İnsani Fıtrat ve İlahi İşletim Sistemi
Allah'ın izniyle, kendisinden sonrakilere temel oluşturacak kaideyi inşa etmeye başlıyoruz; bizi Allah'ın varlığına götüren şey nedir? Bu, fıtrat ve akıldır. Başlangıçta fıtri delillerden bahsedeceğiz.
Fıtrat Nedir?
Bu kelimeyi sıkça duyarız, peki ne anlama gelir? Ve Yüce Allah'ın varlığına nasıl delalet eder?
Fıtrat; insanın ruhuna emanet edilmiş, büyümesi ve çevresiyle etkileşimi sırasında etkileri ortaya çıkan güçler ve dürtülerdir. Bu süreç, bebeğin emmek için annesinin memesini kavramasından başlar, ardından hakikatlere ve doğru ahlaka yönelmesiyle devam eder.
İnsan fıtratı, bilgisayarın "İşletim Sistemi"ne (Operating System) benzetilebilir. Bu işletim sisteminin, sağlıklı bir insan ortaya çıkarmak için birbiriyle yardımlaşan ve uyum sağlayan bileşenleri vardır. Yüce Allah'ın şu sözüne dikkat edin: "Biz insanı en güzel biçimde yarattık." En güzel biçim, insanın yaratılış gayesini gerçekleştirmesi için gerekli olan fıtri bileşenleri de kapsar.
Fıtri Paketin Bileşenleri
İnsana bir Yaratıcıya ihtiyaç duyduğunu hissettiren ve zor zamanlarda O'na sığınmasını sağlayan bu fıtrattır. Allah, insana fıtrat yoluyla "akli zaruretleri" ilham etmiştir ki insan bununla Yaratıcının hitabını ve sorumluluklarını anlar. Yine fıtrat, insanı varoluş amacını ve ölümden sonraki akıbetini sorgulamaya yönlendirir; bu da Yaratıcının emrini arayıp onunla amel etmek için itici bir güç oluşturur.
Fıtrat ayrıca şunları da içerir:
- Ahlaki Eğilim: İyilik ve adalete yönelik fıtri bir sevgi, kötülük ve zulme karşı ise bir nefret duyulmasıdır ki bu, Yaratıcının şeriatındaki emirleriyle uyumludur.
- Özgür İrade: Yüce Allah'ın "Biz ona iki yolu (hayır ve şerri) gösterdik" buyurduğu gibi, kişinin eylemlerinde seçici olduğunu hissetmesidir.
- Temel İçgüdüler: Annelik içgüdüsü ve hayatta kalma arzusu gibi yaşamını sürdürmesi için gerekli olan duygulardır.
Fıtratın bu geniş tanımının benzerini İmam İbn Aşur'un "Et-Tahrir ve't-Tenvir" adlı eserinde bulabilirsiniz. Dolayısıyla fıtrat, bir amaç uğruna çalışan sağlıklı bir insan üretmek için mucizevi bir şekilde yardımlaşan "fıtri bir pakettir".
İnsanın yolculuğu sırasında bazı şeyler fıtratın üzerini örtebilir; insan fıtratıyla mücadele edebilir ve onun çağrısına kulaklarını tıkayabilir. Çünkü fıtrat, ateistler için rastgele biyokimyasal etkileşimlerin ötesinde, irade ve ilim sahibi yüce bir gücün dışarıdan müdahalesi anlamına gelir.
Ateistlerin içine düştüğü durum, size şöyle diyen birinin durumuna benzer: "Bu bilgisayar tamamen tesadüfen oluştu, parçaları bir yapıcı olmadan birleşip uyum sağladı, onu sadece şiddetli rüzgarlar bir araya getirdi." Eğer bilgisayarı açtığımızda içinde tam, uyumlu bir işletim sistemi ve her birinin bir amacı olan programlar bulursak; ey ateist, bu programların varlığını nasıl açıklarsın?
Eğer "donanım" (beden) hakkındaki gülünç yalanını yutsak bile, cihazdaki bu "yazılımın" (ruh ve fıtrat) varlığını nasıl açıklayacaksın? Saf biyolojik-kimyasal etkileşimler, rastgele mutasyonlar ve doğal seçilim -diyelim ki bir insan yarattı- onun zihnine ve ruhuna bu uyumlu ve yönlendirilmiş paketi yerleştirme gücünü nereden buldu? Ve her yeni doğan nefiste bu paketin tekrarlanmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Ateist Düşüncenin Tutarsızlığı
Bazı ateistler bu çıkmazı itiraf etmiştir. Bunlardan biri, "Zihin ve Kozmos" adlı ünlü kitabında bilinç, algı ve değerlerden bahseden ancak buna rağmen ateist kalmaya devam eden İngiliz filozof Thomas Nagel'dir.
Genel ateist kitlesi ise iki seçenek arasında gidip gelmiştir:
- Bu bileşenlerin fıtri olduğunu inkar etmek: Bunları sadece eğitimin ve sosyal çevrenin etkileri olarak görmek.
- Bunlara maddi açıklamalar bulmaya çalışmak: Her iki taraf da şaşkınlık, çelişki ve mantıksızlık bataklığına saplanmıştır.
Sonuç
Bu, fıtratın tanımı ve ateistlerin bu konudaki genel sorunsalı üzerine bir açıklamaydı. Gelecek bölümlerde, ateistlerin bahsedilen fıtrat bileşenlerinin her biriyle ilgili içine düştükleri zavallı durumları göreceğiz. Öyle ki sonunda tüm kalbinizle şöyle diyeceksiniz: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık."
Şunu da belirtmeliyim ki, bu bölümlerde Mühendis Abdullah el-Aceyri'nin -Allah onu korusun- "Gündüz Mumları" kitabından çokça istifade ettim. Bir sonraki bölümümüz Allah'ın izniyle "Dindarlık Eğilimi" üzerine olacak, bizimle kalın.