Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun ey kardeşlerim. Allah sizi korusun ve size afiyet versin. Ramazan'ın bu mübarek gününde, Allah'tan bizler ve tüm Müslümanlar için bu ayı bereketli kılmasını dileyerek yedinci cüzün sorularına başlıyoruz. Bugün bu cüzden çıkarılmış dokuz sorumuz var, Allah'ın bereketiyle başlayalım.
Soru: Peygamber'e (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun), müşriklere batıl inançlarını sanki bir delinin sözüymüş gibi gülünç duruma düşürecek bir soru sorması emredilmiştir. Bu soru nedir?
Cevap: Allah Teala'nın şu sözüdür: "De ki: Siz gerçekten Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?"
Eğitsel Yorum: Allah Teala'nın "De ki: Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" buyruğunda dikkat çeken nokta, "Siz gerçekten Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?" kısmıdır. Mümin, inandığı hakikati izzetle ilan etmeyi ve batılı sanki bir delinin sözüymüş gibi saçmalaştırmayı böyle öğrenir. Allah ile beraber başka ilahlar olduğu iddiası karşısında Peygamber'e (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun), kavmine bunu aklı başında hiçbir insanın söyleyemeyeceğini hissettirmesi emredilmiştir; o dönemde bu inanç Arap Yarımadası'nda ve dünyada köklü bir inanç olmasına rağmen. Mümin her çağda böyle olmalıdır; sahte gerçeklikler karşısında sarsılmaz bir yakine ve izzete sahip olmalıdır.
Soru: Bazı inkârcılar dünyada imanın delillerini görürler ve içlerinden inanma isteği geçer, fakat inat ve kişisel çıkarlarını koruma hırsı onlara engel olur. Bu yüzden bu düşünceleri bastırıp inkârlarına devam ederler. Yedinci cüzden bu manaya işaret eden bir ayet zikrediniz.
Cevap: Allah Teala'nın şu sözüdür: "Hayır, daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü."
Açıklama: Bir önceki ayet şöyle buyurur: "Ateşin başında durdurulup da: 'Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak' dediklerini bir görsen!" "Gizlemekte oldukları şeylerin onlara görünmesi" ifadesi, dünyadayken bu dinin doğruluğuna dair akıllarına gelen fakat inatları yüzünden gizledikleri gerçeklerin şimdi ortaya çıkması demektir. İbn Aşur şöyle demiştir: "Delilleri gördüklerinde akıllarına iman etmek geliyordu, fakat inat, liderlik hırsı ve Peygamber'in üstünlüğünü itiraf etme gururu onlara engel oluyordu."
Soru: Bazıları bir ayeti Allah Teala'nın görülmesini reddetmek için delil getirirler, ancak bu ayetteki bir kelime onların bu çıkarımını geçersiz kılar. Bu kelime nedir?
Cevap: Allah Teala'nın şu sözündeki (idrak edemez/kuşatamaz) kelimesidir: "Gözler O'nu idrak edemez, O ise gözleri idrak eder. O, lütuf sahibidir, her şeyden haberdardır."
İnançla İlgili Açıklama: Bazıları bu ayeti Allah'ın görülemeyeceğine delil getirmiştir. Ancak Ehl-i Sünnet "idrak" kelimesi üzerinde durmuştur; idrak, bir şeyi her yönüyle kuşatmak demektir. Biz Allah'ı ne bilgiyle ne de görmeyle kuşatamayız, fakat bu durum, Cennet'e girmekle şereflendirildiğimizde O'nu görmemize engel değildir. "Gözler O'nu göremez" demek ile "Gözler O'nu kuşatamaz" demek arasında büyük bir fark vardır.
Soru: Bugünün cüzünde yer alan ve Kaf Suresi'ndeki "Hayır, hak kendilerine gelince onu yalanladılar; şimdi onlar şaşkın bir haldedirler" ayetiyle aynı manaya gelen ayet hangisidir?
Cevap: Allah Teala'nın şu sözüdür: "Onların kalplerini ve gözlerini, ilkin iman etmedikleri gibi tersyüz ederiz ve onları azgınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakırız."
Alınacak Ders: Bu kimselere hakikat geldi ve onun hidayet olduğunu anladılar, buna rağmen onu reddettiler. Bunun cezası da amellerinin cinsinden oldu; Allah onların kalplerini tersyüz etti, artık hak ile batılı birbirinden ayıramaz hale geldiler. Hak değerlidir ve kalp Rahman'ın iki parmağı arasındadır. İnsan hakikati bildiği halde reddederse, bunun sonucu kalbinin mühürlenmesi ve bir daha doğruyu yanlıştan ayıramaması olabilir.
