Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Ey değerli dostlar, Allah ibadetlerinizi kabul etsin, her yılınız hayırla dolsun. Müslümanların bayramlarını, yani kendi bayramlarımızı kutlamak bir ibadettir; bu yüzden bu kutlamalardan sevap bekleyin ve bu sevinci yaşatmakta yaratıcı olun.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "De ki: Ancak Allah'ın lütfuyla ve rahmetiyle, işte sadece bununla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır." Allah bize, O'nun lütfu ve rahmetiyle sevinmemizi emrediyor. Bu nedenle, İslam'daki bayramların ibadetlerden sonra geldiğine dikkat edin; bu, Allah'ın bizi muvaffak kıldığı bu ibadetlerden dolayı sevincimizi göstermek içindir. Ramazan Bayramı'nda Ramazan'daki ibadetlerimizi, Kurban Bayramı'nda ise Zilhicce'nin ilk on günündeki ibadetlerimizi kutlarız.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'ın nişanelerine (şeairine) saygı gösterirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır." Bayramda neşe, sevinç ve mutluluk sergilemek, çocuklarımızı mutlu etmek için çabalamak, Allah'ın nişanelerini yüceltmektir ve bu kalplerdeki takvaya delalet eder. İnsan her zaman kederli olmamalı; sevineceği ve neşeleneceği mevsimleri olmalıdır. Elbette bir Müslümanın neşesi, Allah'a olan ibadeti ve itaatiyle her gündür, ancak bununla birlikte özel mevsimlere de ihtiyaç duyar.
Bu psikolojik ve eğitsel bir ihtiyaçtır. Çünkü çocuklarımız bizim dini bayramlarımıza önem vermediğimizi görür, sonra başkalarının bayram kutlamalarını, Noel ağaçlarını, sokaklardaki şenlikleri ve müzikleri görürlerse -ki bazı Müslüman ülkeler de bu gayri İslami kutlamalara destek veriyor- çocukta başkalarının bayramlarına bağlılık ve Müslümanların bayramlarına karşı ilgisizlik oluşur. Özellikle de maalesef bazı uygulamalar nedeniyle çocukların zihninde İslam'ın şiarları sıkıntı veya hüzünle bağdaşmışsa durum daha vahimdir. Çocuklarımızın bu dini ve bayramlarını yüceltmeleri için onları mutlu etme konusunda maharetimizi konuşturmalıyız.
Yahudiler ve Hristiyanlar dinimizde bir genişlik ve ferahlık olduğunu bilsinler. Biz Yahudilere, Hristiyanlara ve diğer tüm milletlere İslam dininin neşe ve sevinç dolu bir din olduğu mesajını veriyoruz. Aksi takdirde insanlar, takipçilerini sürekli depresif ve umutsuz gördükleri bir dine yönelmek istemezler.
Neşe sergilemek aynı zamanda bir mücadele gereğidir. Sevincimizi göstererek hem cin hem de insan şeytanlarıyla savaşırız. Şeytanın amaçlarından biri bizi üzmektir: "Gizli fısıldaşmalar, inananları üzmek için ancak şeytandandır." Biz de şeytana diyoruz ki: "Ey şeytan, üzülmeyeceğiz, aksine sevincimizi ve neşemizi göstereceğiz."
İnsan şeytanlarına gelince, Allah Teala'nın buyurduğu gibi: "Sizin sıkıntıya düşmenizi isterler." Onlar siz Müslümanların zahmet, meşakkat ve darlık içinde olmanızı isterler. Ümmetinizin başına gelenlere duyduğunuz üzüntünün, bayram sevincinizi gölgelemesini arzularlar.
Ümmetimizin meseleleriyle dertlenerek Allah'a itaat ettiğimiz gibi, bayramlarımızda sevinerek de O'na itaat ederiz. Ümmetimizin dertleriyle ilgilenmemiz; pasif, karamsar veya yıkıcı bir üzüntü değil, aksine ümmetimizi yüceltmek için çalışmamızı sağlayan ve bizi boş işlerden uzaklaştıran pozitif bir itici güç olmalıdır. Aynı zamanda bayramlarımızda neşe ve sevinç göstererek Allah'a yaklaşır ve O'na itaat ederiz.
Bu nedenle sevdiklerinize ve çocuklarınıza karşı cömert olun, imkanlarınızı genişletin, neşe ve sevinç sergileyin. Bu bayramı nasıl gerçek bir sevinç mevsimine dönüştürebileceğinizi düşünün ve tüm bunlarda Allah katından ecir bekleyin.
Tekrar ifade edelim: Bu bayram hem bizim hem de sizin için mübarek olsun, her yılınız hayırla dolsun. Allah Teala'dan bir sonraki Müslüman bayramını; izzet, zafer, güç ve Müslümanların birliğinin sağlandığı bir bayram kılmasını niyaz ediyoruz.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.