Evlerimiz: Depremlere Karşı Dayanamazlarsa Sorumlu Kim?
Buluşma Girişi
Sunucu: Allah'ın adıyla, Allah'a hamd olsun, Allah'ın elçisine salat ve selam olsun. Değerli kardeşlerim, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Bugün sizlere, otuz üç yıldır derin bir kardeşlik bağıyla bağlı olduğum en yakın dostum Mühendis Halid Deruze'yi tanıtmak istiyorum. Hoş geldin ey İbrahim'in babası.
Mühendis Halid: Hoş bulduk sevgili kardeşim, ey Faruk'un babası.
Sunucu: 1993 yılında Halid ile birlikte Ürdün Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ne girdik; ben Eczacılık Fakültesi'ndeydim, o ise Mühendislik Fakültesi'ndeydi. Daha sonra Ürdün Üniversitesi'ne geçti ve bölümünü ikincilikle bitirdi, maşallah. Şu an kendisine ait bir mühendislik ofisi var.
Halid ile cuma namazlarına birlikte gideriz. Deprem olaylarından sonra bana, hepimiz için önemli olduğunu hissettiğim bilgiler verdi. Ben de bu bilgileri size aktarmak istedim; özellikle de son dönemde üzerinde durulmayan çok önemli bir boyutu eklediği için. Daha önce kaza ve kadere rıza göstermenin, sabretmenin imani yönünden bahsetmiştik. Ancak yaşananların maddi sebeplerini anlamak ve hasarın boyutunu artıran insani bir ihmal olup olmadığını bilmek gibi çok önemli bir boyut daha vardır. Bu, suçlunun cezadan kaçmaması içindir.
Eğer konuşmamızı sadece rıza boyutuyla sınırlandırırsak, bazıları ihmallerini ve emanete hıyanetlerini yükleyecekleri bir "bahane" bulabilirler. Sebeplere sarılmamızı engelleyecek olumsuz bir şekilde "ne yapalım, kaza ve kader" diyebilirler.
Yapısal Tasarımda Mühendislik Deneyimi
Sunucu: Sana ilk sorum ey Halid: İşinin mahiyeti ve deneyimin nedir?
Mühendis Halid: Öncelikle ben bir inşaat mühendisiyim. İşimin mahiyeti esas olarak yapısal tasarım dünyasına, yani her türlü bina ve tesisin taşıyıcı sistem inşasına odaklanmaktadır. Yaklaşık 25 yıllık bir deneyimim var. Bu süre zarfında yüzlerce yapının tasarımı yapıldı; bunların bir kısmında işim, projeleri incelemek, onaylamak ve bazen maliyetleri düşürmek veya kalitesini artırmak için yeniden tasarlamak üzerineydi. Çalışmalarımız Ürdün'den Irak'a, Suudi Arabistan'a, Körfez ülkelerine, Yemen'e, Cezayir'e, Libya'ya ve birçok Afrika ülkesine kadar uzanmaktadır.
Türkiye ve Suriye Depremi Felaketi Önlenebilir miydi?
Sunucu: Türkiye ve Suriye'de meydana gelen deprem, zararları önlenemez doğal bir felaket miydi? Yoksa bu devasa kayıpları azaltmak mümkün müydü?
Mühendis Halid: Elbette bu çok büyük bir felakettir ve deprem dünya çapında çok güçlü depremler sınıfına girmektedir. Ancak tereddüt etmeden söylenebilir ki, özellikle binaların sakinlerinin üzerine yıkılmasıyla ilgili o devasa yıkıcı etkilerin çoğundan kaçınmak mümkündü.
"Deprem etkilerine dayanıklı yapı tasarımı bilimi" adında özel bir bilim dalı vardır. Bu bilimin kitapları, uluslararası yönetmelikleri ve yeryüzünün her bölgesi için deprem haritaları mevcuttur. Üniversitelerdeki öğrenciler bu bilimlerin temellerini okurlar. Dolayısıyla binaların deprem tasarımı işin temelidir.
Deprem Nedir ve Binaları Nasıl Etkiler?
Mühendis Halid: Yer kabuğu tek bir parça değildir, aksine "fay" adı verilen boşluklarla ayrılmış yedi ana levhadan oluşur. Bu levhalar, yerin derinliklerinden yayılan ısı sonucunda sürekli hareket ederler. İçlerinde biriken gerilmeleri boşaltmaları gerekir; bu durumda bir kırılma veya ani bir kayma meydana gelir ve buradan "deprem dalgası" yayılır.
Bir inşaat mühendisinin deprem kuvvetini hesaplamak için dayandığı faktörler vardır:
- Fay Hatlarına Yakınlık veya Uzaklık: Bina fay merkezine ne kadar yakınsa etkisi o kadar büyük olur. Bölgemizde örneğin "Ölü Deniz Fayı" ve "Anadolu Fayı" bulunmaktadır.
