Filistin'deki Halil Belediyesi, binlerce erkek ve kadının Dünya Kupası final maçını izlemek için "Hüseyin Stadyumu"nda toplandığı bir etkinlik düzenledi. Bazıları şöyle diyebilir: "Kardeşim, bir etkinlikti ve bitti, konuyu büyütmeyin." Ancak Halil gibi tarihi ve direnişiyle bilinen bir şehir, kimliğini yozlaştırmayı amaçlayan bir sahneye çekiliyorsa ve Gazze'nin bombalandığı bir gecede bu yaşanıyorsa, konu artık sadece bir ekran ve futbol meselesi değildir.
Ey Halil halkı, ey ailem ve sevdiklerim; ben de bu şehirdenim, anne ve babam -Allah onlara rahmet etsin- burada doğmuştur. Biz Halil'i dinine bağlı bir şehir olarak tanıdık. "CEDAW" sözleşmesinden batılılaşma projelerine ve kimliğin yozlaştırılmasına kadar, kötülüklerin normalleştirilmesi çabalarına karşı direnen o kalabalık yürüyüşlerinizle gurur duyardık. Biliyorum ki birçoğunuz bu durumdan duyduğunuz rahatsızlığı dile getirdiniz ve oradaki kalabalık tüm Halil halkını temsil etmiyor.
Mesele sadece bir maç, kadın-erkek karışık ortam veya geçici bir eğlence saati değildir. Mesele, Halil'in heybetini kırmak, kimliğini eritmek ve oğulları ile kızlarını bu şehrin daha önce asla kabul etmediği sahnelere alıştırmak isteyen bütüncül bir bağlamın olmasıdır. İşgalin uzantılarının niyetini biliyorsunuz; onlar uluslararası ajandaları uygulamak ve şehri işgal karşısında diz çöktürmek için toplumu dininden, hayasından ve direnişinden koparmaya çalışıyorlar.
Mesele sadece bir ekran ve maç değildir; bu, engelleri yıkmak, manzarayı normalleştirmek ve dün reddedilenin bugün sıradan hale getirilmesi için verilen uzun bir mücadelenin adımıdır. Ey Halil'in oğlu, ey Halil'in kızı; onların senin için istediği şeye kendi ayaklarınla gitmeye razı mısın? Kararlılığıyla onları her zaman rahatsız eden bir şehrin kimliğini silme savaşına ortak olmaya razı mısın?
Birisi çıkıp diyebilir ki: "Bu etkinliğe katılmazsak Gazze'ye ne faydamız olacak?" Mesele onlara doğrudan fayda sağlayıp sağlamamanız değildir. Mesele, kendinizi kurtarmanızdır. Mesele, Allah'ın sizi nerede gördüğüdür. Sizi boş işlerden uzak duran, dininiz ve ümmetinizle dertlenen biri olarak mı görüyor, yoksa ümmetin erimeye değil uyanışa ihtiyaç duyduğu bir zamanda gaflet ve eğlence atmosferi içinde mi görüyor?
Ey Halil halkından bu etkinliğe katılanlar; istediğini yapmak için yeşil ışık almış olan işgalin azgınlığını görürken, sizler Allah'ın gazabına değil, O'nun yardım ve beraberliğine muhtaçsınız. Sizin için Allah'ın şu buyurduğu kimseler gibi olmanızdan korkuyorum:
"Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik; yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntıya uğrattık. Hiç olmazsa azabımız onlara geldiğinde yalvarsalardı! Fakat kalpleri katılaştı ve Şeytan onlara yapmakta olduklarını süslü gösterdi."
Bela hem iyiye hem kötüye isabet edebilir; ancak iyi olan Allah'ın yardımını ve desteğini bulur. Sorumluluklarını ihmal eden ise, musibet onu dininden koparana kadar sarsabilir.
Geçtiğimiz Cumartesi günü, baskı ve tehditlere rağmen bu kötülükten uzak olduklarını göstermek için "Tamimi Divanı"nda toplanan çeşitli aşiretlerden değerli kardeşlerime teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Halil şehri, her zaman gayretli ve ıslah edici insanlar yetiştirmeye devam edecektir.
Ey Halil halkı, sizi tanıdığımız gibi kalın; mertlik, haya, din ve direniş ehli olun. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.