Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Allah Teala'nın rahmetini görebileceğiniz en büyük alanlardan biri, O'nun kullarına bela ve musibetler karşısında nasıl sebat verdiğini tefekkür etmektir; bu konuda gerçekten hayret verici mucizeler vardır.
Hanadi Skik isimli kız kardeşimizle yapılan bir röportajı dinledim. Arkasında yıkılmış bir ev varken konuşuyordu. Kendisine şöyle soruldu: "7 Ekim'den önce Peygamber efendimizi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) rüyanızda gördüğünüzü ve o an büyük bir hadisenin yaşanacağını, sizin de bu hadisede bir duruşunuz olacağını hissettiğinizi söylemiştiniz. Bu rüyaya geri dönecek olursak; ev üzerinize yıkıldığında ve ardından El-Ehli Baptist Hastanesi'ne nakledildiğinizde, tam olarak ne zaman bu yaşadıklarınızın Peygamber efendimizi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) gördüğünüz rüyanın tefsiri olduğunu hissettiniz?"
Hanadi kardeşimiz büyük bir sükunetle şöyle cevap verdi: "Yaralarım tedavi edildikten sonra ağaçların altına yatırıldım; çünkü bu yaralıyı -kendisini kastediyor- barındıracak ne bir yatak ne de bir yer vardı. İşte o an, Allah Resulü (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) ile olan rüyamı hatırladım. O rüyada bana: 'Sabret! Çünkü Allah, iyilik edenlerin (muhsinlerin) mükafatını zayi etmez' diye vasiyet etmişti."
Kardeşimiz ayetle ilgili ince bir noktaya dikkat çekiyor: "Peygamber efendimiz 'doğru sözlülerin' demedi, 'müminlerin' demedi, 'sabredenlerin' de demedi; aksine 'iyilik edenlerin (muhsinlerin)' dedi ve bunu söylerken elimi sıkıyordu. O an şehadet parmağımı kaldırmaktan ve kalbimdeki tam bir rıza ile şunu söylemekten başka bir şey yapmadım: Allah'ım, uğradığım bu musibette bana ecir ver ve bana bundan daha hayırlısını lütfet."
Rıza aşaması işte buradan başladı. Ardından annesinin şehit olduğu, evini, eşyalarını, malını ve tüm dünyasını kaybettiği haberleri geldi; ancak o imanını kaybetmedi. Allah Teala onu bu an için önceden hazırlamış ve -öyle ümit ediyoruz ki- müminlerden olması için kalbine metanet vermişti.
Vallahi kardeşlerim, asıl mutlu kişi belanın içinde Allah'ın rahmetini görebilendir. Kalbi marazlı ve imanı zayıf olan kişi ise, başkasının başına gelen belayı gördüğünde Allah'ın takdirine isyan eder ve O'nun rahmetinden şüpheye düşer. Musibete uğrayan kişi sabırlı olabilir ve Allah Teala ona katından rahmet ve sabır indirebilir; ancak ekran başından uzaktan izleyen o kişi -Allah korusun- "Ya Rabbi, neden Gazze halkına bunu yapıyorsun?" diyebilir.
Bu rüya meselesi gerçekten mucizevidir. Kendi yaşadığım sıkıntılarda bu tür rüyaların ne kadar latif bir etkisi olduğunu bizzat gördüm. Çevremdeki kardeşlerimde de buna şahit oldum; bu rüyalarda Peygamber efendimizin (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) görülmesi de buna dahildir.
Elbette şunu vurgulamalıyız ki; Müslümanlar olarak rolümüz asla sadece Gazze halkının kahramanlıklarına ve sebatlarına hayranlık duymakla sınırlı kalmamalıdır. Aksine, mümkün olan her türlü destek devam etmeli, uzun vadede güç ve izzet sebeplerine sarılmak için durmaksızın çalışılmalı, düşmanlarına karşı tavır alınmalı ve onlara komplo kuranlardan uzak durulmalıdır.
Allah Teala'dan senin kalbine metanet vermesini diliyoruz ey Hanadi kardeşimiz. Allah seni hayırla mükafatlandırsın, seni barındırsın, sevdiklerinin yokluğunda sana yoldaş olsun ve seni onlarla birlikte hesap ve azap görmeksizin Adn cennetlerinde buluştursun.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.