Diriliş Sahnesinden Kalbi Titreten Bir Duruş
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi ===== Twitter Hesabı https://twitter.com/Dr_EyadQun
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi ===== Twitter Hesabı https://twitter.com/Dr_EyadQun
Diriliş anı geldiğinde, müminler ve kafirler bir aradadır; sonra ayrışma ve hüküm anı başlar. Yüce Allah şöyle buyurur: "Ey günahkarlar! Bugün şöyle ayrılın!" Yani müminlerden kopup ayrılın.
Ardından ilahi azarlama gelir: "Ey Âdemoğulları! Ben size, 'Şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır' dememiş miydim? Ve 'Bana kulluk edin, doğru yol budur' diye bildirmemiş miydim? Andolsun ki o, sizden pek çok nesli saptırdı. Hiç akıl etmiyor muydunuz?"
Belki "Ben şeytana tapmadım!" diyeceksiniz. Hayır, vallahi o size vesvese verdiğinde ona itaat ederek, Alemlerin Rabbine dil uzatmaya cüret ederek şeytana taptınız. O an aklınız neredeydi? Yaratıcıya isyan ederken idrakiniz neredeydi?
Bu heybetli sahne, inkar edenlerin ve isyan edenlerin sonunu tasvir ederek devam eder: "İşte bu, size vaat edilen cehennemdir! İnkar etmeniz sebebiyle bugün girin oraya!"
Belki dünyadayken inanmıyordunuz ya da şüphe içindeydiniz, ancak şimdi o gerçek gözlerinizin önündedir. O gün artık inkar etmeye veya yalan söylemeye yer yoktur: "O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder."
Yüce Allah, nimetleri bir göz kırpması kadar kısa sürede geri almaya kadirdir: "Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yol bulmak için yarışırlardı; fakat nasıl göreceklerdi? Dileseydik oldukları yerde mahiyetlerini değiştirirdik de ne ileri gidebilirler ne de geri dönebilirlerdi."
Eğer Allah dileseydi, gözlerinizi dümdüz ederdi de hiçbir şey göremezdiniz; dileseydi sizi olduğunuz yerde başka bir varlığa dönüştürürdü. Allah, herhangi bir nimeti her an sizden alabilir.
Ey gençliğine ve gücüne aldanan, spor salonlarına gidip kas yapan ve sonra Alemlerin Rabbine dil uzatmaya cüret eden kişi; sonunu hatırla: "Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılışta tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hiç akıl etmiyorlar mı?"
Yaşlanıp elden ayaktan düştüğünde, taşınan bir yük haline geldiğinde, birinin seni temizlemesine ve tuvalete gitmene yardım etmesine muhtaç kaldığında; o gücün nerede olacak? Akıl etmiyor musun?
Allah bize, hizmetimize sunduğu hayvanlar gibi sayısız nimetlerini hatırlatır: "Görmediler mi ki biz onlar için ellerimizin yaptıklarından (kudretimizle) nice hayvanlar yarattık da onlara sahip oluyorlar. Onları kendilerine boyun eğdirdik; bir kısmına binerler, bir kısmını da yerler. Onlarda kendileri için daha nice faydalar ve içecekler vardır. Hala şükretmeyecekler mi?"
Ey dine ve Rabbe söven kişi! Kaç öğün et yedin? Kaç çeşit süt ve peynir içip yedin? Tüm bu menfaatleri Allah senin hizmetine sundu; şükretmek yerine senden küfür ve nankörlük çıkıyor!
Ey insan, aslına bir bak: "İnsan görmedi mi ki, biz onu bir nutfeden (bir damla sudan) yarattık da, o şimdi apaçık bir hasım kesildi?"
Aslın idrar yolundan çıkan bir damla su iken, nasıl olur da bugün isyanını haykıran ve Alemlerin Rabbi ile çekişen bir düşman olursun? Kendini Allah'a denk mi sanıyorsun?
İnsan, kendi yaratılışını ve acizliğini unutarak misaller vermeye kalkar: "Kendi yaratılışını unutarak bize bir misal getirdi: 'Çürümüş gitmiş bu kemikleri kim diriltecek?' dedi. De ki: 'Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her türlü yaratmayı hakkıyla bilendir.'"
Seni ilk kez yoktan var eden, kemiklerin un ufak olduktan sonra da seni geri getirmeye kadirdir. Evrendeki Allah'ın ayetlerine bak: "O, size yeşil ağaçtan ateş çıkarandır; işte ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya kadir değil midir? Elbette kadirdir; O, her şeyi yaratan ve her şeyi bilendir."
Şüphesiz bu, Allah için çok kolaydır: "O, bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri sadece ona 'Ol!' demektir, o da hemen oluverir. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah eksikliklerden uzaktır. Siz de O'na döndürüleceksiniz."