Bölüm Girişi ve Kazananların Duyurulması
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. "Her Şey İçin Bir Açıklama" yarışmamızın bu üçüncü bölümünde sizleri selamlıyorum kardeşlerim. Başlarken, dünkü bölümün kazanan kardeşlerimizin isimlerini tekrar etmek istiyorum:
- Birinci Soru: Afganistan'dan Ebu Zeyneb Rami kardeşimiz.
- İkinci Soru: Mısır'dan Dua Receb kardeşimiz.
- Üçüncü Soru: Ayşe el-Hariri kız kardeşimiz.
- Dördüncü Soru: Suriye'den el-Muhenned Hamza kardeşimiz.
- Beşinci Soru: Fas'tan Bedr bin İbrahim kardeşimiz.
- Altıncı Soru: Yine Fas'tan Hasan Mervan kardeşimiz.
Kardeşlerim, yarışma yöntemimizi size hatırlatayım; günün cüzünden belirli bir anlamı ortaya koyuyoruz ve sizden Bakara suresinin bir kısmını ve Al-i İmran suresinin bir kısmını içeren Kur'an-ı Kerim'in üçüncü cüzünden bu anlamı taşıyan ayeti getirmenizi istiyorum.
Birinci Soru: Allah'ın Sıfatlarını ve İlmini Hafife Almak
Soru Metni: Allah'ın hidayetinden ve başarısından mahrum kalanların ulaştığı sapkınlığa Allah'ın hayret ettiği bir ayeti zikrediniz. Öyle ki bu kimseler, akıl sahibi birinin söylemeyeceği, Allah Teala'nın sıfatlarını ve ilmini hafife aldıklarını gösteren sözler söylerler.
Doğru Cevap: (Al-i İmran Suresi, 73. Ayet). Bu soruyu kuşatma altındaki Gazze'den Afnan Muhammed kız kardeşimiz cevapladı.
Ayetlerdeki İlgili Kısım:
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Kitap ehlinden bir grup şöyle dedi: 'İman edenlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda ise inkar edin; belki onlar da (dinlerinden) dönerler. Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın.' De ki: 'Kuşkusuz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Size verilenin benzerinin bir başkasına verilmesine veya Rabbinizin katında size karşı delil getirmelerine mi (karşı çıkıyorsunuz)?' De ki: 'Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, her şeyi bilendir.'"
Tefekkür İncelikleri:
İmam Kurtubi, bu ayetin Al-i İmran suresinde tefsiri en zor ayetlerden biri olduğunu belirtmiştir. Buradaki kanıt yönü şudur: Yahudiler, Müslümanlar ilimde kendilerine eşit olmasınlar veya kıyamet günü Allah katında bu bilgileri onlara karşı delil olarak kullanmasınlar diye, yanlarındaki bilgileri (Peygamber'in -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- sıfatları gibi) Müslümanlara göstermemelerini birbirlerine tavsiye ediyorlardı!
İşte hayret verici olan buradadır: Allah'ın gizledikleri şeyi bilmediğini mi sanıyorlar? Sapkınlıkları öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, sanki Allah -O her türlü noksanlıktan münezzehtir- onları duymuyor ve görmüyormuş gibi davranmaktadırlar. Bunun üzerine ilahi cevap, onların sözlerinin tam ortasında bir ara cümle olarak gelmiştir: "De ki: Kuşkusuz hidayet, Allah'ın hidayetidir." Bu, hidayetten mahrum kalan birinin, aklın kabul etmeyeceği sözler söyleyecek kadar dengesini yitirebileceğini beyan etmek içindir.
İkinci Soru: İlim, İhtilaf ve Azgınlık Sebebi Olarak
Soru Metni: İlimde asıl olan, hakka karşı tevazu ve insanlar arasında ülfet oluşturmasıdır. Ancak bazı insanlar ilmi, ihtilaf sebebi, haset ve zulüm aracı haline getirmişlerdir. Al-i İmran suresinden bu anlamdaki bir ayeti zikrediniz.
Doğru Cevap: Bu soruyu Almanya'dan Hacer Hacer kız kardeşimiz cevapladı.
İlgili Kısım:
"Kuşkusuz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık ve haset (bağy) yüzünden ihtilafa düştüler..." (Al-i İmran: 19)
Tefekkür İncelikleri:
Şaşırtıcı olan şudur ki; vahiy ihtilafları çözmek için inmiştir, fakat kitap ehlinden bazıları onu hasetleşme aracı yapmışlardır. İbn Kesir şöyle der: "Bazılarının diğerlerine olan nefreti, karşı tarafın söylediği ve yaptığı her şeye -hak olsa bile- muhalefet etmelerine yol açmıştır." Ne yazık ki bu, bugün ilimle uğraşan bazı kimseler arasında da gördüğümüz bir gerçektir; haset, onları başkalarındaki hakkı kabul etmekten kör etmektedir.
