Bölüm Girişi ve Selamlama
Allah'ın Elçisi'ne salat ve selam olsun. Değerli kardeşlerim, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. "Her Şey İçin Bir Açıklama" adlı yarışmamızın bugünkü bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Başlarken, dün yapılan yarışmanın kazananlarını duyurmak istiyorum:
- Birinci Soru: Kardeşimiz Muhammed İsam ve kardeşimiz Muhammed Mühenned Adil kazandı.
- İkinci Soru: Kardeşimiz Muad Debbara.
- Üçüncü Soru: Kardeşimiz Salih Ali.
- Dördüncü Soru: Kız kardeşimiz Sirin Ali.
Dünkü yarışmanın kazananları bunlardır. Belirttiğim gibi, Allah'ın izniyle sonunda puanları toplayacağız ve en yüksek puanı alan kişiye sembolik bir hediye göndereceğiz.
Bugün sizlerle inşallah altı sorumuz olacak. Talebiniz üzerine, karışıklığı önlemek için yorumlar ve cevaplar görsel paylaşımlar yerine doğrudan canlı yayın üzerinden alınacaktır. Hazır olun kardeşlerim, ilk soruyla başlıyoruz.
Birinci Soru: Kısasta Adalet
Soru Metni: Aşiret kavgalarında Allah'ın dininden sapmanın bir tezahürü de, kendilerinden biri öldürüldüğünde, katilin aşiretinden daha yüksek makamda birini veya birden fazla kişiyi öldürmeye çalışmalarıdır. Bu kişilere hitap eden ve Allah Teala'nın onları bundan nehyettiğini açıklayan bir ayet belirtiniz.
Doğru cevap (Afganistan'dan) kardeşimiz Ebu Zeyneb Berhami tarafından verildi. Bu cevap, Allah Azze ve Celle'nin şu sözüdür: "Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın..." [Bakara Suresi: 178].
Eğitsel Yorum:
Cahiliye döneminde, Şeyh Tahir bin Aşur'un "et-Tahrir ve't-Tenvir" adlı eserinde belirttiği gibi, "kanlarda denkleştirme" adı verilen bir ilkeleri vardı; yani soylu birinin kanı, birçok kişinin kanına bedel sayılırdı. İşte bu ayet, buna bir sınır getirmek için gelmiştir. Buradaki "Size kısas farz kılındı" ifadesi, namaz gibi her durumda yerine getirilmesi gereken bireysel bir zorunluluk değil; "Eğer kısas yapmak isterseniz, adalete bağlı kalmalısınız; bir erkeğe karşılık ancak katili olan erkek, bir kadına karşılık ancak katili olan kadın öldürülür" anlamındadır.
Kurtubi'nin dediği gibi: "Bir hür, bir hürü öldürürse, katilin kanı maktulün kanına denktir ve kısas başkasından değil, sadece ondan alınır." Peygamber'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) şu sözü de bu anlamdadır: "Müslümanların kanları birbirine eşittir." Hiçbir kanın diğerine üstünlüğü yoktur ve herkes Allah'ın şeriatı önünde eşittir.
İkinci Soru: Husumet Anında Allah'ın Ayetlerini Hafife Almak
Soru Metni: İnsanlar arasında, tartıştıklarında öfkeli olduklarını ve karşı tarafın bu muameleyi hak ettiğini bahane ederek, husumetle başa çıkma konusundaki Allah'ın emirlerine kör bakmaları yaygındır. Allah'ın bu davranışı, Kendi emir ve yasaklarını hafife almak olarak nitelendirdiği korkutucu bir ayeti belirtiniz; öyle ki mesele iki hasım arasındaki bir durumdan çıkıp Allah Sübhanehu ile olan bir muameleye dönüşsün.
Bu soruyu (Mısır'dan) kız kardeşimiz Dua Receb cevapladı. Ayet, boşanma hükümleri bağlamında Allah Teala'nın şu sözüdür: "Allah'ın ayetlerini eğlenceye (alay konusu) almayın." [Bakara Suresi: 231].
