Kardeşlerim, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Eğer yüz somun ekmeğimiz olsa ve bunu yüz kişiye paylaştırsak, her birine ne kadar düşer? Bir ekmek. Peki, bunu nüfusu on milyon olan bir ülkeye paylaştırsak, her birine ne kadar düşer? Küçük bir kırıntı. Peki, bunu dünya nüfusuna -yaklaşık dokuz milyar insana- paylaştırsak, her birine çıplak gözle görülmeyecek kadar küçük bir zerre düşer.
Peki, bu yüz ekmeği sonsuz sayıda insana bölersek, her birinin payı "matematiksel sıfır" olacaktır. Bu, matematikte bilinen bir kuraldır: Bir sayı ne kadar büyük olursa olsun, onu sonsuzluğa bölerseniz sonuç matematiksel sıfıra eşit olur. İşte dünyanın ahirete göre durumu da böyledir; dünya ne kadar uzarsa uzasın, ne kadar sürerse sürsün, ahiretin yanında matematiksel bir sıfırdır.
Bunu neden söylüyorum? Çünkü Gazze'de, Sudan'da ve dünyanın dört bir yanında kardeşlerimizin başına gelenleri gördüğümüz zorlu bir dönemden geçiyoruz. Bazen mevcut gerçekliğin içine saplanıp kalıyoruz, anlık olaylar bizi yutuyor ve birçoğumuz: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyor, bazılarımız ise: "Adalet nerede?" diye soruyor. Bu dünyanın bir mükafat yeri değil, bir imtihan yurdu olduğunu unutuyoruz.
Hatta ahiretten önce, dünyaya baksak bile, tüm bu zorbalık, azgınlık ve suçların sayfası, tıpkı geçmiş kavimlerin sayfaları gibi bir gün kapanacaktır. O günlerde de müminler acı çekiyordu; Hendek ashabı ateşe atıldığında şüphesiz öncesinde ve o anlarda acı çektiler. Ancak şimdi onlara işkence edenler cehennemde, önce kabir azabında sonra da cehennem ateşindeler; müminler ise kabirlerinde nimet içindeler ve sonra sonsuza dek cennette olacaklar.
Şuara Suresi'ni çok severim; onun muazzam bir heybeti ve güzelliği vardır. Çünkü bu sure, azgınlık eden, haddi aşan, yeryüzünde bozgunculuk çıkaran ve her şeye güçlerinin yeteceğini sanan kavimlerden bahseder. Sonra ecelleri geldiğinde Allah onların sayfasını kapatır ve şöyle buyurur: "Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir."
Firavun ne kadar da zorbalık yapmıştı! İlahlık taslayıp "Ben sizin en yüce rabbinizim" demiş ve İsrailoğullarına yapacağını yapmıştı; erkek çocuklarını öldürüp kadınlarını sağ bırakmıştı. Nuh'un kavmi, dokuz yüz elli yıl boyunca Nuh'u yalanladı, onunla ve yanındakilerle alay etti. Sonra vakitleri geldi ve suda boğuldular: "Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir."
Ardından gelenler: Ad, Semud, Lut kavmi, Eyke halkı... Allah her birinin kıssasını ve onları nasıl helak ettiğini anlatır, sayfalarını kapatır ve şöyle buyurur: "Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir."
Bugünün suçlularının da sayfası bir gün kapanacaktır. "İnkar edenlerin refah içinde diyar diyar gezip dolaşması seni aldatmasın." Ve ağaçların, taşların gördükleri bunca suçtan sonra dile gelip: "Ey mümin, ey Allah'ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi var, gel ve onu cezalandır" diyeceği gün gelecektir; hayır, bu hak olanın gerçekleşmesi için söylenmiş bir hak sözdür.
İnsanlara diyoruz ki: Zulme elinizle, dilinizle ve gücünüz yettiğince kalbinizle karşı koyun. Kardeşlerinize var gücünüzle yardım edin, suçlulardan uzak durun ve onların safında yer almayın. Eğer bu yolda size bir meşakkat dokunur ve üzülürseniz, unutmayın ki bu dünya "matematiksel bir sıfırdır". Ahirette ise şiddetli bir azap, Allah'tan bir bağışlanma ve rıza vardır.
Değerli dostlar, şunu hatırlayın: "Haberiniz olsun, Allah'ın malı pahalıdır; haberiniz olsun, Allah'ın malı cennettir." Cennetteki bu sonsuz ve bitmek bilmeyen ebediyetin bir bedeli vardır; Allah'a ulaşmanın bir bedeli vardır. Yakıldığını, uzuvlarının kesildiğini, öldürüldüğünü ve bedenlerinin parçalandığını gördüğünüz kardeşleriniz; onlar cennete bir kez girip çıktıklarında tüm bu yaşadıklarını unutacaklar. Bu sadece bir anlık girişle olacaksa, ya orada sonsuza dek kalmak nasıldır?
"Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz."
Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.