Ensar'ın Ahdi ve İlk Fedakarlıkları
Mübarek hicretten önce Ensar, Allah'ın elçisine -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- Medine'ye geldiğinde onu koruyacaklarına ve ona yardım edeceklerine dair söz verdiler. Onlar, bu yardımın tüm Arapların düşmanlığını kazanmalarına, en hayırlılarının öldürülmesine ve kılıçların bedenlerine saplanmasına mal olacağını biliyorlardı.
Buna rağmen bu fedakarlıklara hazırlandılar ve Allah'ın elçisine -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- net bir soru sordular: "Ey Allah'ın elçisi, bizimle diğer insanlar arasında bağlar var ve biz onları koparacağız -Arap kabileleriyle olan ilişkilerini ve antlaşmalarını kastediyorlardı-. Eğer biz bunu yaparsak ve sonra Allah seni galip kılarsa, kavmine dönüp bizi bırakır mısın?"
Allah'ın elçisi -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- gülümsedi ve şöyle buyurdu:
"Hayır, kanınız kanımdır, yıkımınız yıkımımdır. Ben sizdenim, siz de bendensiniz. Sizin savaştığınızla savaşır, barış yaptığınızla barış yaparım."
Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun, onlara hicret etti; onun gelişiyle Medine'nin her köşesi ve oradakilerin kalpleri aydınlandı. Olaylarla dolu sekiz yıl geçti; bu süreçte Ensar, beklendiği gibi kuşatmalara, tüm Arap kabilelerinin düşmanlığına ve en hayırlı liderlerinin şehit edilmesine maruz kaldı.
Mekke'nin Fethi ve Huneyn Gazvesi
Sonra Allah'ın elçisi -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun-, Muhacir ve Ensar'dan oluşan aslanlarıyla Mekke'yi fethetti. Bunun üzerine Yarımada'daki müşrikler harekete geçip Peygamber ile savaşmak için toplandılar. Peygamber, neredeyse ordusunun yok edileceği "Huneyn Savaşı"na çıktı; ancak o -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- öyle bir sebat gösterdi ki, Ensar geri dönüp etrafını sardı ve Allah onlara zafer nasip edene kadar onunla birlikte savaştılar.
Allah'ın elçisi -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- müşriklerin mallarını ganimet olarak aldı ve sıra ganimetlerin dağıtılmasına geldi. Allah'ın elçisi -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun-, Mekke'nin dünkü düşmanlarına -Müslüman olanlara ve hala müşrik kalanlara- kalplerini İslam'a ısındırmak için muazzam bağışlar yaptı. Muhacirlerin fakirlerine de verdi, ancak Ensar'a hiçbir şey vermedi!
Ensar'ın Hüznü ve Seçilmiş Elçi'nin Vefası
Ensar'ın kalplerine hüzün sızdı ve acı içinde sordular: "Allah'ın elçisi fedakarlıklarımızı görmedi mi? Allah'ın elçisi Mekke'de ailesine kavuşunca onları bize tercih mi etti? Allah'ın elçisi Mekke'de mi kalacak ve biz onsuz dönünce Medine kararacak mı?"
Peygamber -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- onların üzüntüsünü ve sitemini öğrendiğinde ne yaptı? Sakallarını gözyaşlarıyla ıslatana kadar onlara hangi yüce sözleri söyledi? Sonra nasıl oldu da başkalarının elde ettiği ganimetlere ve dünyaya dönüp bakmadan büyük bir sevinçle geri döndüler?
Sizler için bu muazzam ve etkileyici duruşu, bu soruların cevaplarını içeren "Vefanın En Güzel Hikayeleri" başlıklı bölümü "Allah'ın Elçisini Nasıl Sevdim?" podcastinden derledik. Videonun bağlantısı profil açıklamasında veya yorumlardadır, mutlaka izleyin. Esen kalın.