Ebu Muhammed, Ürdün'den uzun zamandır tanıdığım, çok sevdiğim bir kardeşimdir. Güzel ahlaklı, hoşgörülü, hem iyilerin hem de kötülerin sevdiği biridir. Maalesef, onun ahlak ve karakter bakımından kendisinden tamamen farklı bir erkek kardeşi vardır.
Bu kardeşi, bir gün burada, Ürdün'de çalışan Mısırlı bir kardeşe kötü davrandı. Mısırlı adam, insanların önünde büyük bir acıyla şöyle dedi: "İnsanın onurundan başka bir şeyi yoktur. Mısır'dan buraya sadece onurumuzla geldik. Eğer onu da kaybedeceksek Ürdün'ü istemiyorum, onurumla geri dönmek benim için daha iyidir."
Bu Mısırlı kardeşi, oturduğu yerde haline ve ülkesine üzülürken hayal ediyorum. Halkının geçim derdiyle terk etmek zorunda kaldığı, zenginlikleri yağmalanmış o güzel ülkesine duyduğu özlemi düşünüyorum. Kendi memleketinde, ailesinin, anne babasının, kardeşlerinin, eşinin ve çocuklarının yanında herkes gibi yaşamayı özlüyor. Geri dönmek ve bir daha böyle bir durumla karşılaşmamak istiyor.
Ancak tedaviye muhtaç hasta anne babasını, yuvadaki kuş yavruları gibi giyecek ve yiyecek bekleyen küçük çocuklarını hatırlıyor. Zihninde düşünceler uçuşuyor ve ne yapacağını bilemiyor.
Salih bir insan olan Ebu Muhammed'e, kardeşinin Müslüman bir kardeşe kötü davrandığı ve kalbi kırık Mısırlı adamın söyledikleri haberi ulaştı. Ebu Muhammed hemen yola koyuldu ve adamın çalıştığı yere gitti. "Allah'ın selamı üzerinize olsun" dedi. Mısırlı kardeş, "Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi sizin de üzerinize olsun" diye karşılık verdi.
Sonra Ebu Muhammed ayakkabısını çıkarıp Mısırlı adama uzattı: "Kısas almak için başıma vur" dedi. Mısırlı adam şoke oldu: "Hayır efendim, sizin bu konuyla ne ilginiz var?" dedi.
Ebu Muhammed şöyle dedi: "Ben onun ağabeyiyim. Senin 'İnsanın onurundan başka bir şeyi yoktur, eğer onurumu kaybedeceksem Ürdün'ü istemiyorum' dediğini duydum. Hayır, sen Ürdün'de onurunla kalacaksın, biz hepimiz senin kardeşleriniz ve hiç kimse senin onuruna dokunmaya cüret edemeyecek."
Mısırlı adam ayakkabıyı elinden bıraktı ve Ebu Muhammed'in başına sarılıp onu öpmeye başladı. İman kardeşliğinin manasını görünce ve "Müminler ancak kardeştir" ayetinin pratik uygulamasını bizzat yaşayınca kalbindeki o ağır keder dağılıp gitti.
Allah seni korusun ey Ebu Muhammed. İsmini zikretmekten sadece bazı sebeplerden dolayı kaçınıyorum, yoksa Ürdün'deki pek çok takipçimiz onu tanıyacaktır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum kardeşlerim: Kendi vatanından uzakta olan Müslüman kardeşlerimize sevgimizi ve saygımızı hissettirmek, kırılan kalplerini onarmak ve bu yapay sınırların bizim için hiçbir anlam ifade etmediğini onlara göstermek, Allah'a yakınlaşmak için vesile kıldığımız bir ibadettir.
Eğer düşmanımız ümmetimizin gövdesini parçaladıysa, bize düşen görev düşmanlarımızın planlarına göre hareket etmek değil, güzel söz ve iyi muamele ile bu gövdenin yaralarını sarmaya çalışmaktır. Hangi ülkeden olursa olsun, birisi kötülük yaparsa, hiç kimse başkasının günahından sorumlu tutulamaz.
Allah'tan Müslümanların birliğini sağlamasını ve hallerini düzeltmesini niyaz ediyoruz. Allah'ın selamı üzerinize olsun.