"Arafe orucunu tuttum" diyerek Aşure orucunu terk etmeyin. Arafe orucunun iki yılın günahlarına kefaret olduğu ve sizin de hala bu iki yıllık süre kapsamında olduğunuz düşüncesine kapılmayın.
Birincisi: Allah'ın sizden bunu kabul ettiğini nereden biliyorsunuz? Bu faziletli günlerde tutulan oruçların kabulü, kabul şartlarının yerine getirilmesine ve engellerin ortadan kalkmasına bağlıdır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder."
Allah'tan korkmanın (takvanın) bir gereği de bu günleri yüceltmek ve sevabını kazanmaya hırslı olmaktır. Kabulü garanti ettiğinizi hissetmeniz iyi bir işaret değildir; aksine, kabul edilmemesinden korkmanız kabulün en önemli alametlerinden biridir.
Müminlerin annesi Aişe -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Allah Resulü'ne -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- şu ayet hakkında sordum: "Verdiklerini, Rablerine dönecekler diye kalpleri ürpererek verenler..." Yani korkarak verenler; Aişe dedi ki: "Bunlar içki içen ve hırsızlık yapanlar mıdır?" Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun Efendimiz şöyle buyurdu: "Hayır, ey Sıddık'ın kızı! Aksine onlar oruç tutan, namaz kılan ve sadaka veren, ancak bunca amelin kendilerinden kabul edilmeyeceğinden korkanlardır. İşte onlar hayırlarda yarışırlar ve bu hususta öndedirler."
Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Mümin, iyilik ile korkuyu (Allah korkusunu) bir araya getirir; münafık ise kötülük ile güven hissini (azaptan emin olmayı) bir araya getirir." Yani mümin amellerini en güzel şekilde yapar ama yine de Allah'ın azabından çekinir ve korkar; münafık ise kötülük yapar ama Allah'ın azabından kendini güvende hisseder.
İkincisi: Birçok alim, büyük günah işlemenin Aşure veya Arafe gününde günahların bağışlanmasına engel olacağını belirtmiştir. Allah Resulü'nün -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- şu sözü buna delildir: "Beş vakit namaz, cuma namazı diğer cumaya kadar, Ramazan ayı diğer Ramazan'a kadar; büyük günahlardan kaçınıldığı sürece aralarındaki günahlara kefarettir."
Büyük günah işlemek, küçük günahların bile silinmesine engel olabilir. Eğer Arafe gününe Aşure gününü de eklerseniz, büyük günahların etkisi azalmaya ve günahlarınızın bağışlanmasına daha layık hale gelirsiniz.
"Ben büyük günah işlemiyorum, Allah'a hamdolsun" diyebilirsiniz. Ancak farkında olmadan, alışkanlık haline getirdiğiniz ve hislerinizin köreldiği haram mal yemek, gıybet etmek veya akrabalık bağlarını koparmak gibi günahlar işliyor olabilirsiniz.
Birçoğumuzun gafil olduğu büyük günahlardan biri de kalp günahlarıdır. Bunların başında, özellikle fitnelerin şiddetlendiği, acı ve belaların çoğaldığı zamanlarda Allah'ın takdirine karşı kötü zan beslemek gelir. Bu durum, dünyanın bir mükafat yeri değil, bir imtihan yurdu olduğu gerçeğini anlamamaktan kaynaklanır. Kişi kadere karşı kötü zan besler; bu zan onu dinden çıkaracak seviyeye ulaşmasa bile kalbin büyük günahlarından sayılır.
Unuttuğumuz büyük günahlardan biri de: Uzun vadeli zafer sebeplerine sarılmayı ihmal ederek Müslümanlara yardımda kusurlu davranmaktır. "Onlara nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum" diyebilirsiniz; siz oruç tutarak nefsi arzularınızla cihat ediyorsunuz. Yüce Allah şöyle buyurur: "Bizim uğrumuzda cihat edenleri, biz mutlaka yollarımıza iletiriz."
Oruç tutmanız, Allah'ın sizi kardeşlerinize yardım etme yollarına iletmesine, bu yollarda yürümenize yardım etmesine, organların ve kalbin büyük günahlarını terk etmenize vesile olur.