Tarihi Yakmak
İslam düşmanları, Müslüman neslin gurur duyacağı köklere sahip olmayı sevdiğini ve geçmişin ihtişamına özlem duyduğunu fark ettiler. Bu nedenle, sadece günümüzdeki örnek şahsiyetleri karalamakla yetinmediler, aynı zamanda tarihe dönerek ona şu yöntemlerle müdahale ettiler: 1. Yakma 2. Cahil bırakma 3. Çarpıtma. Kütüphanelerin yakılması, genç neslin geçmişten habersiz bırakılması ve bildiklerinin çarpıtılması. 1) Yakma: İslam düşmanlarının bir Müslüman ülkesini işgal ettiklerinde, neredeyse istisnasız bir şekilde kütüphanelere yönelip onları yakmaları dikkat çekicidir. Bağdat, Kurtuba, Gırnata, İşbiliye, Tuleytula, Belensiye, Serakusta, Trablusşam, Kudüs, Askalan, Gazze ve diğer yerlerdeki kütüphaneleri yaktılar ve sulara gömdüler. İki buçuk yıl önce, 17 Aralık 2011 Cumartesi günü, 1798 yılında kurulan Mısır Bilim Enstitüsü yakıldı. Haydutların enstitünün çatısından insanlara taş attığı görüldü ve iki yüz bin el yazması ve kitap müdahale edilmeksizin yanmaya terk edildi. Bir yıl önce "Ensaruddin" grubu Mali'yi kontrol altına alıp orada şeriatı uyguladığında ve halkın desteğini kazandığında, Fransa liderliğindeki 13 Avrupa ülkesi Müslüman Mali'ye saldırdı. Yaptıkları ilk iş, Ocak 2013'te tarihi Timbuktu kütüphanesini yakmak oldu. Kitaplarımızı yakıyorlar, sonra tarihimizi kendileri yazıyorlar. Bundan sonra alimlerimizin ve tarihçilerimizin eserlerinden geri kalanlara sırt çevirmek bize yakışır mı?! 2) Cahil Bırakma: Batılı stratejik planlama merkezleri, bu yöntemi "İslami aşırıcılık" dedikleri şeye karşı etkili bir savaş aracı olarak belirtmektedir. Örneğin, Rand Corporation "Sivil Demokratik İslam" adlı çalışmasının 11. sayfasında, Müslüman gençlerle ilgili şu önlemleri tavsiye etmiştir: (İlgili ülkelerin medya ve müfredatlarında, İslam öncesi ve İslam dışı tarih ve kültürlerine dair bir farkındalık oluşturulmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmek). Yani: (Yeni neslin İslam öncesi dönem tarihini ve İslam dışı medeniyetlerin tarihini medya ve eğitim müfredatı aracılığıyla tanımasını kolaylaştırmak ve teşvik etmek). Okul müfredatları Asurlular, Firavunlar, Kenanlılar, Aramiler, Babilliler, Yunanlılar ve ardından Orta Çağ ve Modern Avrupa tarihini öğretiyor; ancak İslam tarihinin parlak yönünün çalışılmasına gerek duyulmuyor! Hatta öğrenciler, İhvan-ı Safa, İbn Sina ve İbn Rüşd gibi mülhid veya tartışmalı isimlerin eserlerini öğreniyor ve İslam tarihi o kadar sıkıcı bir şekilde sunuluyor ki, öğrenci "İslam Tarihi" ifadesinden nefret ediyor! Öğrenciler üniversitelerde örneğin "İslam Medeniyeti Tarihi" dersine kaydolduklarında, tarihimizi sadece süslemelere ve duvarlara indirgeyen sıkıcı bir mimari odaklanma ile karşılaşıyorlar! 3) Çarpıtma: Tarihimiz hakkında bildiğimiz o az şey bile mutlaka çarpıtılmalıdır! Bu çarpıtma kampanyasının bir parçası olarak "Muhteşem Yüzyıl" (Haremü's-Sultan) gibi diziler gelmektedir. Amaç, yeni neslin kendisini köksüz ve tarihsiz hissetmesi, insanlığın asalağı olduğunu düşünmesi ve medyanın öne çıkardığı düşük profilli kişileri taklit etmesidir.