- Zemin Yapısı: Deprem kuvveti zemin türünden etkilenir; gevşek ve zayıf zeminler depremin etkisini katlarken, sert kayalık zeminler daha dayanıklı ve güvenlidir. Kayalık zeminde kazı yapmak maliyetli olsa da, daha sonra temel boyutlarından tasarruf sağlar.
- Yapının Önemi: Hastaneler, sivil savunma merkezleri ve okullar, felaketten sonra hizmetlerinin devam etmesini sağlamak için normal konut binalarından daha yüksek deprem kuvvetlerine göre tasarlanmalıdır.
Mühendisin Simülasyon ve Tasarımdaki Rolü
Mühendis Halid: Tasarımcı mühendisin, kolonları, perdeleri, kirişleri ve temelleri temsil eden "üç boyutlu bir model" aracılığıyla binanın simülasyonunu yapması gerekir. Ardından binaya deprem kuvvetini uygular ve her bir elemanın davranışını inceler.
Depreme dayanıklı en ünlü sistemlerden biri, binayı güçlendiren ve deprem dalgasının neden olduğu sallantıya binanın yıkılmadan veya kaplama malzemeleri ile camların insanların üzerine düşmeden dayanmasını sağlayan "betonarme perdelerin" (asansör kuyusu ve merdiven duvarları gibi) kullanılmasıdır.
Mühendislik Denetimi: Gerçekler ve Beklentiler
Sunucu: Mühendislik ofisleri bu tasarıma uymak zorunda mı? Ve bu gerçekten uygulanıyor mu?
Mühendis Halid: Bu durum ülkeden ülkeye değişiyor; bazı ülkeler mühendisi teorik olarak zorunlu tutuyor ancak nihai ürünü denetlemiyor. Bizim ülkelerimizde arzuladığımız en iyi durum, projeleri denetleyen ve tarafsızlıklarını etkileyebilecek dış işlerde çalışmak zorunda kalmamaları için maddi olarak tatmin edilmiş, yetkin kadrolar atayan denetleyici kurumların (odalar veya belediyeler) bulunmasıdır.
Çok önemli olan bir diğer husus ise projelerin onaylanmasından sonrası, yani "uygulama" aşamasıdır. Sahada uygulananın onaylı projelere uygun olduğundan emin olmak için sıkı bir denetim olmalıdır. Maalesef bazen maliyetten tasarruf etmek için denetim birimi ile mal sahibi arasında demir miktarını azaltmak veya taşıyıcı sistemi değiştirmek konusunda "iş birliği" yapılıyor ve işte felaket o zaman kopuyor.
Richter Ölçeği ile Mercalli Ölçeği Arasındaki Fark
Sunucu: Halid, deprem gücünü ölçmek için "Mercalli" ölçeğinden bahsettiğini hatırlıyorum. Biz "Richter" ölçeğini duymaya alışığız, aralarındaki farkı açıklayabilir misin?
Mühendis Halid: Gerçekten de aralarında temel bir fark var:
- Richter Ölçeği: Depremin "büyüklüğünü", yani yerin derinliklerindeki deprem merkezinden yayılan enerji miktarını ölçer. 7 Richter dediğimizde, derinliği veya etkileri ne olursa olsun açığa çıkan enerjiyi tanımlarız.
- Mercalli Ölçeği: Depremin "şiddetini" ve yer kabuğunun yüzeyinde görülen yıkıcı etkilerini ölçer ve 12 dereceden oluşur.
Mühendis Halid: Farkı gerçek örneklerle açıklamak gerekirse:
- Akabe Depremi (1995): Büyüklüğü 7.3 Richter idi ancak merkezi denizin uzaklarındaydı (Akabe'nin 80 km güneyi), bu yüzden etkileri hafifti ve can kayıpları çok sınırlı kaldı.
- Fas Agadir Depremi (1960): Büyüklüğü sadece 5.7 Richter idi (Akabe depremine kıyasla küçük), ancak yüzeye çok yakındı. Bu durum 15 bin insanın ölmesine ve şehrin yıkılmasına neden oldu. Bu deprem Mercalli ölçeğine göre 12. derece (en üst derece) olarak sınıflandırıldı.
Dolayısıyla, gerçek yıkımın boyutunu (Mercalli) belirleyen şey sadece açığa çıkan enerji rakamı (Richter) değil; binaların kalitesi, depremin yeri ve derinliğidir.
Son Türkiye Depreminde Emanete İhanet
Sunucu: Türkiye'nin "Anadolu Fay Hattı" üzerinde yer alan bilinen bir deprem bölgesi olduğu göz önüne alındığında, bu durum hesaba katıldı mı? Ve neden felaket bu denli büyük bir boyuta ulaştı?
