Dr. Eyad Qunaibi - Şeriatın zaferi için - 4. Bölüm
Facebook kişisel sayfası: https://www.facebook.com/EyadQunaibi4
Twitter hesabı: @EYADQUNAIBI Google hesabı gplus.to\eyadqunaibi
Facebook kişisel sayfası: https://www.facebook.com/EyadQunaibi4
Twitter hesabı: @EYADQUNAIBI Google hesabı gplus.to\eyadqunaibi
İtiraz eden kardeşler, "kademelilik" adını verdikleri bir kavramdan bahsediyorlar ve bugün öne sürülen kademeli geçişin doğruluğuna dair Siyer-i Nebi ve Şeriat'tan deliller getiriyorlar. Sanki ben bu kademeli geçişi reddederek, onların sunduğu bu delillere karşı çıkıyormuşum gibi bir algı oluşuyor. Konuyu daha detaylı açıklamak gerekirse; kardeşlerin delil olarak öne sürdüğü hususlar aslında şu iki durumun dışına çıkmaz:
Şeriatın sunulmasında önceliklerin sıralanmasına gelince; Peygamberin (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) Muaz'ı Yemen'e gönderirken ona önce insanları Kelime-i Şehadet'e, sonra namaza, sonra da zekata davet etmesini emretmesini delil getirirler.
Şeriatın gereği olarak bir hükmün durdurulmasına gelince; kıtlık yılında aç ve yoksul kalan hırsız hakkında hırsızlık cezasının (had) uygulanmaması veya İslam hükümetinin gücü yetmediği ve yerine getiremediği bazı kötülükleri engelleme görevlerini o an için düşürmesi buna örnektir.
Şunu belirtmek isterim ki; ben bu durumların hiçbirini inkar etmiyorum. Aksine, Allah'ın izniyle gelecek bölümlerde bunların meşruiyetini açıklayacağım. Ben, yeni kurulan bir İslam devletinin toplumu ilk günden itibaren tamamen İslami bir yapıya kavuşturması, tüm kötülükleri bir kalem darbesiyle yok etmesi ve tüm cephelerde aynı anda savaşa girmesi gerektiğini söylemiyorum.
Ancak aynı zamanda şunu da söylüyorum: Kardeşlerimin öne sürdüğü hiçbir şey, bugünlerde çağrısı yapılan "gayrimeşru kademeliliğin" delili değildir. Bizim eleştirdiğimiz ve meşru olmadığını söylediğimiz kademelilik, şu sorunlardan birini veya daha fazlasını barındıran yaklaşımdır:
Öne sürülen kademeli geçişteki sorunlar bunlardır ve Allah Teala'nın izniyle her birinin gayrimeşruiyetini açıklamak için özel bir bölüm ayıracağız.
Bu konu oldukça geniş ve çok yönlüdür. Bu nedenle, şüpheleri tek tek yanıtlamak ve ardından ümmetin izlemesi gereken şer'i çözümü ortaya koymak için konuyu küçük parçalara ayırmak zorunludur.
Şu an belirli bir plan dahilinde ilerliyorum. İtirazı olan kardeşlerden, yeni bir şüphe ortaya atarak acele etmek yerine, özellikle sunduğum "kısmi konuyu" tartışmalarını rica ediyorum. Örneğin: İlk bölümde, toplumun sorunlarının Şeriat uygulanmadan çözülemeyeceğini açıklamıştım. Beni tartışan kişiden beklenen, bu noktaya odaklanmasıdır; bu noktayı bırakıp "Ömer'in (Allah ondan razı olsun) hırsızlık cezasını askıya alması" konusuna atlamamasıdır. Çünkü bu, sırası geldiğinde ele alınacak başka bir şüphedir. Meseleleri kopuk ve parça parça tartışırsak, konunun hakkını veremeyiz ve tren raydan çıkar.
Aynı şekilde ikinci bölümde, yöneticinin toplumsal, ekonomik ve siyasi hükümleri yürürlüğe koymaya ihtiyaç duyacağını; eğer bir kısmında Şeriat'a uygun hükmederken diğerlerinde (Şeriat'ı tam bir merci olarak kabul etmezse) Allah'ın indirdiğinin dışındakilerle hükmedeceğini açıklamıştım. İtiraz edenin, cevabın metodolojik olması için tam olarak bu noktayı tartışmasını bekliyorum.
Bu düzen olmaksızın, sağlam temellere dayalı bütüncül bir sunuma ulaşamayız. Çok acele edenler için şunu söyleyeyim: Eskiden "Tavizler Fıkhı" başlığı altında bir hutbe serisi vermiştim (El-Furkan sitesinde mevcuttur). Acele eden kardeş oraya başvurabilir; bu, öne sürdüğü şüphelerin bir cevabı olduğu konusunda onu rahatlatabilir.
Kardeşlerim, konu ümmetin krizi, kurtuluş yolu ve hayatı Allah'ın şeriatına boyun eğdirerek O'na kulluğu gerçekleştirme meselesidir. Mesele, her iki dünyanın saadeti ile ilgilidir ve bizden çaba ve sabır göstermemizi hak etmektedir.
Sözün özü: Sahada öne sürülen kademelilik için getirilen deliller, gerçekte onun delili değildir. Aksine bunlar, önceliklerin sıralanmasına veya acziyet nedeniyle hükümlerin düşmesine dair delillerdir. Öne sürülen kademelilikteki aksaklıkları Allah'ın izniyle nokta nokta açıklayacağız.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.