Soru: Tefekkürü ve delile uymayı ihmal eden kişi, somut bir baskıya maruz kaldığında korkudan hakka uymak isteyebilir, ancak bu istek baskı kalkınca yok olur. Bu manaya işaret eden ayeti zikrediniz.
Cevap: Allah Teala'nın şu sözüdür: "Eğer geri gönderilselerdi, yine kendilerine yasaklanan şeylere dönerlerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar."
Analiz: Bu kimseler ateşin başında durduklarında imana dönmeyi dilediler. Ancak Allah biliyor ki onların nefisleri o kadar bozulmuştur ki, ateşi gözleriyle görseler ve sonra dünyaya dönseler bile yine hevalarına yenik düşüp yalanlamaya dönerlerdi. Çünkü onlar kendilerini en baştan delile uymaya alıştırmamış, aksine arzularının peşinden yaşamışlardır.
Soru: Müslümanda korku ve ümit arasındaki dengeyi eğiten ayet hangisidir?
Cevap: Allah Teala'nın şu sözüdür: "Biliniz ki Allah'ın cezası şiddetlidir ve yine biliniz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."
Yönlendirme: Bu ayet iki durumu birleştirir: Müminin Allah'tan korkması ve O'nun sabrına güvenip gevşememesi için "cezası şiddetlidir" buyurulur; O'nun rahmetinden ümit kesmemesi ve şeytanın onu ümitsizlikle kandırmaması için de "çok bağışlayıcı ve merhametlidir" buyurulur.
Soru: Bir ayette geçen ve Kur'an'ın sunduğu delilin, her çağda kendisine ulaştığı herkes için geçerli olduğunu gösteren iki kelimeyi zikrediniz.
Cevap: Allah Teala'nın şu sözündeki (ve kime ulaşırsa) kelimeleridir: "Bu Kur'an bana, hem sizi hem de kime ulaşırsa onu uyarmam için vahyedildi."
Anlamı: Kur'an ile uyarı ve delil sunma, sadece Peygamber (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) ile bizzat görüşenlerle sınırlı değildir. Aksine, kıyamet gününe kadar bu kitabın ulaştığı her insan için bu delil geçerlidir.
Soru: Müşriklerin Peygamber'e (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) zarar vermek için yaptıkları şeylerin aslında sadece kendi yıkımlarına yol açacağını belirterek Peygamber'i teselli eden ayet hangisidir?
Cevap: Allah Teala'nın şu sözüdür: "Onlar hem insanları ondan menederler hem de kendileri ondan uzaklaşırlar. Onlar farkında olmadan ancak kendilerini helak ederler."
Dilbilimsel İncelik: Arapçada teselli, üzüntü duyan birinin kederini gidermek veya moralini yükseltmek anlamına gelir. Müşrikler insanları İslam'a girmekten alıkoyuyor ve kendileri de ondan uzak duruyorlar. Fakat gerçek şu ki, onların bu tuzakları ve engellemeleri davaya zarar vermez; aksine farkında olmadan sadece kendilerini helak ederler.
Soru: Bugünün cüzünde müminlerin diri, inkârcıların ise ölü olduğuna işaret eden ayet hangisidir?
Cevap: Allah Teala'nın şu sözüdür: "Ancak (can kulağıyla) dinleyenler icabet eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltir, sonra O'na döndürülürler."
Kur'an'ın Beyanı: Bu, Kur'an'ın eşsiz anlatımlarından biridir. Müminler, temiz bir kalple faydalı bir şekilde dinleyen ve icabet edenlerdir. İnkârcılar ise kalpleri öldüğü için "ölüler"dir; Allah onları diriltene kadar hakikati duymaları onlara fayda vermez. Bu üslup, ilim ehli tarafından "ihtibak" olarak adlandırılır; burada inkârcılar dirilerin (dinleyenlerin) karşısına konulmuştur ki, inkârcının bedeni sağ olsa bile kalbinin ölü olduğu anlaşılsın.
Böylece yedinci cüzün sorularını bitirmiş olduk. Allah sizi mübarek kılsın, takibiniz için hayırla mükafatlandırsın. Allah bizden ve sizden salih amelleri kabul etsin. Yarın inşallah tekrar görüşmek dileğiyle.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.