Buna rağmen, Allah'a hamdolsun ve O'nun lütfuyla, bir gün bile Allah'ın takdirine isyan etmedim. Dün bana: "Babacığım, Allah'ın lütfuyla bana cennetten ve onun güzelliğinden bahseden ayetler oku" diyordu. Önceki gün, hastalık akciğerlerini bitirdiği için nefes darlığı nöbetleri geçirdi; o boğulur gibi olduğu anlarda bile: "Allah'tan başka ilah yoktur, ey Allah'ım, ey Rabbim, Allah'a hamdolsun, Allah'tan başka ilah yoktur" diyordu.
Vallahi ben, Yüce Allah hakkında, özellikle de henüz çocuk yaşta ve sorumlu olmayan bir kız çocuğunu ikramıyla ödüllendireceğinden başka bir şey düşünmüyorum. Allah hakkında sadece O'nun ona ikramda bulunacağını zannediyorum.
Artık benim ve ailem için görev çok kolaylaştı: Cennette onunla buluşabilmek için amellerimizi güzelleştirmek. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "İman eden ve soyları da iman ile kendilerine uyanların soylarını da kendilerine kattık. Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına karşılık bir rehinedir."
Ancak vallahi, çocuklarının eğitiminde kusur eden ve onlardan birinin günah veya küfür üzere öldüğünü gören bir babayı hayal bile edemiyorum. Vallahi başını yastığa nasıl koyabildiğini anlayamıyorum. Böyle birinin derin bir pişmanlık duymaya hakkı vardır; çünkü bu, bir daha asla buluşması olmayan bir ayrılık olabilir; biri sonsuza dek cennette, diğeri ise sonsuza dek cehennemde. Vallahi asıl pişmanlık budur.
"De ki: Asıl hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin, işte apaçık hüsran budur." İnsan cehennemde kendisini ve ailesini kaybedebilir, birbirlerinden ayrılabilirler. Ya da kendisi cennetteyken onlar cehennemde olabilir, Allah korusun, bu büyük bir emanettir.
Vallahi, kızımdan ayrıldığım için duyduğum üzüntü kadar, Allah'ın onun hayatını bu hal üzere, O'nun lütfu ve rahmetiyle sonlandırmış olmasından dolayı daha büyük bir huzur, güven ve mutluluk duyuyorum.
Bu konuda kardeşlerim, tekrar ediyorum ve vurguluyorum; Peygamber Efendimiz (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) amcasından o kelimeyi koparmaya çalışıyordu: "Amca, bir kelime söyle ki kıyamet günü Allah katında senin lehine şahitlik edeyim." Kurumuş dudaklarından o kelimeyi çıkarmasını istiyordu: "Allah'ın sana merhamet etmesini umuyorum, Allah'tan başka ilah yoktur de." Peygamber Efendimiz (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun), kendisini savunan, canıyla, malıyla ve çocuklarıyla ona siper olan bu amcasıyla cennette buluşmayı çok istiyordu. Fakat o, Abdülmuttalib'in dini üzere öldü. Vallahi bu gerçekten çok acı verici, şahsen ben buna dayanamazdım.
Hamdolsun, beni kızımın isyan etmeden, sabrederek ve razı olarak ölmesiyle onurlandıran Allah'a hamdolsun. Kendinden geçtiği anlarda bile uyanıp: "Öğle namazını kılmadım mı? Hayır, öğleyi kılmalıyım" diyordu. Allah'ın lütfuyla tesettürüne ve hayasına çok düşkündü. Allah'ın emrinin hafife alındığını görmekten çok rahatsız olur ve öfkelenirdi. "Babacığım bak dindarlar hakkında ne diyorlar, babacığım bak İslam hakkında neler söylüyorlar" derdi.
Allah'a olan hüsnüzannım odur ki, O ona ikramda bulunacaktır. Vallahi Allah'ın komşuluğu, ona bizim komşuluğumuzdan daha hayırlıdır. Benim görevim artık, ona kavuşmak için geri kalan ve vallahi çok kısa olan şu vakitte amellerimi güzelleştirmektir.
Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun, katılımınız için Allah hepinizden razı olsun. Allah'tan, sevdiklerinize hidayet vermesini ve sizi onlarla birlikte, hiçbir hesap ve azap görmeden en yüce cennet olan Firdevs'te toplamasını niyaz ediyorum. Allah'ın selamı ve bereketi Peygamberimiz Muhammed'in, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.