Bölüm 35 - Cehennem Halkı Tüm Bu Azabı Hak Ediyor mu?
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Değerli kardeşlerim, Kur'an-ı Kerim'in cehennem ateşindeki azabın şiddetine dair tasvirlerini okurken bazıları şunu merak edebilir: Cehennem ehlinin Allah'ı tanıma ve O'na yakınlaşma konusundaki ihmalleri tüm bu azabı gerektirir mi? Onlara başka bir fırsat verilmez mi? Kardeşlerim, burada cehennem ehlinin suçunun Allah'ı hatırlamak için yeterli çabayı göstermemek değil, aksine Allah'ı unutmak için büyük bir çaba sarf etmek olduğunu hatırlatırız!
Yüce Allah'ın şu sözüne bakın: ((İnkar edenler için cehennem ateşi vardır. Ne ölümlerine hükmedilir ki ölsünler, ne de azabı onlardan hafifletilir. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız (36). Onlar orada: 'Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızdan başka salih ameller işleyelim' diye feryat ederler. (Onlara şöyle denilir:) 'Size, düşünecek olanın düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmişti. Öyleyse tadın (azabı)! Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur (37)')) (Fatır Suresi). ((Size, düşünecek olanın düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi?))... Kardeşlerim, tövbe uzun zaman gerektirmez. İnsan, hayatından geçenleri gözden geçirdiği bir uyanış anında tövbe edebilir; gafletinin ve Allah'tan uzaklığının şiddetini hisseder, bu hayattaki varlık sebebini hatırlar, gözü yaşarır ve dili: 'Rabbim beni bağışla' diye hareket eder. Kalbinde günahları terk etmeye ve Allah'a yönelmeye içtenlikle azmeder ve buna fiilen başlar; kalkar, temizlenir ve namaz kılar. İşte o zaman Allah onun günah dağlarını yok eder, hatta onları sevaba dönüştürür!
Tüm bunlar ne kadar zaman alır? On beş dakika mı? Hayatınızda kaç tane on beş dakika geçti? Eğer bu sözleri dinleyen kişi otuz yaşındaysan, uyanık, ergin ve sorumlu olduğun otuz altı binden fazla on beş dakikan geçti! Bu tür bir tövbe için bir değil, otuz altı binden fazla fırsat... ((Size, düşünecek olanın düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi?)) Bunca zaman boyunca Allah'ı görmezden gelmek ve unutmak, şiddetli cezayı hak eden bir suç değil midir? Özellikle de siz ey cehennem ehli, bu süre zarfında: ((Size uyarıcı gelmişti)). Allah'ın ayetleri birer uyarıcıdır, Peygamber'in (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) hadisleri birer uyarıcıdır, her yere ve hatta bizzat kendi nefsinize yayılmış olan yaratılış mucizeleri birer uyarıcıdır ((Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır (20). Kendi nefislerinizde de. Hala görmüyor musunuz? (21) )). Akrabalarınızın, arkadaşlarınızın, sizden büyük veya küçük tanıdıklarınızın ölümü birer uyarıcıdır, başınıza gelen hastalıklar birer uyarıcıdır, Allah'ın sizi kurtardığı tehlikeli durumlar birer uyarıcıdır, saçınızdaki beyazlar, bedeninizdeki zayıflık ve ömrünüzden geçen her gün birer uyarıcıdır, çevrenizdeki insanların felaketler, depremler ve kasırgalarla helak olması birer uyarıcıdır... Fakat... ((İnanmayan bir kavme ayetler ve uyarıcılar fayda vermez)). Çevrenizdeki evren; canlısı, cansızı, manzaraları ve sesleriyle, sizin ve çevrenizdekilerin başına gelen olaylar, Kur'an'daki ve tarih kayıtlarındaki geçmiş ümmetlerin haberleri, hepsi size şöyle seslenen uyarıcılardır: (Ey insan: Sen Allah'ın kulu ve yaratığısın, Allah'a döndürüleceksin, peki ne hazırladın?) ...((Ve size uyarıcı gelmişti)). Tüm bu süre boyunca bütün bunlara kör bakmak... Bir suç değil midir? Evrendeki her şey ve kendi varlığınızın derinlikleri size O'nu (Sübhanehu ve Teala) hatırlatırken Allah'ı unutmak... Bundan sonra O'nu unutmak bir suç değil midir? Bu gafil insan Allah'ı unutmak için ne kadar da çaba sarf etti!! O, kendisine eskiden iyilik edip sonra hayatından çıkan bir insanı unutmadı, aksine Allah'ı unuttu! Bu gafil, evrenin ve kendi varlığının derinliklerinin 'Allah'a dön!' haykırışından kurtulabilmek için kendisini günahlarla ne kadar da meşgul etti ve oyaladı!.. ((Size, düşünecek olanın düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmişti. Öyleyse tadın! Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur)). Allah'ım, bizi Sana güzel bir dönüşle döndür ve bizi gafillerden eyleme. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.