Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun ey değerli dostlar,
Son zamanlarda giderek kötüleşen ve son derece tehlikeli olan bir durum söz konusu; o da Avrupa'ya göç eden Müslümanların çocuklarının ellerinden alınmasıdır. Bu alıkoyma eylemi mafyalar veya çeteler aracılığıyla değil, bizzat o ülkelerdeki resmi makamlar eliyle yapılmaktadır. Kardeşimiz Muhammed El-Hami'nin de ifade ettiği gibi, bu süreç Müslüman çocuklarının esir alınması haline gelmiştir; yani köleleştirme ve esaretin süslenmiş ve yasallaştırılmış bir biçimidir.
Müslüman bir aile bir Avrupa ülkesine göç ediyor, ardından yetkililer en sudan sebeplerle gelip çocukları alıyorlar. Onları evden veya okuldan koparıp alıyorlar, anne ve babanın çocuklarını görmesini yasaklıyorlar ve çocukları yetkililerin seçtiği başka ailelere teslim ediyorlar. Tabii ki bu aile Hristiyan olabilir, ateist olabilir veya iki erkekten oluşan bir "aile" olabilir. Böylece erkek ve kız çocuklarının isimleri değiştiriliyor ve inkar (küfür) üzere yetiştiriliyorlar.
Bazen çocukları, ergenlik çağındakilerin de bulunduğu kız-erkek karışık merkezlere yerleştiriyorlar. Orada erkek veya kız çocukları tacize veya tecavüze maruz kalabiliyor. Hatta yetkililer, alıkonulan çocuğu cinsiyet değiştirme ameliyatları yapması için teşvik edebiliyor ve çocuk tamamen elden gidiyor.
Peki, çocuklar neden ailelerinden koparılıyor?
Hatta iş, anne ve babanın kızlarına o ülkelerde adlandırıldığı şekliyle "namus kültürü" aşıladığı gerekçesiyle kız çocuğunun alınmasına kadar varmıştır. Namus kültürü dedikleri şey, anne ve babanın kızlarına: "Namusunu koru, iffetini muhafaza et, okulda karma havuzlarda yüzme" demesidir. Bunu psikolojik bir takıntı ve cinsel özgürlüğün kısıtlanması olarak görüyorlar.
"İslami İşler" kanalı, bu bahaneyle kızları ellerinden alınan annelerle röportajlar yaptı. "İsveç Haberleri CI" sitesi şu başlığı atıyor: "İsveç hükümeti, aile içindeki 'namus baskısından' kadını özgürleştirme programını uygulamaları için belediyelere yirmi beş milyon kron hibe ediyor."
Peki, nedir bu namus baskısı? İsveç hükümeti tarafından finanse edilen Arapça yayın yapan "Al-Kompis" gazetesi bu namus baskısını tanımlıyor. Bakın, özellikle Müslüman erkek ve kız çocuklarını alıkoymak için yasaları nasıl detaylandırıyorlar ve bunları Arapça dilinde nasıl yayıyorlar; ayrıca çocukları da kışkırtıyorlar.
İsveçli "Al-Kompis"e göre namus baskısı nedir? Namus baskısı, grubun itibarını bireyin ihtiyaç ve haklarının önüne koymaktır; tabii ki karma yüzme, cinsel eğitim dersleri ve bunların uygulamaları gibi. Cinsel eğitim dersleri, fuhşun her türlüsünü teşvik eden derslerdir ve bazen çocuklardan okulda öğrendiklerini birbirleri üzerinde uygulamaları istenir; bahsedeceğimiz röportajlarda olduğu gibi.
Namusla bağlantılı baskılar arasında, bireyin eğlence aktivitelerine katılmasına izin verilmemesi de sayılıyor; tabii bu aktiviteler ne kadar ahlaksızlık ve edepsizlik içerirse içersin. Ayrıca bireyin arkadaşlarının, yani aynı cinsten veya karşı cinsten sevgililerinin olmasına izin verilmemesi de bu kapsamdadır. Şuna da bakın, bunu da namusla bağlantılı bir baskı olarak görüyorlar: Bir genç kızın evlenmeden önce bakire olması gerektiğine dair açık veya gizli bir şartın olması.
Yani anne ve baba, kızlarına açıkça veya imayla, dolaylı yoldan evlenmeden önce bakire kalması gerektiğini öğretiyorsa, buna ne diyorlar? Buna "namus kültürü" diyorlar. Ve bu, hükümet destekli Arapça bir gazetede açıkça ilan ediliyor. Dolayısıyla kızına namus kültürünü öğreten kişi, kızının elinden alınması tehdidiyle karşı karşıyadır.
