Filistin'deki CEDAW Kurumlarının Gerçeği
Değerli dostlar, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Filistin halkı arasında Batı tarafından finanse edilen kurumlar için "NGO'lar" (Sivil Toplum Kuruluşları) ismi yaygınlaşmıştır. Ancak kötü şöhretli "CEDAW" sözleşmesinin ortaya çıkmasından ve bu fonlanan kurumların, halkın genel reddine rağmen bu sözleşmeye verdikleri desteğin belirginleşmesinden sonra, bölge halkı bunları "CEDAW'cı Kurumlar" olarak adlandırmaya başlamıştır.
Peki, Filistin halkına savaş ilan eden bu kurumların gerçek yüzü nedir? Bu halka karşı yürüttükleri savaşta kime güveniyorlar? Bu buluşmada, Allah'ın izniyle, bu kurumlar hakkında bazı sarsıcı gerçekleri sunacağız; bu yüzden sonuna kadar sabırla dinleyin.
CEDAW'cı Kurumların Tanımı ve Çalışma Alanları
İlk olarak; hak örgütleri, araştırma ve istatistik merkezleri, rehberlik kurumları, aile planlama dernekleri, kırsal kesimlerde, ihmal edilmiş bölgelerde ve bedeviler arasında çalışan kurumlar ile birçok medya kuruluşu ve daha nicesi "NGO" adı altında toplanmaktadır. Bunların tamamı bizim "CEDAW'cı Kurumlar" dediğimiz yapıya dahildir.
Özellikle Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) projeleriyle ilgilenen kurumlar bu kapsamdadır. Bu fon, Batılı fikir ve kavramları yaymak amacıyla toplumdaki pek çok faaliyet ve girişimi finanse etmektedir.
Yabancı Finansman Hakkında Rakamlar ve İstatistikler
Najah Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi ve eski bölüm başkanı Dr. Bekir Yasin Şetiye, Filistin bölgelerindeki sivil toplum kuruluşu sayısının 3000'e ulaştığını; bunların 2200'ünün Batı Şeria'da, 800'ünün ise Gazze Şeridi'nde olduğunu belirtmektedir.
Resmi hükümet tahminlerine göre bu kurumlara yönelik yabancı finansmanın 1 milyar doları aştığını, Sivil Toplum Kuruluşları İşleri Kurumu'nun tahminlerine göre ise bu kurumlara ulaşan toplam miktarın 1 milyar 600 milyon doları geçtiğini ifade etmektedir.
Kadın Merkezlerinin Finansmanından Örnekler
Bu kurumların finansmanından bazı örneklere bakalım:
- Kadın İşleri Merkezi (Gazze): 2018 yılında 1 milyon 138 bin dolar, 2017 yılında ise 1 milyon 37 bin dolar almıştır. Bu gelirler Gazze Şeridi'ne pompalanırken, halkın yararına olan yeniden imar ve temel ihtiyaçlar engellenmekte; yardımlar sadece Batılı kavramları yayan işlerle sınırlandırılmaktadır.
- Kadınlar İçin Hukuki ve Sosyal Danışmanlık Merkezi: Randa Siniora tarafından yönetilen bu merkez, 2019 yılında çeşitli taraflardan 1 milyon 900 bin dolar ve aynı yıl Avrupa Birliği'nden 2 milyon euro almıştır. Finansmanının 2011'deki 2 milyon dolardan yıllık 4 milyon doların üzerine çıktığını görüyoruz; bu artış, fıtrata ve dine yönelik saldırının boyutuyla paraleldir.
- Kadın Araştırmaları Merkezi: Samia Bamieh tarafından yönetilen bu merkez, 7. sınıftan 11. sınıfa kadar okullara sokulan kötü şöhretli "Kız Çocuklarının Evlendirilmesine Karşı Mücadele Rehberi"ni hazırlayan merkezdir. 2014 yılında 700 bin dolardan fazla fon almıştır.
- Miftah Merkezi: Hanan Ashrawi başkanlığındaki bu merkez, 2021 yılında 1 milyon 700 bin dolar almış ve uzun vadeli finansman planları kapsamında yüz binlerce euro elde etmiştir.
Büyükelçilikler ve Konsolosluklarla Doğrudan İlişki
Bu kurumların büyükelçiliklerle olan bağı açıkça görülmektedir. Alman Temsilciliği ve Fransız Konsolosluğu, okullara sokulan o rehberi denetleyen kadın merkezi müdürlerinden birine ödül vermiştir.
Ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "Al-Haq" kurumu müdürüyle görüşmüş; İngiltere Başkonsolosu Diane Corner ise Gazze'deki "Toplumsal Cinsiyet" aktivistleriyle bir araya gelmiştir. İngiliz, İsveç, Avusturya ve Fransız konsoloslarıyla yapılan bu sık görüşmeler, bu kurumların dış gündemleri uygulama araçları olarak çalıştığını kanıtlamaktadır. Bu durum, büyükelçiliklerin ve temsilciliklerin genellikle bilgi toplama ve istihbarat yuvaları olduğu gerçeğiyle birleşince, finansman ilişkilerini şüpheli kılmaktadır.
Ahlaki Gündemler ve Uluslararası Raporlar
"Kadınlar İçin Hukuki ve Sosyal Danışmanlık Merkezi", uluslararası CEDAW komitesine raporlar sunarak Filistin halkının şunlara zorlanmasını talep etmektedir:
- Zina ve kürtajın serbest bırakılması.
- Lezbiyen, biseksüel ve "queer" bireylerin korunması.
