Ayetlerini Tefekkür Etsinler Diye - Onuncu Oturum
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi
Twitter Hesabı @Dr_EyadQun
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi
Twitter Hesabı @Dr_EyadQun
Allah'ın adıyla, hamd Allah'a mahsustur; salat ve selam Allah'ın elçisinin üzerine olsun. Değerli kardeşlerim, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. "Her Şey İçin Bir Açıklama" yarışmasının onuncu oturumuna hepiniz hoş geldiniz.
Günün sorularına geçmeden önce, şu ana kadar sonuçlarda önde gidenlerin isimlerini açıklıyoruz:
Bugün on dokuzuncu ve yirminci cüzlerden on dört kolay sorumuz var. Soruların kolaylığı nedeniyle cevapları hızlıca vermenizi rica ediyoruz.
Soru: Kur'an-ı Kerim'in dört büyük faziletini bir araya getiren birbirini takip eden dört ayet hangileridir? Bu ayetler bugünkü cüzlerde nerede geçmektedir?
Cevap: Şuara Suresi'nde Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz o (Kur'an), Alemlerin Rabbinin indirmesidir. Onu Güvenilir Ruh (Cebrail) indirmiştir. Uyarıcılardan olasın diye senin kalbine; apaçık bir Arapça lisan ile."
Tefsir İnceliği: Bu nükteli bakış Sadi Tefsiri'nden alınmıştır; burada bu Kur'an'ın Alemlerin Rabbi tarafından indirildiğini, meleklerin en üstünü olan Cebrail (ona selam olsun) tarafından taşındığını, yaratılmışların en hayırlısı olan Muhammed'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) en temiz kalbine indirildiğini ve dillerin en üstünü ve en fasihi olan apaçık Arap diliyle geldiğini görüyoruz.
Soru: Fesat ve yıkım yaymak için sayıca çokluğa ihtiyaç yoktur; sayıları az olsa bile bozguncuları küçümsemeyin. Bu anlamı hatırlatan ayeti belirtiniz.
Cevap: Allah Teala'nın Salih peygamberin kavmi hakkında buyurduğu şu ayettir: "O şehirde dokuz kişi (bir çete) vardı ki, yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, ıslaha çalışmıyorlardı."
Tefsir İnceliği: Bu dokuz kişi tüm kavimlerinin helak olmasına sebep oldu; çünkü kavim onlara engel olmadı, aksine fesat çıkarmalarına ve deveyi katletmelerine izin verdi. Bu yüzden Allah, işledikleri suç nedeniyle hepsini cezalandırdı. Kötülük başlangıç aşamasındayken hafife alınmamalıdır. Denildiği gibi: "Teşhircilik ve ahlaki bozulma tehlikeli bir hastalıktır; veba ve uyuz gibi bulaşır ve yayılır."
Soru: Allah insanları musibetlerle uyarır, ancak bazılarının kalpleri öylesine katılaşmıştır ki ibret almazlar. Aksine musibetleri, ıslah edicilerin itibarını sarsmak ve onları bu durumun sebebi olmakla suçlamak için bir fırsat olarak görürler. Bu anlamı hatırlatan ayeti belirtiniz.
Cevap: Allah Teala'nın şu buyruğudur: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık dediler."
Tefsir İnceliği: Yoldan çıkmış kavimlerin adetiydi ki; kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğinde uyarıyı hafife alırlardı. Allah onlara bir azap dokundurduğunda ise, Allah'ın uyarısından ibret almak yerine, kötülüğü peygambere ve ona uyanlara nispet ederlerdi.
Soru: Nimetleri kalıcı kılmanın en büyük yolu, zalimlere yardım etmekten kaçınmaktır. Bu anlamı hatırlatan ayeti belirtiniz.
Cevap: Musa'nın (ona selam olsun) şu sözüdür: "Rabbim! Bana lütfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara asla arka çıkmayacağım."
Tefsir İnceliği: Musa (ona selam olsun), nimetin devamlılığını ve şükrünü, suçlulara yardım etmekten uzak durarak sağlamak istemiştir. İnsan çoğu zaman hata yaparak nimetin (makam veya mevki gibi) korunmasını onu verenden başkasından ister; konumunu kaybetme korkusuyla zalimlere yaltaklanır ve onlara karşı susar, sonuçta işlediği günah nedeniyle nimetten mahrum kalır.
