Giriş: Deprem Olaylarından Alınacak Dersler
Esenlik üzerinize olsun. Deprem olaylarında pek çok ibret vardır; ey kardeşlerim, bunlardan bıkmadan usanmadan yararlanın. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Andolsun ki onların kıssalarında akıl sahipleri için bir ibret vardır." Büyük ilkeleri somutlaştıran canlı örneklerin, ruhlara kazınan derin bir etkisi vardır.
Hafızalarımıza kazınması gereken en etkili derslerden biri şudur: Bu dünyada Allah katında (zorunlu) haklarınız yoktur. Bu yüzden O'nun size verdikleriyle sevinin ve sizden mahrum bıraktıkları için öfkelenmeyin.
Bu Ders Kimlere Hitap Ediyor?
Bu derse hepimizin ihtiyacı var, özellikle de:
- İşini kaybettiği, bir hastalığa yakalandığı, ticaretinde zarar ettiği veya çocuklarından birini kaybettiği için kadere sitem eden sen.
- Evlenemeyen veya Allah'ın başkalarına verdiği güzelliği kendisine vermediği için kendini kıyaslayan sen.
- Hatta öyle insanlar vardır ki, yolda arabası bozulduğunda, yoldan geçen bir araç üzerine su ve çamur sıçrattığında, vurduğu top kaleye girmediğinde veya bir arkadaşı kendisiyle ağır bir şaka yaptığında Allah'ın takdirine öfkelenirler. Hatta bu yüzden -Allah korusun- dinden çıkacak sözler sarf edebilirler. Tüm bunlar Allah'a karşı kibirlenmekten kaynaklanır.
Enkaz Altından Sabır Dersleri
Korkuya kapılan, yerinden edilen, defalarca bombardımana maruz kalan, sevdiklerini kaybeden ve ardından gelen bu depremle ellerinde kalan pek çok şeyi de yitiren bu dertli kardeşlerimize bakın. Onlar, bu dünyada Allah üzerinde bir hakları olmadığını anladılar.
Şu babaya bakın; kızıyla birlikte enkazdan çıkarıldıktan sonra söylediği ilk şey şudur: "İman nimeti ve kendisinin ve kızının kurtuluş nimeti için Allah'a hamdolsun." Diğer nimetlere gelince, onlar bir süreliğine kendisindeydi ve Sahibi, Yaratıcısı olan noksanlıklardan münezzeh Allah onları geri aldı. Enkaz altında dokuz gün süren acıdan sonra çıkan ve görünüşe göre her şeyini kaybetmiş olan şu kız kardeşimize bakın; isyan mı etti? İtiraz mı etti? Hayır, aksine ilk sözü hamd ve rıza oldu.
Kul ile Yaratıcısı Arasındaki Hak Kavramı
Senin Allah üzerindeki hakkın, ancak O'nun kendi zatı üzerine vacip kıldığı (söz verdiği) şeylerdir:
- O'na sığındığında seninle olması, sana huzur vermesi ve yardım etmesidir.
- Bollukta şükreden, darlıkta sabreden biri olmanı sağlamasıdır.
- O'nu birlediğin takdirde seni cennete koymayı kendi üzerine bir hak kılmasıdır.
Bu gerçeği anlayan kişi ne kadar da rahat eder! Allah'ın kendisinde bıraktığı her nimetle ne kadar da mutlu olur! Kadere sitem eden sana gelince; sen Allah katında mal, güzellik, sağlık, güvenlik, aile birliği ve başkalarından saygı görme gibi hakların olduğunu varsaydın. Allah bunlardan birini senden aldığında içinden -hâşâ- "Rabbim bana zulmetti" dedin.
İmtihanın Gerçeği ve Kulluk Makamı
Oysa noksanlıklardan münezzeh olan Allah, seni ancak vaat ettiğini yerine getirmek için imtihan etmiştir. O, bizi imtihan edeceğine dair söz vermiştir: "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele."
Ey Allah'ın afiyet verdiği kişi! Kulluk makamı ile İlahlık makamı arasındaki farkı öğrenmek için ağır belalarla imtihan edilmeyi mi bekliyorsun? Bu dünyada Allah üzerinde hakların olmadığını anlamak, verdiklerine sevinip mahrum bıraktıklarına öfkelenmemek için daha ne bekliyorsun? Aksine, şimdiden sevin ve şunu idrak et: "Varsayılan durum", Allah'ın sana bir şey verme zorunluluğunun olmamasıdır. Eğer sana sağlık verip maldan, güvenlikten ve aile birliğinden mahrum bıraktıysa, verdikleriyle sevin ve kaybettiklerinle seni imtihan ettiği için öfkelenme.
Zulme Öfkelenmek ile Kadere Rıza Arasındaki Fark
Hakkını gasp eden veya sana zulüm ve kibirle eziyet eden zalimlere öfkelenirsin; ancak Allah'ın, onlarla seni imtihan ederek sendeki mücadele, Allah'tan yardım dileme ve sabır kulluğunu ortaya çıkarmasına razı olursun.
Razı olmak, huzur bulmak ve rahatlamak için bu gerçeği kavra. Ona karşı direnme, çünkü Allah'ın kanunları her zaman galip gelir. Allah'ın nimetleriyle sevin, O'na boyun eğ ve senin için taksim ettiğine razı ol. Kim razı olursa Allah da ondan razı olur, kim de öfkelenirse Allah'ın gazabı onun üzerinedir.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.