Eğitsel Yorum:
Ayet, Allah Teala'nın şu sözünden sonra gelmiştir: "Kadınları boşadığınızda, onlar da bekleme sürelerini bitirdiklerinde, ya onları iyilikle tutun ya da iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz etmek için onlara zarar verecek şekilde tutmayın." İmam Kurtubi, bir adamın karısını boşadığını, bekleme süresi bitmeye yakınken sırf ona zarar vermek ve başkasıyla evlenmesini engellemek amacıyla ona geri döndüğünü, bunun üzerine "Allah'ın ayetlerini eğlenceye almayın" ayetinin indiğini belirtir.
Allah'ın ayetleriyle alay eden kişi, onları bir kenara atan ve onlarla amel etmeyen kişidir. Bu, toplumlarımızda üzücü bir gerçektir; boşanma ve eşler arası husumet meselelerinde bazıları, öfkeyi bahane ederek sanki Kur'an hiç inmemiş gibi davranıyor. Unutmayın ki husumette haddi aşmak, Allah'ın ayetlerini, emirlerini ve yasaklarını hafife almaktır.
Üçüncü Soru: Bayramlar İsyan Değil, Şükür Mevsimleridir
Soru Metni: İslam'da bayramlar, hidayet ve ibadete muvaffak kılındığı için Allah Teala'ya şükretme mevsimleridir; bozguncuların istediği gibi isyan ve gaflet mevsimleri değildir. Bu anlamı ifade eden bir ayet belirtiniz.
Kız kardeşimiz Ayşe el-Hariri, Allah Teala'nın şu sözüyle doğrudan cevap verdi: "Bu, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu gösterdiğine karşılık Allah'ı yüceltmeniz içindir. Umulur ki şükredersiniz." [Bakara Suresi: 185].
Eğitsel Yorum:
Bayram tekbirleri (Allah en büyüktür, hamd çokça Allah'adır), aslında bizi oruç ve kıyam ibadetine muvaffak kıldığı için Allah Azze ve Celle'ye bir şükürdür. Ramazan Bayramı, Ramazan ayı için bir şükür; Kurban Bayramı ise Zilhicce'nin on günündeki hidayet için bir şükürdür.
Bayram gecesi çarşıların durumu beni üzüyor; buralar bazıları için haram bakışların ve şehvetlerin mevsimine dönüşüyor. Her genç erkek ve kadına diyorum ki: Bu gecede Allah'ın nişanelerini yüceltin, çünkü "Bu böyledir; kim Allah'ın nişanelerini yüceltirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır."
İlk Üç Soru Üzerine Bir Değerlendirme
Geçtiğimiz üç sorunun ortak noktası nedir? Ortak nokta, her durumda Allah'a itaat etmenin gerekliliğidir; şiddetli öfke anında (kısasta olduğu gibi), husumet anında (boşanmada olduğu gibi) ve sevinç anında (bayramlarda olduğu gibi) O'na itaat etmektir.
İslam, Allah Teala'ya tam bir boyun eğme, duyguları ve tepkileri O'na tabi kılmadır. Müslüman, "sinirliyim", "öfkeliyim" veya "eğlenmek istiyorum" diyerek Allah'a isyan etmeyi kendisine mazeret göstermez. Ubade bin Samit'ten (Allah ondan razı olsun) rivayet edilen ve üzerinde ittifak edilen hadiste şöyle demiştir: "Allah'ın Elçisi'ne (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun); zorlukta ve kolaylıkta, sevinçli ve kederli anlarımızda dinleyip itaat etmek üzere biat ettik."
Dördüncü Soru: İslam ve Kadının Fıtri İhtiyaçları
Soru Metni: İslam, erkeğin fıtri ihtiyaçlarını gözettiği gibi kadınınkileri de gözetmiştir. Evliliğin amaçlarından biri, feminist akımların iddia ettiği gibi İslam'ın 'erkek egemen' bir din olması değil, her iki taraf için de huzur ve psikolojik istikrarı sağlamaktır. Buna delalet eden bir ayet belirtiniz.
Kardeşimiz Mühenned Hamza (Suriye'den) şu kerim ayetle cevap verdi: "Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz." [Bakara Suresi: 187].
Eğitsel Yorum:
Bu ayet, Allah Teala'nın şu sözü bağlamında gelmiştir: "Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı." "Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz" ifadesinin anlamı, eşlerin her birinin diğeri için sükunet, huzur, psikolojik istikrar kaynağı olması, içgüdüsel ve fıtri eğilimlerini tatmin etmesidir.
