Allah'ın selamı üzerinize olsun. İnsanlar arasında "Gazze gerçek bir cehennemi yaşıyor" sözü çokça zikrediliyor. Daha önce de Batılı ve İsrailli siyasetçiler "Gazze'ye cehennem kapılarını açacağız" demişlerdi.
Gazze'nin yaşadıkları, dağları bile eritecek türden dehşetler ve zorluklardır; hiç bitmeyen bir ızdıraptır. Kardeşlerimiz için ne kadar dertlensek ve içimiz yansa da, hayatlarımıza devam ederken bu acının boyutunu tam olarak hissedemiyoruz. İnsan, bu acı karşısında konuşamaz hale geliyor, dili tutuluyor; ancak Gazze'deki kardeşlerimiz pusulayı onlara çevirmemizi istedikleri için biz de hatırlatmaya devam ediyoruz.
Kardeşlerim, şunu hatırlatmalıyız ki; kardeşlerimizin başına ne gelirse gelsin, hiçbir şey gerçek cehennem gibi değildir. İnsanların azabı, Allah'ın azabı gibi olamaz. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"O gün O'nun (Allah'ın) edeceği azabı kimse edemez. O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz."
Bu kafir suçluların cehennemdeki azabı ve bağlanacakları zincirler, dünyadaki hiçbir azaba veya bağa benzemez. Gazze'deki kardeşlerimiz için -Allah onları şehit olarak kabul etsin- ölmeden önce bin kez öldükleri söylense de ve bu durum iki yıldır sürse de; buna karşılık Allah, düşmanlarının sonunu şöyle tarif eder:
"İnkar edenlere ise cehennem ateşi vardır. Ne ölmelerine karar verilir ki ölsünler, ne de kendilerinden cehennemin azabı hafifletilir. İşte biz, her nankörü böyle cezalandırırız."
Bu durum bir yıl, iki yıl veya yüz-iki yüz yıl değil, kesintisiz olarak sonsuza dek sürecektir. Ateşin bekçisi olan Malik'e şöyle yalvaracaklar: "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin (bizi öldürsün)." Onlara şu cevap verilecek: "Siz burada kalıcısınız."
Yüce Allah şöyle buyurur: "İnsanlardan öyleleri vardır ki, 'Allah'a inandık' derler; ama Allah yolunda bir eziyete uğratıldıkları zaman, insanların fitnesini (baskısını) Allah'ın azabı gibi tutarlar."
Hayır, Allah'a yemin olsun ki; kafirler birine ne kadar işkence ederse etsin, onu yurdundan etsin veya aç bıraksın, bunların hiçbiri Allah'ın azabı gibi değildir. O gün boyunlarında demir halkalar ve zincirlerle sürükleneceklerdir:
"Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler; kaynar suyun içinde, sonra da ateşte yakılacaklar."
Önce kaynar suda sürüklenecekler, sonra ateşin yakıtı olmaları için oraya atılacaklar. Yemek isteyecekler, peki yemekleri ne olacak?
"Şüphesiz zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir. Erimiş maden gibidir, karınlarda kaynar; kaynar suyun kaynaması gibi. (Allah görevlilere der ki:) 'Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başının üzerine azap olarak kaynar su dökün!'"
Sonra ona aşağılayarak şöyle denir: "Tad bakalım! Hani sen kendince çok üstündün, çok şerefliydin!"
Sen başkandın, sen bakandın, takım elbise ve kravat giyerdin; uçaklarının ve füzelerinin hareket emrini veren, klimalı salonlarda oturup binaların bombalanmasını ve bedenlerin kömürleşmesini keyifle izleyendin.
Elbette benim amacım "Gazze cehennemi yaşıyor" gibi edebi ifadelerin fıkhi tartışmasını yapmak değildir. Şüphesiz ki bu söylediklerimiz, düşmanları cehenneme girecek diye Gazze'de yaşanan dehşet karşısında sessiz kalabileceğimiz anlamına gelmez.
Ancak bu sözleri, zihinlerde kötü düşünceler oluşmasın diye ve o kafir suçlular ne kadar azgınlık yaparlarsa yapsınlar onlara hak ettiklerinden fazla değer verilmesin diye söylüyoruz. Bu, kardeşlerimize bir sabır mesajıdır; Allah onlara ferahlık versin, bize onlara yardım etmeyi nasip etsin, onları savunanlara zafer versin, düşmanlarına karşı gönüllere şifa versin, onları muvaffak kılsın ve onlara karşı kışkırtanları rezil etsin.
Bu sözleri, ahiret yurdunu ve onun adalet terazilerini hatırlatmak için söylüyoruz: "Ahirette ise çetin bir azap, Allah'tan bir bağışlanma ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir faydalanmadan başka bir şey değildir."
Ve tekrar: "O gün O'nun edeceği azabı kimse edemez. O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz."
Bu kafir suçluların karşılaşacağı şeylerin aksine, müminlere şöyle denilecektir: "Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! Kullarımın arasına katıl ve cennetime gir!"
Allah sizleri, ey Gazze halkı, kıyamet günü bu yüce nidayı işitenlerden eylesin. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.