Mühendis Halid: Deprem şüphesiz çok şiddetliydi, ancak yıkılan binaların tasarım ve uygulama aşamalarında ciddi bir sorun olduğu açıkça görüldü. Bunun en kesin kanıtı, Türk hükümeti tarafından inşa edilen "TOKI konutlarıdır"; afet bölgelerindeki bu binaların hiçbirinde tek bir yıkım yaşanmadığı gibi, yapısal bir sorunla da karşılaşılmadı. Çünkü bu binalar yüksek kaliteyle ve titiz bir denetimle inşa edildi.
Buna karşılık, hemen yanlarındaki binaların yerle bir olması, bu özel yapıların inşasında insani bir ihmal ve emanete ihanet olduğunu teyit etmektedir. Olayın kader boyutu üzerinde çok duruldu, ancak işin insani ve suç teşkil eden boyutu hak ettiği kadar tartışılmadı.
Suç Ortakları: Sorumlu Kim?
Sunucu: Ölüler, evsiz kalanlar ve yetimlerle dolu bu devasa trajedide, insani açıdan bu suçun ortakları kimlerdir?
Mühendis Halid: Suçlular çoktur ve beş ana grupta özetlenebilir:
- Birinci Suçlu: Tasarımcı Mühendis; İşinde Allah'tan korkmayan, ya yönetmelikleri bilmediği ve kendini geliştirmediği için ya da kasıtlı ihmali ve yeterli çabayı göstermediği için hatalı olan kişidir. Depreme dayanıklı bir bina tasarlamak haftalarca süren simülasyon ve hesaplama gerektirir; bunu birkaç saatte bitirdiğini iddia eden kişi insanları aldatıyordur.
- İkinci Suçlu: Yatırımcı veya Bina Sahibi; Sadece kârını artırmayı düşünen, mühendisten biri ruhsat için "göstermelik", diğeri ise demir ve beton miktarını azaltmak için "yönetmeliğe aykırı" uygulama projesi olmak üzere iki tasarım isteyen ve insanların canını hiçe sayan kişidir.
- Üçüncü Suçlu: Denetçi Mühendis; Sadece "sayı tamamlamak" için orada bulunan, projeyi fiilen takip etmeyen, müteahhidin dilediğini yapmasına ve kaliteden ödün vermesine göz yuman kişidir.
- Dördüncü Suçlu: Onaylayan Mühendis; Ya yetersizliği nedeniyle ya da torpil, kayırmacılık veya rüşvet sebebiyle projeleri gerçek bir inceleme yapmadan onaylayan kişidir.
- Beşinci Suçlu: Üst Denetim Kurumları; Bu denetçileri kontrol etmeyen, usulsüz projeleri geçirmeleri için onlara baskı yapan veya onları yolsuzluktan uzak tutacak yeterli geliri sağlamayan mercilerdir.
Sunucu: Ben bunlara bu "aldatma" sistemine katkıda bulunan herkesi ekliyorum; oğluna sınav cevaplarını ezberleten anneden, oğlunu yeteneği olmayan bir bölüme zorlayan babaya, yetersiz öğrencileri mezun eden üniversitelere kadar. Bunların hepsi, gelecekte cahilliğiyle insanları öldürecek olan "başarısız bir mühendisin" yetişmesinde suç ortağıdır.
Aydınlık Yüz ve Umut
Sunucu: Tablo tamamen karanlık mı? Yoksa onurlu örnekler var mı?
Mühendis Halid: Manzara ne kadar karanlık olsa da bir ışık var. Allah'tan korkan ve en küçük detayı bile inceleyen mühendisler var; şartnameleri değiştirmeyi reddettikleri için işten kovulan ama sabredip mükafatını Allah'tan bekleyen denetçiler var; kendileri oturmayacak olsalar bile can güvenliği için mühendisten binayı "daha sağlam" yapmasını isteyen bina sahipleri var.
Sonuç ve Tavsiye
Sunucu: Değerli dostlar, kaza ve kaderi hatalarımıza "kılıf" yapmamız doğru değildir. Eğer kapıyı açık bırakırsak ve hırsız çalarsa, sadece "bu Allah'ın takdiridir" demekle yetinemeyiz; suçlunun elinden tutmalı ve kapıya sağlam bir kilit vurmalıyız.
Bugün Allah'ın takdirine itiraz edenlerin birçoğu, kendi uzmanlık alanlarında ve işlerindeki ihmalleriyle aslında bu suçun ortağı olabilirler. Tıp, canla ilgili olan tek meslek değildir; mühendisin bir hatası, 800 kişinin üzerine çöken sözde "Cennetten bir köşe" binasında gördüğümüz gibi, yüzlerce canın bir anda yitip gitmesine neden olabilir.
Mühendis Halid Derruze'ye bu değerli bilgiler için teşekkür ediyoruz. Allah'tan bizleri bu bilgilerden faydalandırmasını ve emaneti hakkıyla yerine getirenlerden eylemesini niyaz ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.