Cehennem Değil
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi ===== Twitter Hesabı https://twitter.com/Dr_EyadQun
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi ===== Twitter Hesabı https://twitter.com/Dr_EyadQun
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
İnsanlar arasında "Gazze gerçek bir cehennemi yaşıyor" sözü çokça tekrarlanıyor. Daha önce Batılı ve İsrailli siyasetçiler de "Gazze'ye cehennemin kapılarını açacağız" demişlerdi. Gazze'nin yaşadıkları, dağları eritecek kadar büyük dehşetler ve zorluklardır; bizler kardeşlerimiz için ne kadar dertlensek ve içimiz yansa da, hayatımıza devam ederken boyutunu tam olarak hissedemediğimiz bitmek bilmeyen bir acıdır.
İçimizden her biri, hissettiği acı karşısında konuşamaz hale geliyor; ancak Gazze'deki kardeşlerimizin kendileri, pusulayı onlara çevirmemizi istedikleri için hatırlatmaya devam ediyoruz.
Kardeşlerim, hatırlatmak istediğimiz hususlardan biri şudur: Kardeşlerimizin başına ne gelirse gelsin, hiçbir şey gerçek cehennem gibi değildir; çünkü insanların azabı Allah'ın azabı gibi olamaz. Allah, o suçlu kafirlerin cehennemdeki azabını ve bağlanacakları zincirleri vasf ederken, dünyada hiçbir azabın ve hiçbir bağın onun gibi olmayacağını bildirmiştir.
Gazze'deki kardeşlerimiz için -Allah onları şehit olarak kabul etsin- "ölmeden önce bin kez ölüyorlar" denilse de ve bu durum iki yıla uzanmış olsa da; buna karşılık Allah, düşmanlarının akıbetini cehennem ateşi olarak tanımlar: "Onlar hakkında hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız."
Bu durum bir yıl, iki yıl, yüz veya iki yüz yıl değil; kesintisiz olarak sonsuza dek sürecektir. Ateşin bekçisi Malik'e şöyle yalvaracaklar: "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin (bizi öldürsün)!" Malik ise onlara şu cevabı verecektir: "Siz burada kalıcısınız."
Allah Teala şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan öyleleri vardır ki, 'Allah'a inandık' derler; ama Allah yolunda bir eziyete uğratıldıkları zaman, insanların fitnesini (zulmünü) Allah'ın azabı gibi tutarlar." Hayır, Allah'a yemin olsun ki, kafirler birine işkence, sürgün ve açlıkla ne kadar zulmederlerse etsinler, bunların hiçbiri Allah'ın azabı gibi değildir. Orada boyunlarında demir halkalar olacak ve yiyecekleri şöyle olacaktır: "Şüphesiz zakkum ağacı, günahkarların yiyeceğidir. Erimiş maden gibidir, karınlarda kaynar; kaynar suyun kaynaması gibi. Onu tutun da cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başının üzerine azap olarak kaynar su dökün! Tat bakalım! Hani sen kendince çok üstündün, çok şerefliydin!"
Sen başkansın, sen bakansın, takım elbise ve kravat giyen sensin; uçaklarının ve füzelerinin hareket emrini veren, klimalı salonlarda oturup binaların bombalanmasını ve bedenlerin kömürleşmesini keyifle ve hınçla izleyen sensin; işte senin sonun budur.
Elbette benim meselem, "Gazze cehennemi yaşıyor" gibi edebi ifadelerin fıkhi tartışmasını yapmak değildir. Şüphesiz ve kesinlikle belirtmek gerekir ki, tüm bu söylediklerimiz, düşmanları cehenneme girecek diye Gazze'de yaşanan dehşetlere karşı sessiz kalabileceğimiz anlamına gelmez.
Ancak biz bu sözleri; suizanda bulunulmasın, o suçlu kafirler ne kadar azgınlık yaparlarsa yapsınlar gözde çok büyütülmesin ve kardeşlerimize bir sabır olsun diye söylüyoruz. Allah onlara çıkış yolu nasip etsin; onlara ve onları savunan herkese yardım etmede bizlere güç versin, düşmanlarına karşı gönüllere şifa versin, onları muvaffak kılsın ve onlara karşı kışkırtıcılık yapanları rezil etsin.
Bu sözleri, ahiret yurdunu ve oradaki adalet terazilerini hatırlatmak için söylüyoruz: "Ahirette ise şiddetli bir azap, Allah'tan bir bağışlanma ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir faydalanmadan başka bir şey değildir." Ve yine: "O gün Allah'ın vereceği azabı kimse veremez. O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz."
O suçlu kafirlerin karşılaşacağı şeye karşılık müminlere şöyle denilecektir: "Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! Seçkin kullarımın arasına katıl ve cennetime gir!"
Ey Gazze halkı! Allah sizi kıyamet gününde bu yüce nidayı işitenlerden eylesin. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.