını beğenmeyen, eğer gücü yetiyorsa evrenden dışarı çıksın!"