Allah'ın selamı üzerinize olsun. Bazılarımız kadınların başörtüsünü savunmaya kalktığında: "Başörtüsü kişisel bir özgürlüktür" diyor. Kardeşlerim, İslam'ı insanların hayatına hükmeden mutlak hak din olarak kabul etmeyen inkârcılara hitap etmek ile Müslümanlara hitap etmek arasında büyük bir fark vardır. İnkârcılara şöyle diyebilirsiniz: "Siz en yüce değerinizin özgürlük olduğunu iddia ediyorsunuz. Sizinle aynı fikirde olmasam da kendi prensibinize göre başörtüsü kişisel bir özgürlüktür; öyleyse neden her şeye izin verip sadece başörtüsüne engel oluyorsunuz? Demek ki sizler iddianızda yalancı ve tutarsızsınız."
Bu hitap tarzı ile hayatlarının her alanında Allah'a teslim olmuş ve hükmün O'na ait olduğunu kabul etmiş Müslümanların arasında bu sloganı yükseltmek arasında büyük bir fark vardır. Müslümanların sosyal medya mecralarında ve topluluklarında "başörtüsü kişisel bir özgürlüktür" sloganını sanki inandığımız bir hakmış gibi savunmaları yanlıştır.
Bu slogan iki büyük sorun içermektedir. Birinci sorun; bu slogan referans noktasını Allah'ın emri değil, insanın arzusu haline getirmektedir. Oysa İslam'da referans noktası Allah'a itaat ve bu itaatin getirdiği sonuçlardır. Nice özgürlükler vardır ki hak değil batıl, adalet değil zulümdür.
İkinci sorun ise bu sloganın, başörtüsünü sadece kişisel bir özgürlük olduğu için talep ettiğimiz anlamına gelmesidir ki bu batıldır. Başörtüsü, Müslüman toplum için bağlayıcı olan ilahi bir emirdir, kişisel bir özgürlük değildir. Müslüman, münafıklar gibi bir şeyi sadece kendi çıkarına hizmet ettiğinde talep edip, sonra ona sırt çeviren faydacı bir kişi değildir.
Dolayısıyla biz bu sloganı yükseltirsek, sonrasında giyimdeki aşırılıkları ve her türlü günahın açıkça işlendiğini görürüz. Hatta "kadının başörtüsü takma hakkı" ifadesi bile, isterse takabileceği, isterse takmayabileceği algısını oluşturur. Tüm bu ifadeler, Müslüman toplumun merkezinde Allah Teala'ya itaatin olduğu gerçeğinin unutulmasından kaynaklanmaktadır.
Şöyle diyebilirsiniz: "Yani yetki sizde olsa başörtüsünü zorunlu mu kılacaktınız?" Bu yan tartışmaya girmeyeceğim. Bizim buradaki konumuz, Müslümanlara İslamlarının ne anlama geldiğini hatırlatmak ve yaşadıkları ülkelerdeki kanunlar O'nun emrine aykırı olsa bile, emrin ve hükmün sadece Allah'a ait olduğunu kabul ederek O'na kulluklarını gerçekleştirmelerini sağlamaktır.
Hatta şunu söylüyorum: Günümüzde toplumumuzdaki başı açık bir kadın bile eğer "Müslümanlar Rablerine itaat etmeli ve O'nun emriyle amel etmelidir, bu yüzden başörtüsü takmak isteyenlere izin verilmelidir" derse, ona şöyle deriz: Sen cahiliye dönemine ait bir slogan yükselttin. Başörtülü kadına verdiğin bu destek, ancak Mut'im bin Adiy'in Mekke'de Allah'ın elçisini -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- kendi dininden olmadığı halde sadece mertlik ve yiğitlik adına savunması gibi övülebilir.
Ey Müslüman hanım kardeşim, farkında olmadan asıl temeli ve büyük davayı yıkmaktan sakın. Çünkü başörtüsü kişisel bir özgürlük değil, ilahi bir farzdır.
Allah Teala şu sözünde ne kadar doğru buyurmuştur: "Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resulü'ne çağrıldıkları vakit, müminlerin sözü ancak 'İşittik ve itaat ettik' demeleridir. İşte asıl kurtuluşa erenler onlardır. Kim Allah'a ve Resulü'ne itaat eder, Allah'tan korkar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl kazananlar onlardır."