Soru: Birine bir iyilik yaptığında ondan sana dua etmesini isteme; aksine yaptığın ameli vesile ederek Allah'a yönel. Bu anlamı hatırlatan ayeti belirtiniz.
Cevap: Allah Teala'nın Musa (ona selam olsun) hakkında buyurduğu şu ayettir: "Onların hayvanlarını sulayıverdi, sonra gölgeye çekilip: 'Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım' dedi."
Tefsir İnceliği: Musa (ona selam olsun) iki kadının hayvanlarını suladıktan sonra onlardan ne bir karşılık ne de bir dua istedi; aksine talebini doğrudan Allah Teala'ya yöneltti. İnsanlara minnet etmemenin kemali budur: İyiliği yapıp mükafatı sadece Allah'tan beklemek.
Soru: Gerçek bir fayda ve yarardan yoksun olan gösterişli binaların inşası övülmez. Bu anlama işaret eden birbirini takip eden iki ayetin başlangıcını belirtiniz.
Cevap: Allah Teala'nın Hud (ona selam olsun) peygamberin dilinden buyurduğu şu ayetlerdir: "Siz her yüksek yere bir anıt dikerek eğleniyor musunuz? Ebedi kalacağınızı umarak sağlam yapılar (köşkler) mi ediniyorsunuz?"
Tefsir İnceliği: Allah bunu "eğlence/boş uğraş" olarak nitelendirmiştir; çünkü bu, zamanı boşa harcamak ve bedenleri faydasız işlerle yormaktır. Önemli olan binanın büyüklüğü veya süsü değildir; Peygamber'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) mescidi çok sadeydi ama oradan dünya fethedildi ve gerçek medeniyet inşa edildi.
Soru: Zalimlerin siyasetinden biri de, tebaasını daha kolay kontrol edebilmek için onları bölmektir. Bu anlamı hatırlatan üç kelimeyi belirtiniz.
Cevap: "Halkını fırkalara (gruplara) ayırdı."
Tefsir İnceliği: Bu Firavun'un siyasetidir; insanları birbirine düşman gruplara ayırdı ki herkes ona muhtaç olduğunu hissetsin ve o olmasaydı birbirlerini yok edeceklerini düşünsünler. Bu, her zaman ve mekandaki zalimlerin siyasetidir.
Soru: Muhammed'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) peygamberliğinin doğruluğunun delillerinden biri de, ona uyanların güzel ahlakı ve seçkinliğidir. Bu anlama yapılan dolaylı işareti nerede bulursunuz?
Cevap: Allah Teala'nın şu buyruğunda: "Şairlere ise azgınlar uyar."
Tefsir İnceliği: Mademki şairlerin peşinden gidenler azgınlardır ve mademki Peygamber'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) ashabı yaratılmışların en hayırlısı, fazilet ve akıl sahibi kimselerdir; o halde bu, Muhammed'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) bir şair değil, sadık bir peygamber olduğunun delilidir. Çünkü takipçilerin niteliği, takip edilen kişinin kim olduğunu gösterir.
Soru: Bir ayette geçen bir kelime, müminlerin Allah'ın vaadine güvenmeleri konusunda büyük bir ümit verir; öyle ki sanki yaptıkları işlerin karşılığı olarak bu nimeti talep etme hakları varmış gibidir. Bu kelime hangisidir?
Cevap: Furkan Suresi'ndeki "Mes'ulen" (İstenen/Sorumluluk gerektiren) kelimesidir. "Orada ebedi kalarak diledikleri her şeye sahip olurlar. Bu, Rabbinin üzerine aldığı, yerine getirilmesi istenen bir vaaddir."
Tefsir İnceliği: Bu, Allah Teala'nın keremindendir; sanki müminlerin, amellerinin karşılığı olarak Allah'tan vaadini yerine getirmesini isteme hakları vardır ve O, vaadinden asla dönmez.
Soru: Allah bir kulu kendi nefsiyle baş başa bırakırsa, kul sapıklık üzerindeki kararlılığını iyi bir şey sanır. Bu anlamı hatırlatan ayeti belirtiniz.