Üçüncü Soru: İlim Ehli Arasındaki Azgınlık (Bakara Suresinden)
Soru Metni: Bakara suresinden, önceki anlamın aynısını (ilimden sonra azgınlık nedeniyle ihtilafa düşmeyi) taşıyan bir ayet zikrediniz.
Doğru Cevap: Bu soruyu Mısır'dan Muhammed Hanefi kardeşimiz cevapladı.
İlgili Kısım:
"İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi... Ancak kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki azgınlık ve haset (bağy) yüzünden, kendilerine kitap verilenlerden başkası onda ihtilafa düşmedi..." (Bakara: 213)
Dördüncü Soru: Fedakarlık, Sebatın Bir Aracıdır
Soru Metni: Eğer bir Müslüman dini uğrunda fedakarlık yapar, en değerli varlıklarını bu yolda harcarsa, bu durum onun dinine olan bağlılığını ve sebatını artırır. Buna delalet eden bir ayet zikrediniz.
Doğru Cevap: Bu soruyu Nur Ömer kız kardeşimiz cevapladı.
İlgili Kısım:
"Mallarını Allah'ın rızasını kazanmak ve kendilerini (imanlarını) sabitleştirmek/kökleştirmek için harcayanların durumu ise..." (Bakara: 265)
Tefekkür İncelikleri:
Yüce Allah'ın "kendilerini sabitleştirmek için" buyurması, infak etmenin ve fedakarlığın, nefsin iman üzerinde sebat etmesine bir sebep olduğu anlamına gelir. İnsan bir ilke uğrunda bir şey feda ederse, ona bağlılığı artar. Allah yolunda harcadıkça, bu harcamanın etkisini görmek için Allah'a kavuşma arzun artar ve bu da seni yolda sabit kılar.
Beşinci Soru: Allah'tan Sabır İstemek
Soru Metni: Mümin, zorluklar karşısındaki sabrın kendi zayıf nefsinden kaynaklanmadığını, aksine bunu Allah'tan aldığını bilir. Bu anlamı ifade eden bir ayet zikrediniz.
Doğru Cevap: Bu soruyu Almanya'dan Selim Kuseybati kardeşimiz cevapladı.
İlgili Kısım:
"Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında şöyle dediler: 'Rabbimiz! Üzerimize sabır boşalt, ayaklarımızı sabit kıl ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.'" (Bakara: 250)
Tefekkür İncelikleri:
Ayette "boşalt" (efriğ) kelimesi kullanılmıştır; sanki Allah'tan üzerlerine sabrı gürül gürül dökmesini istemektedirler. Bu az sayıdaki mümin topluluk kendi cesaretlerine güvenmediler, aksine sabrın Allah katından indiğini bildiler. Peygamber'in -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- buyurduğu gibi: "Yardım, Allah'tan ihtiyacın miktarınca gelir; sabır da Allah'tan musibetin miktarınca gelir."
Altıncı Soru: Şeytanın Yüzüstü Bırakması ve Korkutması
Soru Metni: Şeytan genellikle insanı, Allah'a itaatin sonuçlarından korkutarak bu itaatten vazgeçirmeye çalışır. Buna delalet eden bir ayet zikrediniz.
Doğru Cevap: Bu soruyu Almanya'dan Muhyiddin kardeşimiz cevapladı.
İlgili Kısım:
"Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkin hayasızlıkları emreder. Allah ise size Kendi katından bir bağışlanma ve lütuf vaat eder. Allah lütfu geniş olandır, her şeyi bilendir." (Bakara: 268)
Tefekkür İncelikleri:
Bu ayet genel bir kuraldır; şeytan sadaka verdiğinde seni fakirlikle korkutur, bir kız kardeşimiz tesettüre girdiğinde onu insanların sözleriyle korkutur, öğrenciyi kopya çekmesi için sınıfta kalmakla korkutur. Eğer bir işin Allah'ın emri olduğuna dair şer'i bir kanaate ulaştıysan, bil ki ondan sonra gelen her vazgeçirme çabası "şeytanın bir vesvesesidir", akılcılık değildir. Bu yüzden Allah'ın emri üzere yoluna devam et.
Bizi takip ettiğiniz için teşekkür ederiz. Yarın Allah Teala'nın izniyle görüşmek üzere. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.