Batı ülkelerinde çocukları alıkoymak için kullanılan ve sayısı giderek artan diğer bahaneler de cabası. Bir babanın, oğlunun veya kızının sözde "cinsel eğitim" derslerine katılmamasını talep etmesi yasaktır. Eğer anne veya baba, çocuğuna cinsiyet değiştirme ameliyatı yapmaması yönünde nasihat ederse, kanunen suçlu sayılır.
İsveç'teki sosyal hizmetler (Sosyal), Müslüman çocukları sorguya çekiyor: "Annen baban sana vuruyor mu? Sana bağırıyorlar mı? Biz seni koruyacağız, sana daha iyi bir hayat sunacağız." Onu ailesinden koparmayı haklı çıkaracak bir şeyler söyletmek için ağzından laf almaya çalışıyorlar. Ey değerli dostlar, yaşananlar hayal gücünün ötesindedir ve eğer binlerce gerçek hikaye ve babaların bizzat anlattıkları olmasaydı inanılması güç olurdu. Hatta Müslüman olmayan Avrupalı avukatlar bile bu konuları gündeme getiriyor, otoritenin kurnazlığını ve aldatmacasını gözler önüne seriyorlar.
Bazı insanlar şöyle diyordu: "İnsancıl Batı'ya bakın, siz bunlara kafir diyorsunuz ama bakın mültecileri nasıl karşılıyorlar, onlara eğitim ve iş imkanı sağlıyorlar, hatta ev veriyorlar." Oysa bu Avrupa devletleri, Müslümanları öldürenleri ve onları yurtlarından sürenleri destekleyen devletlerin ta kendisidir; bu yüzden insanlar Avrupa'ya göç ediyor.
Artık mesele netleşmiştir. Avrupa ülkeleri yaşlandı; nüfusları yaşlanıyor, çocuk ve genç sayıları azalıyor. Aile kurumu yerine gayrimeşru ilişkiler yaygınlaşmış ve feminist düşünce tahakküm kurmuştur. Hatta Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) dün, 27 Ocak 2022'de veriler yayınladı. Bu ülkeler, uluslararası sistem ve kolları aracılığıyla yerlerinden edilmesine katkıda bulundukları Müslüman mültecilere kucak açıyor, sonra da çocuklarını ellerinden alıyorlar. Babalar ise çaresizlik içinde ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Bu konu ne zaman açılsa birileri çıkıp: "Hayır, konu çok büyütülüyor, olayları abartmayın, mutlaka anne veya baba kanuna aykırı bir şey yapmıştır. Çocukların ailelerinden alınmasını savunmuyoruz ama adil olmak gerekirse, yetkililer özellikle göçmen aileleri veya Müslümanları hedef almıyor" diyor. Bunu söyleyen kişi cahildir, gerçekte ne olup bittiğinden habersizdir. Bazı ebeveynlerin çocuklarına karşı hataları olsa bile, çocukları alıkoymak için bu kapının açılmasının zararı, bazı çocukların uğradığı iddia edilen zarardan kat kat daha büyüktür ve kıyaslanamaz.
Bu konuyu detaylarıyla en iyi takip eden mecra "İslami İşler" (Shu'un Islamiyya) kanalıdır. Allah bu kanalı yönetenlerden razı olsun. Kanal, onlarca vaka ile röportajlar yapıyor ve başta İsveç olmak üzere Almanya ve Hollanda gibi birçok ülkede yetkililerin sosyal hizmetler aracılığıyla yürüttüğü bu "süslenmiş esaret" suçunu ortaya koyuyor. Çocuklara nasıl davranıldığını ve maruz kaldıkları korkunç kaderi gözler önüne seriyor.
Kardeşlerim, şu amaçlar doğrultusunda bu konuda farkındalığı yaymamız gerekiyor:
Birincisi: Çocukları ellerinden alınan mağdur Müslüman ailelere yardım etmek. Maalesef pek çok mağdur aile, Müslümanlar arasından kimsenin yanlarında durmamasından şikayet ediyor. Bu konu medyada marjinalleştiriliyor; Avrupa'daki İslami kuruluşlar bu konudan bahsettiğinde bile ne medya desteği bulabiliyorlar ne de seslerini duyurabiliyorlar. Bazen Müslüman toplumun kendisinden bile ilgi görmüyorlar. Bu yüzden farkındalık yaratmak ve bu suçun üzerine ışık tutmak istiyoruz.