Cevap: Kafirlerin şu sözüdür: "Eğer onlara karşı sabretmeseydik (direnmeseydik)..." Allah Teala'nın şu ayetinden: "Eğer ilahlarımıza karşı sabretmeseydik, neredeyse bizi onlardan saptıracaktı."
Tefsir İnceliği: Allah bu kavmi nefislerine terk etmiştir; bu yüzden putlara tapmadaki inatlarını bir fazilet ve övülecek bir sabır sanmışlardır. Oysa gerçek sebat, Allah'ın müminlere olan bir lütfudur.
Soru: Görünüşe (mal ve makam gibi) aldanmaya alışmak, eğer hak ehlinin elinde bunlardan bir şey görmezseniz, sizi hakka ve ehline uymaktan mahrum bırakabilir. Bu anlamı hatırlatan ayeti belirtiniz.
Cevap: Allah Teala'nın Furkan Suresi'ndeki şu buyruğudur: "Seni gördükleri zaman, 'Allah'ın peygamber olarak gönderdiği bu mu?' diyerek seni sadece alaya alıyorlar."
Tefsir İnceliği: Müşrikler Peygamber'i (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) küçümsediler; çünkü onlar dünyevi gösterişlere tazim etmeye alışmışlardı. Hazineleri ve sarayları olmayan bir elçi gördüklerinde, bu durum onları hakka uymaktan alıkoydu.
Soru: Hakla ve hak ehliyle alay etmek, hidayetten mahrum kalmaya ve ansızın gelen bir azaba uğramaya sebep olabilir. Şuara Suresi'nden bu manaya işaret eden bir ayeti zikrediniz.
Cevap: Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Onlar kesinlikle yalanladılar; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir."
Tefsir İnceliği: Alay etmek, yalanlamanın ileri bir derecesidir. Alay eden kişi sadece hakkı reddetmekle kalmaz, onunla eğlenir. Bu inkâr, basiretin körleşmesine yol açar; ta ki pişmanlığın fayda vermediği bir zamanda, alay ettikleri şeyin haberi somut bir gerçek olarak karşılarına çıkana dek.
Soru: Şuara Suresi'ndeki peygamber kıssalarının sonunda, Peygamber'e (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun), zayıflık ve mücadele haline uygun düşen belirli sıfatlarla Allah'a tevekkül etmesi yönünde bir emir gelmiştir. Bu ayeti zikrediniz.
Cevap: Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Sen o Azîz (mutlak güç sahibi) ve Rahîm (çok merhametli) olana tevekkül et."
Tefsir İnceliği: Burada İzzet (üstünlük) ile Rahmetin (merhamet) birlikte zikredilmesinde büyük bir teselli vardır; O, mağlup edilemeyen, dostlarına yardım etmeye ve düşmanlarını kahretmeye gücü yeten "Azîz"dir; aynı zamanda mümin kullarına karşı şefkatli olan ve zorluklarında onlara lütfeden "Rahîm"dir. Bu, yalanlamalarla karşı karşıya kalan bir davetçi için gerçek azıktır.
Soru: İbrahim (Allah'ın selamı onun üzerine olsun), mal ve evladın ahirette ancak tek bir şartla fayda vereceğini zikretmiştir. Bu mananın geçtiği ayetleri zikrediniz.
Cevap: Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "O gün ne mal fayda verir ne de evlatlar. Ancak Allah'a selim (temiz) bir kalp ile gelenler müstesna."
Tefsir İnceliği: Selim kalp; şirkten, kinden, nefretten, Allah'ın emrine muhalif olan şehvet ve şüphelerden arınmış kalptir. Kıyamet günündeki ölçü, dünyada ellerinin sahip olduğu şeyler değil, göğsünde barındırdığın iman ve ihlastır.
Böylece onuncu oturumun sorularını tamamlamış bulunuyoruz. Bugün cevaplarda öne çıkan kardeşlerimizi tebrik ederiz. Size hatırlatırız ki bu yarışmanın en yüce gayesi "ayetlerini düşünsünler diyedir" düsturudur; zira tefekkür, kalpleri dirilten ve amelleri ıslah edendir.
Sonuçları takip ettikleri için Abdülhamid kardeşimize ve Ebu Nebil kardeşimize teşekkür ederiz. Allah'ın izniyle bir sonraki oturumda, Allah'ın kitabından yeni cüzlerle buluşmak üzere.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.