Bölüm Girişi ve Kazananların Duyurulması
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Değerli kardeşlerim, Allah sizi korusun. "Her Şey İçin Bir Açıklama" programımızın beşinci bölümüne ve aynı isimli yarışmamıza hoş geldiniz.
Dünkü yarışmanın kazananlarını duyurarak başlıyoruz:
- Birinci Soru: Katratun Neda Hanım.
- İkinci Soru: Ürdün'den Ömer Sabah Bey.
- Üçüncü Soru: Ürdün'den İshak Sanduka Bey.
- Dördüncü Soru: Katratun Neda Hanım ve Ürdün'den Esra Mahmud Hanım.
- Beşinci Soru: Londra'dan Said Muhammed Bey ve Mısır'dan Muhammed Cabullah Bey.
Soruların zorluğu konusuna gelecek olursak; soruların Kur'an'ın herhangi bir yerinden sorulması fikrine ciddi itirazlar geldi. Bu nedenle şimdilik "günün cüzü" çerçevesinde kalacağız. Ayetler üzerinde hep birlikte tefekkür edebilmek için diğer cüzlerden kademeli olarak sadece bir soru ekleyeceğiz.
Birinci Soru: Kâfiri Mümin üzerine Tercih Etmek
Soru: Bazı müşrikleri veya ateistleri, daha insancıl veya daha ahlaklı oldukları iddiasıyla Müslümanlara tercih edenleri görüyoruz. Allah'ın, bir kâfiri bir mümin üzerine tercih edenleri nasıl kınadığını göstermek için hangi ayeti delil getirirsiniz?
Cevap: Ayet, Nisa Suresi'nin 51. ayetidir: "Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar cibt ve tağuta inanıyorlar ve kâfirler için: 'Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadırlar' diyorlar."
Anlamın Açıklanması:
İbn Cerir et-Taberi, bu ayetin nüzul sebebi hakkında şunu zikreder: Medine Yahudilerinden Ka'b bin Eşref Mekke'ye gittiğinde, müşrikler ona: "Biz hacılara su veren ve Kabe'nin hizmetini görenleriz, siz ise kitap ehliyseniz; biz mi daha hayırlıyız yoksa Muhammed mi?" diye sordular. O da: "Aksine siz ondan daha hayırlısınız ve yolunuz daha doğrudur" dedi. Bunun üzerine bu tutumu kınayan ayet indi.
Bir mümin -kötü huyları olsa bile- tevhidi sayesinde bir ateistten veya müşrikten daha hayırlıdır. Hüccet kendisine ulaştığı halde onu reddeden inatçı bir kâfir için "insancıl" denilemez; çünkü üstünlüğün aslı tevhiddir.
İkinci Soru: İlahi Teşri ve İnsanın Zayıflığına Merhameti
Soru: Bazı genç erkekler ve kadınlar, karşı cinsle ilişkilerde (gözü haramdan sakınmak veya meşru olmayan karışık ortamlar gibi) Allah'ın emrine uymuyorlar. Kendilerine hatırlatıldığında ise: "Ben etten kemikten bir insanım, fitne çok şiddetli" diyorlar. Allah'ın bu sınırları ancak bizim içimizdeki dürtüleri bildiği için koyduğunu, bu sınırların bize bir rahmet ve hafifletme olduğunu belirten ayeti zikrediniz.
Cevap: Ayet, Nisa Suresi'nin 28. ayetidir: "Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır."
Anlamın Açıklanması:
Bu ayet, erkek ve kadın arasındaki ilişkiyi düzenleyen ayetlerden sonra gelmektedir. Allah bize (doğruyu) açıklamak, bizi hidayete erdirmek ve tövbemizi kabul etmek istediğini haber verirken; şehvetlerine uyanlar ise bizim büyük bir sapıklığa düşmemizi isterler. Dolayısıyla ilahi kanunlar bir kısıtlama değil, aksine bir "hafifletmedir". Çünkü Allah insanın zayıflığını ve fıtri yapısını bilir; onu helak olmaktan ve psikolojik sarsıntılardan korumak için bu sistemi koymuştur.
Fitnelerin büyüklüğünü, işsizliği ve evliliğin gecikmesini biliyoruz; insanların rızkını daraltan ve şeriatı devre dışı bırakan bozguncuları kınıyoruz. Ancak bu durum günaha düşmeyi meşrulaştırmaz, aksine iyilik ve takva üzerinde yardımlaşmamız gerekir.
Üçüncü Soru: Emre Karşı Gelmede Nefsin Doğası
Soru: Bazı insanların, haramları kendilerine şer'i bir emir olarak verilmiş olsaydı yapacaklarından daha büyük bir (atılganlıkla) işlediklerini belirten ayeti zikrediniz.
Cevap: Ayet, Nisa Suresi'nin 66. ayetidir: "Eğer biz onlara: 'Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın' diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç bunu yapmazlardı."
Anlamın Açıklanması:
Yüce Allah, bazı insanların kötü tabiatlarının emre karşı gelmeye meyilli olduğunu haber vermektedir. Örneğin, birbirlerini öldürmeleri veya yurtlarından çıkarmaları yasaklanan kitap ehli, bunu bir isyan olarak yapmaya koştular; eğer bu onlara şer'en emredilseydi aynı hevesle yapmazlardı. Bu durum günümüzdeki pek çok günah için de geçerlidir; zayıf nefisli kimseler için yasak olan caziptir.
Dördüncü Soru: Allah'ın Kullarına Azap Etmekten Müstağni Oluşu
Soru: Kullar iman edip şükrettikleri takdirde Allah'ın onlara azap etmeye ihtiyacı olmadığını, azabın ancak kötülüğün cezası olduğunu gösteren ayeti zikrediniz.