Kur'an birbirini tefsir eder; Allah Teala'nın "Kendisiyle huzur bulsun diye ondan eşini yarattı" sözü bu anlamı pekiştirir. Batı'da yayılan ve bazı Müslüman kızları da etkileyen feminist akım ise kadını, haklarını koparıp almak için erkekle bir güreş minderindeymiş gibi tasvir eder. Oysa yüce İslamımızda ilişki; bütünleşme, sevgi, merhamet, iyilik ve takva üzerine yardımlaşma ilişkisidir; çekişme, rekabet ve husumet ilişkisi değildir.
Beşinci Soru: Cihadı Terk Etmek Helak Sebebidir
Soru Metni: Eğer Müslümanlar cihad meselesine önem vermezlerse, bu durum onların yıkımına ve saygınlıklarını kaybetmelerine yol açar. Bu anlama delalet eden bir ayet zikrediniz.
Fas'ın Tanca şehrinden Bedir bin İbrahim kardeşimiz şu ayetle cevap verdi: "Allah yolunda infak edin ve kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." [Bakara Suresi: 195].
Eğitici Yorum:
Bugün bazılarının bu ayeti, "büyük güçlerle çatışmamak" iddiasıyla cihadı terk etmeye delil olarak kullanmaları ne kadar gariptir; sanki İslam zilleti emrediyormuş gibi! Oysa ayetin asıl anlamını Allah ondan razı olsun Ebu Eyyub el-Ensari açıklamaktadır. Tirmizi'nin rivayet ettiğine göre, Allah İslam'ı aziz kıldığında Ensar şöyle demişti: "Mallarımızın başında dursak da onlardan zayi olanları düzeltsek (yani savaşı ve infakı bırakıp dünyevi çıkarlarımıza yönelsek)."
Bunun üzerine Allah, onlara cevap olarak bu ayeti indirdi. Dolayısıyla "tehlike", malların başında durup onları ıslah etmekle meşgul olmak ve savaşı terk etmekti. Öyleyse, cihadı ve Allah yolunda harcama yapmayı terk edip dünya ile meşgul olmak, günümüzde de gördüğümüz gibi, her ümmet veya Müslüman toplum için kapıdaki helaktır.
Altıncı Soru: İslam'a Bağlılıkta Bütünlük
Soru Metni: Bizler, Allah'ın emrine tüm detaylarıyla ve hayatın her alanında uymakla emrolunduk. Allah'ın emirlerinden bir kısmını terk etmek, helake götüren sapmanın başlangıcıdır. Buna delalet eden bir ayet zikrediniz.
Fas'tan Hasan Mervan kardeşimiz şu kerim ayetle cevap verdi: "Ey iman edenler! Hepiniz topluca barışa (İslam'a) girin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size apaçık bir düşmandır." [Bakara Suresi: 208].
Eğitici Yorum:
İmam Taberi'nin uzun bir araştırmada açıkladığı üzere, buradaki "es-Silm" kelimesi "İslam" anlamına gelmektedir. "es-Selm" ise uzlaşma ve barış demektir. Ne yazık ki, Siyonistlerle yapılan aşağılayıcı anlaşmalardan birinde birisinin bu ayeti tavizlerini meşrulaştırmak için okuması gibi, Kur'an'ın anlamlarını tahrif edenler vardır. Oysa ayet, İslam'a tüm detayları ve hükümleriyle girilmesini emretmektedir.
İslam'ın bir kısmını terk etmek, ancak helake götüren şeytanın adımlarına uymaktır. Batıl ehli ve bozguncular, "maslahat" veya "toplumsal barış" iddiasıyla bazı hükümleri terk etmeyi savunurlar. Oysa Allah bize cihadı terk etmenin bir helak olduğunu ve İslam'ın öğretilerini terk etmenin apaçık bir düşmana uymak olduğunu beyan etmektedir.
Programın Kapanışı
Bugünün altı sorusu bunlardı. Afganistan, Mısır, Suriye ve Fas'tan kardeşlerimiz kazandılar. Allah Teala'dan, bizleri bu yarışmada dünyada topladığı gibi, ahirette de Arş'ının gölgesinde toplamasını niyaz ederiz. Takip ettiğiniz için Allah sizleri mübarek kılsın ve hayırla mükafatlandırsın. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.