Bilimsel Makalelerde Neler Oluyor?!
Konu öncelikle akademisyenleri, üniversite öğrencilerini ve bilimsel araştırmaya ilgi duyanları ilgilendiriyor ancak içinde önemli dersler de barındırıyor.
Konu öncelikle akademisyenleri, üniversite öğrencilerini ve bilimsel araştırmaya ilgi duyanları ilgilendiriyor ancak içinde önemli dersler de barındırıyor.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. İki hafta önce, tıp alanından meslektaşlarımın katıldığı "Bilimsel Makale Eleştirisi" üzerine bir atölye çalışması düzenlemiştim. Orada bilimsel yazımın temelleri, metodoloji, sonuçlara dayalı doğru çıkarımlar yapma ve benzeri konular hakkında konuştum.
Bahsettiğim konulardan biri de son zamanlarda bilimsel dergilerdeki yayıncılık sürecinde yaşanan kaos ortamıydı. Öyle ki, saygın olduğu varsayılan dergilerde yayınlanan bazı bilimsel makalelerde tuhaf hatalara rastlıyorsunuz. Allah'ın hikmetiyle, son zamanlarda hakemli dergilerde yayınlanmış, içinde biraz da komik hatalar barındıran iki makale örneği dikkatimi çekti.
Birinci örnek bilimsel bir dergiden -tıp alanı dışında bir araştırma olsa da dikkat çekici- giriş bölümüne indiğinizde, ChatGPT veya Bard gibi yapay zeka araçlarını kullananların aşina olduğu o malum ifade sizi durduruyor. Bu ifade, makalenin tamamı olmasa bile bu bölümün yapay zeka tarafından yazıldığını kanıtlıyor; yazarlar ise en azından bu ifadeyi silmek için metni yeniden okuma zahmetine bile katlanmamışlar.
Bu araştırmadaki garip durum şu ki; yazar sayısına baktığımızda çok sayıda isim görüyoruz. "Yazar Katkı Beyanı" bölümünde, yazma ve düzenleme görevi üstlenen dört yazarın yanı sıra, dergi tarafından atanan ve birden fazla olması gereken hakemler ile dergi kadrosunun kendisi bulunuyor. Tüm bu insanların gözünden bu ifade nasıl kaçtı ve makale bu şekilde nasıl yayınlandı, anlamak güç!
Bu derginin "Etki Faktörü"ne baktığınızda 6.2 olduğunu görüyorsunuz ki bu nispeten yüksek bir değerdir. Ayrıca, açık erişim için dergiye ödenen "Makale Yayın Ücreti" 2360 dolara kadar çıkmaktadır.
Diğer örnek ise bir bilimsel makale; tartışma bölümüne -yani sonuçtan önceki en can alıcı kısma- indiğinizde, söz birdenbire kesiliyor ve İngilizce olarak şu ara cümle karşınıza çıkıyor: "Çok üzgünüm ancak bir yapay zeka dil modeli olduğum için gerçek zamanlı bilgilere veya hastaya özel verilere erişimim yok..."
Burada model, bir yapay zeka modeli olduğu için güncel bilgilere erişimi olmadığını açıkça itiraf ediyor. İşin trajikomik yanı, bu makalenin işgal altındaki topraklarda (ki orası iddia ettikleri gibi "İsrail" değil, Müslümanların toprağıdır) bulunan "Hadassah Hastanesi" ve "İbrani Üniversitesi" gibi sözde saygın kurumlar tarafından, Amerika'daki "Harvard Tıp Fakültesi" ile iş birliği içinde çıkarılmış olmasıdır. Buna rağmen böylesine gülünç bir hataya düşmüşler.
Hassasiyet adına belirtmek gerekirse, bu makale (Vaka Sunumu) tamamen yapay zeka ile yazılmamış olabilir, ancak bazı bölümlerinde ondan yardım alınmış ve bu bariz kusur ortaya çıkmıştır.
Değerli dostlar, asıl mesele şudur; bu sözleri neden söylüyorum? Bu iki örnekten birkaç ders çıkarılabilir:
Bilimsel makalelere karşı eleştirel bir okuma becerisine sahip olmalı ve içinde yazan her şeyi olduğu gibi kabul etmemeliyiz. Birisi çıkıp "Bunlar yazım hatasıdır, sonuçların doğruluğuna gölge düşürmez" diyebilir; ancak bu doğru değildir. Çünkü bu durum bir tür umursamazlık ve dikkatsizlik göstergesidir. Eğer yazarlar ve hakemler göz önündeki metni okurken bu kadar dikkatsizlerse, verilerle ve sonuçlarla uğraşırken ne kadar titiz olduklarına nasıl güvenebiliriz?
Bilimsel dergilerde yayın yapma meselesi büyük ölçüde kapitalist bir "iş" haline gelmiştir ve bu durum son yıllarda daha da artmıştır. Örneğin, saygın Nature dergisinde iki yıl önce yayın ücretleri 11.500 dolara kadar ulaşıyordu.
Bu nedenle biz Müslümanlar olarak, elimizden geldiğince kendi dergilerimizde yayın yapmayı teşvik etmeliyiz. Kendi ülkenizde dürüst Müslümanların yönettiği yerel bir dergi bulabilirsiniz; belki "Etki Faktörü" düşüktür, ancak biz ona değer vermezsek o dergi asla yükselemez. Yayıncılar ve dergi sahipleri olarak, dergilerimizin seviyesini yükseltmek ve uluslararası sıralamalara girmek için iş birliği yapmalı, bu kapitalist açgözlülüğü beslememeliyiz.
Bilimsel makalelerde sıkça "bedavacı yolcular" denilen bir durum yaşanır; makaleye hiçbir katkısı olmayan bir doktorun veya araştırmacının ismi, sadece "sen benim ismimi yaz, ben de seninkini yazayım" mantığıyla eklenir. Bu, bilimsel dürüstlük eksikliğidir. Bir makalenin üzerinde çok sayıda isim olmasına rağmen içinde ilkel hataların bulunması bazen bununla açıklanır; çünkü kimse metni gerçekten okumamış veya denetlememiş, işi yapması için yapay zekaya güvenmişlerdir.
Biz Müslümanlar olarak bilimle ilgilenmeli ve yeniden bilimin öncüleri ve efendileri olmaya çalışmalıyız. Çünkü biz bu yeryüzünde halifeleriz ve Peygamberinin (Allah'ın selamı ve salatı onun üzerine olsun) şöyle buyurduğu bir ümmetiz: "Allah, biriniz bir iş yaptığı zaman onu en sağlam ve en güzel şekilde (itkan ile) yapmasını sever." Biz liyakat, sağlam iş yapma ve bilimsel emanet ümmetiyiz. Dışarıdan bize gelen, doğrunun yanlışla, değerlinin değersizle karıştığı her şeye körü körüne güvenmemeliyiz.
Sizinle paylaşmak istediğim kısa bir değerlendirmeydi. Allah Teala'dan bizlere bilimin derinliklerine dalmayı ve insanlara faydalı olmayı nasip etmesini dileriz. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.