Bu tavsiyelere yönelik halk tepkisine rağmen, merkezler cömert finansman akışının devam etmesini sağlamak için bunlara bağlı kalmaktadır. Ayrıca "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Forumu", Filistin halkını yerel toplumdan korumak için "uluslararası adalet" dedikleri Batı'ya başvurmakla tehdit etmektedir.
CEDAW'cı Kurumların Topluma Müdahale Alanları
Bir sonraki başlıkta size bu kurumların çalışmalarından örnekler sunuyorum: Eğitim müfredatına, ders dışı etkinliklere ve yasaların çıkarılmasına müdahale ediyorlar. Ayrıca kadınlar, gençler, engelliler ve hastalar gibi farklı gruplarla iletişim kurarak, bozuk sistem içerisindeki ihtiyaçlarını suistimal edip inançlarını değiştirmeye çalışıyor ve onları aldatıcı başlıklar altında kendi tuzaklarına çekiyorlar.
Bu kurumlar her zaman bireylerin olumsuz davranışlarını İslam'a yamamaya çalışmakta, bu münferit vakaları genelleyip kalıplaştırmaktadır. Yabancılara periyodik raporlar sunmanın yanı sıra, "Toplumsal Cinsiyet" (Gender) adı altında tüm kurumlara, merkezlere ve okullara sızmaktadırlar.
Devlet Kurumlarına ve Mahkemelere Sızma
Bu kurumlar gündemlerini birkaç kanal üzerinden yürütmektedir:
- Sağlık Sistemi: Projelerini "Üreme Sağlığı" projeleri olarak adlandırmaktadırlar.
- Şer'i ve Nizami Mahkemeler: Toplumsal cinsiyet üzerine dersler vermekte ve aile mahkemelerinde kadın ve çocuklarla ilgili uyuşmazlıklara müdahale ederek onları dinden uzaklaştırmaya çalışmaktadırlar.
- Vakıflar: "Farkındalık" adı verdikleri seminerlerle müftüler, davetçiler ve vaizlerle bir araya gelmektedirler.
CEDAW'cı kurumlar, kadınları ve genç kızları çekmek amacıyla "psikolojik destek oturumları" veya "sevk yolları ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet eğitimleri" gibi kurnazca ve aldatıcı başlıklar kullanmaktadır. İçeriğe baktığımızda ise işgalciyle normalleşme içinde olduklarını görüyoruz; Siyonistlerin Gazze'ye yönelik savaşlarını, sanki mesele mübarek topraklara yönelik bir saldırı değil de basit bir anlaşmazlıkmış gibi "son gerginlik" olarak nitelendirmektedirler.
Çocukların ve Okulların Hedef Alınması
Çalışmalarının bir diğer örneği de okullarda dağıttıkları kitapçıklardır. Örneğin, Allah'ın Resulü'ne (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) ve Kur'an-ı Kerim ayetlerine dil uzatan "İş Ahlakı Kitapçığı" bunlardan biridir. Aynı şekilde "Kız Çocuklarının Evlendirilmesine Karşı Mücadele Rehberi"nin kapağında, evlenmemiş bir kız neşeli gösterilirken; anne ve evli kadın figürü korkmuş, dehşete düşmüş ve ağlar halde resmedilmiştir. Bu, çocuklarımıza fıtri evliliğe karşı durmaları için verilen açık bir mesajdır.
İslam Şeriatına Karşı Açık Tutum
Son eksende, uluslararası ve Batılı platformlardaki açıklamaları aracılığıyla İslam'a karşı takındıkları gerçek tutumu ortaya çıkarıyoruz; zira buralarda Filistin'e ve halkına karşı savaşlarını ilan etmektedirler:
- Özel Hayatın Mahremiyetini Hedef Almak: Yetkilerinin "yatak odalarına" ve ibadethanelere kadar girdiğini açıkça ifade ediyorlar. Hayatın her alanına dokunan "Medeni Hal Kanunu"nu değiştirmeye odaklanıyorlar.
- Şeriatı Bir Engel Olarak Görmek: İslam şeriatından uzak yasalar çıkarılmasını talep ediyorlar. "Şeriat kılıfına büründürülmüş yasaların" toplumsal cinsiyete dayalı zulmün temeli olduğunu iddia ediyorlar ve uluslararası haklar söylemini benimseyen "laik bir ağ" kurmaya çalışıyorlar.
- Karma Eğitimi Yaygınlaştırmak: Okullarda karma eğitime ilkokulun ilk sınıflarından itibaren başladıklarıyla ve bunu Filistin'in çeşitli şehir ve köylerinde yaygınlaştırmakla övünüyorlar. Ergenler arasındaki ilişkilerin küresel yaklaşıma uygun olması gerektiğini savunuyorlar.
- Finansmanı Savunmak: Yabancı fonları kabul etmelerini, "ajan" olmadıklarını ve hesaplarının para otoriteleri ile bankalar tarafından denetlendiğini söyleyerek gerekçelendiriyorlar; böylece bu şüpheli sızmayı meşrulaştırmaya çalışıyorlar.
Sonuç ve Umut
Ey aziz dostlar, Batı'ya bağlı bu kurumlar ne kadar destek ve finansman alırsa alsın, zafer ve üstünlük ümmetindir. Yeise düşmeye de İslam kavramlarını savunmaktan geri adım atmaya da yer yoktur. Bizler mutlaka muzaffer olacağız; biz sadece bu zaferde kendimize bir yer bulmaya çalışıyoruz.
Yüce Allah şöyle buyurur: "Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir mükafat vardır."
Yüce Allah ayrıca şöyle buyurur: "Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlar için üzülme, kurdukları tuzaklardan dolayı da sıkıntıya düşme. Şüphesiz Allah, takva sahipleriyle ve iyilik yapanlarla beraberdir." Yüce Allah doğruyu söyledi.