Batılı ülkeler, Müslümanlara Arapça ve farklı dillerde hitap etmek için Alman "DW" ve benzeri kanallar açıyorlar. Bu kanallarda İslam'ın imajını bozduklarını, size hemcinslerine ilgi duyan bir kızdan bahsettiklerini görürsünüz; ancak ona göre Müslüman babası zalimdir ve onu engelleyecektir, babası kaba ve serttir, annesini kanlar içinde kalana kadar döver. Sonra "kahraman" yetkililer müdahale eder ve kızı, sevgilisiyle özgürlük ve mutluluk içinde yaşaması için götürürler. Özgürlük ve mutluluk! Bir de kültürünüzü bizim ülkelerimizde yaymak istiyorsunuz! Neden bize Müslüman çocukların sistematik olarak kaçırılmasından ve maruz kaldıkları kayboluştan bahsetmiyorsunuz?
"İslami İşler" kanalı, çocukları kaçırılan annelerle röportajlar yapıyor. Örneğin oğlu veya kızı elinden alınan Somalili bir anne şöyle diyor: "Kızlarımı bana verin, Somali'ye geri döneceğim." İşte Batı kültürünü yayan kanallar!
Bu yüzden değerli kardeşlerim, çocukları kaçırılan babalara diyoruz ki: Onları geri isteme konusunda sabırlı olun, sesinizi yükseltin ve asla ümitsizliğe kapılmayın. Çocuklarınızı korumadaki her türlü kusurunuz için Allah'a tövbe edin. Eğer Allah onları size geri döndürürse, bu durumun tekrarlanmaması için elinizden gelen her şeyi yapacağınıza dair Allah'a karşı niyetinizde samimi olun; bu, refahınızdan ödün vermek veya o ülkelerden çıkmak anlamına gelse bile. Vallahi, tüm bu anlattıklarımızdan sonra bu tür ülkelerde kalmanız akıl kârı değil. Eğer Allah'a karşı niyetinizde samimi olursanız, umulur ki Allah size bir çıkış yolu gösterir ve çocuklarınızı size geri verir. Biz de bu konuyu gündeme getirerek ve dualarımızla sizin yanınızdayız.
Konuyu gündeme getirmemizin ikinci amacı: Batı'da yaşayan Müslümanları, çocuklarının başına benzer bir şey gelmemesi için uyarmaktır. Arkadaşlar, bu durumun hızı artıyor, bu salgın diğer ülkelere yayılıyor. Müslümanları dinlerini bırakmaya ve o toplumlarda erimeye zorlayan yasalar gün geçtikçe yürürlüğe giriyor; Fransa'da gördüğümüz, şimdi Kanada'da ve diğer yerlerde artarak gördüğümüz gibi. Ülkeler bu yasalar konusunda farklılık gösterse de şunu söylüyoruz: Çocukların alınma ihtimalinin olduğu bu ülkelerden birinde kalmak şüphesiz haramdır, şüphesiz haramdır. Bu konu başka bir mecrada detaylıca ele alınmalıdır.
Üçüncü amaç: Bu ülkelere gitmeyi planlayanları, Müslüman çocuklarını hedef alan bu yasalara ve kurumlara karşı uyarmaktır. Yani uzun süreliğine gitmemelisiniz, sadece geçici bir ikamet olmalı. Eğer biri bana bu ülkelere seyahat konusunda danışırsa ona şunu derim: Belirli bir süre için, belirli bir amaçla, belirli şartlarla, kendinizi manevi olarak korumuş ve fitnelerden emin olduğunuz takdirde gidebilirsiniz. Ancak çocuklarla birlikte kalıcı yerleşime kesinlikle hayır, bin kere hayır.
Son olarak diyoruz ki: Bu çocuk kaçırma meselesi, eğer Batı'da olanlara sessiz kalınırsa Müslüman ülkelerine de sıçrayabilecek bir vebadır. Müslüman coğrafyasına yayılma potansiyeli taşımaktadır. Bir gün çocuklarınızın hazır bahanelerle dakikalar içinde elinizden alındığını hayal edin. Kardeşlerim, yaşananlar hakkında farkındalık yayın; çocukların, onlara emanet edilemeyecek, ölçütleri ne ilahi vahiy ne hak ne de adalet olan kişiler tarafından ailelerinden koparılması fikrine karşı sesinizi yükseltin.
Açıklama kısmına, başta İsveç'teki mağdur anne ve babalarla, ayrıca Almanya ve Hollanda'daki babalarla röportajlar yapan "İslami İşler" kanalının seri linkini bırakacağız. Allah'tan bu sıkıntıyı gidermesini, Müslümanları aziz kılmasını ve düşmanların tuzaklarını onlardan uzaklaştırmasını niyaz ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.