Cevap: Ayet, Nisa Suresi'nin 147. ayetidir: "Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir."
Anlamın Açıklanması:
Bu ayet, Kur'an-ı Kerim'deki en ümit verici ayetlerden biridir. Allah bizim azap çekmemizden müstağnidir (ihtiyacı yoktur). Eğer iman ve şükür gerçekleşirse, azap için bir gerekçe kalmaz. Allah bizim için hayır ve merhamet diler; azap kendi başına bir amaç değil, yüz çeviren ve inkâr edenlere uygulanan bir adalettir.
Beşinci Soru: Fazileti Allah'a, Kusuru Nefse Nispet Etmek
Soru: Kur'an'ın, Peygamber'e isabet eden hayırda fazileti Allah'a nispet ettiği, buna karşılık (ümmete bir ders olarak) hoşa gitmeyen şeylerin sebebini Peygamber'in nefsine nispet ettiği ayeti zikrediniz.
Cevap: Ayet, Nisa Suresi'nin 79. ayetidir: "Sana gelen her iyilik Allah'tandır, sana gelen her kötülük de kendindendir. Seni insanlara elçi olarak gönderdik; şahit olarak Allah yeter."
Anlamın Açıklanması:
Bu ayet, Muhammed'in (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) peygamberliğinin doğruluğuna bir delildir; eğer Kur'an kendisinden olsaydı, kötülüğün ve hoşa gitmeyen şeylerin kendisinden olduğunu yazmazdı. Anlamı şudur: Her türlü hayır ve başarı tamamen Allah'ın bir lütfudur; meydana gelen bela veya hoş olmayan durumlar ise insanların kusurları sebebiyle veya onları arındırmak içindir. Peygamber de bunu Rabbinden tam bir emanetle tebliğ etmektedir.
Altıncı Soru: "İyilik ve Uzlaştırma" İddiasıyla Allah'tan Başkasının Hükmüne Başvurmak
Soru: Bazı insanlar, toplumsal barışı korumak ve farklı inanç sahipleri arasında bir arada yaşamayı sağlamak bahanesiyle Allah'ın hükmünden yüz çevirmeyi ve onu askıya almayı meşrulaştırırlar. Bu tür insanlardan ve özellikle bu mazeretlerinden bahseden ayeti zikrediniz.
Cevap: Ayet, Nisa Suresi'nin 62. ayetidir: "Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, sonra da sana gelip: 'Biz sadece iyilik etmek ve uzlaştırmak istemiştik' diye Allah'a yemin ettiklerinde halleri nice olur?"
Anlamın Açıklanması:
Bu ayet, Peygamber'in hükmünü bırakıp tağutun (Ka'b bin Eşref gibi) hükmüne başvuran münafıklara cevap vermektedir. Onlar bir zorluğa düştüklerinde, niyetlerinin sadece "iyilik, uzlaştırma" ve taraflar arasını bulmak olduğu özrüyle gelirler.
Yüce Allah onlara, elçinin ancak kendisine itaat edilmesi için gönderildiğini ve imanın ancak sonraki ayette (65. ayet) zikredilen üç şartla tamamlanacağını bildirir:
- Hakem tayin etmek: "Aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapmadıkça..."
- Kalbi rıza: "...sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadıkça..."
- Zahiri teslimiyet: "...ve tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe (iman etmiş olmazlar)."
Yedinci Soru: Kötü Bir Çığır Açmaya Karşı Uyarı (Geçmiş Cüzlerden)
Soru: Geçmiş cüzlerden, bir insanın haram bir işi yapmada veya hak daveti reddetmede öncü olup başkalarının onu taklit etmesine sebep olan "kötü bir çığır açma" (kötü bir sünnet başlatma) konusunda uyarıda bulunan bir ayet zikrediniz.
Cevap: Bu ayet, Bakara Suresi'nin 41. ayetidir: "Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'an'a) iman edin ve onu ilk inkâr edenler olmayın."
Anlamın Açıklaması:
Müfessirler, "Onu ilk inkâr edenler olmayın" ifadesi hakkında şöyle demişlerdir: Yani Kitap Ehli içinden Kur'an'ı inkâr edenlerin ilki olmayın ki, başkaları da bu konuda size uymasın; böylece hem kendi günahlarınızı hem de onların günahlarını yüklenmiş olursunuz.
Bu durum şu hadis-i şerif ile örtüşmektedir: "Kim İslam'da kötü bir çığır açarsa, kendisinden sonra o iş yapıldıkça, onu yapanların günahının bir misli de ona yazılır." Bu, çevresindeki haya veya bağlılık duvarını yıkan herkes için şiddetli bir uyarıdır (örneğin muhafazakar bir ailede veya dindar bir köyde tesettürden vazgeçen bir genç kız gibi). Onu taklit eden her bir kişinin günahını, o kişi Allah'ın huzurunda yüklenecektir.
Bölüm Sonu
Bugünün soruları bunlardı ve hanım kardeşlerimiz cevaplarda gözle görülür bir başarı sergilediler. Bu yarışmayı arkadaşlarınız ve aileniz arasında yaymanızı rica ediyoruz; zira yarışma yöntemi delil getirme yeteneğini geliştirir, zihni uyandırır ve tefekkür konusunda daha eğlencelidir.
Yarışma hakkında kısa bir video hazırladık, faydanın yayılması için paylaşılmasına katkıda bulunun. Allah'tan bizden ve sizden kabul etmesini dileriz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.