Zorlama, Bağımlılık Meselesi ve Güncel Gerçeklik
Bize her zaman "zorlandığımız" ve Amerika'nın bizi buna mecbur bıraktığı söyleniyor. Peki, neden Amerika'ya karşı mecburuz? "Buğday ve yardımlar yüzünden" diyorlar. Eğer refahımızı artırmak ve bu darlıktan kurtulmak istiyorsak ne yapmalıyız? Buğdayımızı ekip kendimize yetmeliyiz; saraylar ve ikincil öncelikler gibi sahte gösterişlere gerek yok.
Fakihlerin Zorlama Kavramı ve Siyasi Gerçeklik
Fıkıh alimleri, zorlanan kişinin (mükreh), dinini korumak için üstü kapalı ifadeler kullanma imkanı varken küfür sözünü söyleyen kişi olduğunu belirtirler. Peki, bu iddia sahipleri gerçekten zorlanıyor mu? "Buğday ekmemeye zorlanıyoruz" diyorlar; bu mantıksız bir sözdür. Zorlandığınızı iddia ediyorsunuz ve buna dayanarak şeriatı uygulamamaya mecbur olduğunuzu öne sürüyorsunuz. Üstelik insanları beşeri kanunlara uymaya zorluyorsunuz; eğer bir kişi beşeri kanuna uymazsa memurlarınızı onun üzerine salıyorsunuz. Siz bizzat otorite kullanırken burada zorlama nerede?
Şeriatın uygulanmamasından siz sorumlusunuz. Yapmanız gereken, sizi bu zorlamadan kurtaracak bir yol izlemektir; örneğin bağımsızlığımızı kazanmak için buğday ekmek gibi. Peki, eğitim müfredatını değiştirmeye de mi sizi zorladılar?
Bilincin Hedef Alınması ve Müfredat Değişikliği
Eğitimden İslam ile bağı olan her şeyi, hatta tuvaletten çıkınca okunan "Benden sıkıntıyı gideren ve bana afiyet veren Allah'a hamdolsun" gibi basit zikirleri bile çıkarmak istiyorlar. Neden? Çünkü bu "bilincin değiştirilmesine" yol açıyor. İşlerin eski haline dönmemesi konusunda ısrar ediyorlar ve buna da zorlandıklarını iddia ediyorlar! Bu yolda öyle bir ilerliyorlar ki, sonunda hakka tutunanları "terörist" olarak görmeye başlıyoruz.
Tarih boyunca hak ehli, dünyanın her yerinde belirli bir alanı temsil etmiştir. Dört Büyük Halife döneminin en parlak zamanında bile Müslümanların sayısı dünya yüzölçümüne oranla ne kadardı? Eğer bir şerefi şu yolla elde edemiyorsan, bu yolla elde edersin. Kur'an, hak ile batılı birbirinden ayırmak için gelmiştir. Eğer kafirler galip gelirse, Müslümanların görevi Allah'ın şeriatını yeniden tesis etmektir.
Şer'i Zaruret Sınırları
Bu sözleri, hakka tutunan herhangi birine "aşırılıkçı" denmesin diye söylüyorum. Kur'an, darda kalan (muztar) için bir kural koymuştur:
"Kim günaha meyletmeksizin kıtlıkta darda kalırsa, bilsin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."
Şeriatta darda kalan kişi; yiyip içip keyif çatan, mal biriktiren kişi değildir. Aksine, sadece ölümü engelleyecek kadar zaruri olanı alan kişidir. Bu zaruretten fazlası günahtır. Dolayısıyla, bir yandan ihlalleri genişletip bir yandan "zorlanıyorum" diyenin sözü reddedilir.
Bağımlılık ve Nükleer Atık Tehlikesi
Bazılarının yaptıklarına bakın; nükleer atıkların getirilip Mısır topraklarına gömülmesi meselesi gibi. Dinlerin beşiği ve yedi bin yıllık medeniyetin merkezi olan Mısır'ın, kafirlerin atıklarının ve nükleer çöplerin gömüldüğü bir yer olmasına nasıl izin verilir? Sonra da birileri çıkıp "Ben zorlandım" diyor!
Hayır, aksine Allah sizi hesaba çekecektir. Yüce Allah'ın şu sözünü hatırlayın:
"Kendilerine hainlik edenleri savunma. Çünkü Allah, hainlikte aşırı giden günahkarları sevmez. İnsanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Oysa O, razı olmadığı sözleri geceleyin gizlice kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını kuşatmıştır."
Rabbimiz onları görüyor ve onlara şahittir. Sonra Yüce Allah şöyle buyurur:
"İşte siz dünya hayatında onları savundunuz. Peki, kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak?"