Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun. Değerli kardeşlerim, bugün başkalarına nasihat etmeden önce, nasihatimizin gerçekten etkili olmasını istiyorsak zihnimizde canlandırmamız gereken üç psikolojik ön hazırlıktan bahsedeceğiz.
Birinci ön hazırlık ihlastır. Nasihati baş başa yapmaktan bahsettiğimizde, genellikle nasihat edilen kişinin mahcup olmamasını kastederiz. Ancak bunun bir başka faydası daha vardır: Nasihatinizin başkalarının önünde kendi yeteneklerinizi sergileme aracına dönüşmemesi. Bu çok önemlidir.
Bir baba oğlunu size getirip şöyle dediğinde: "Bu çocukla konuş, söz dinlemiyor, namaz kılmıyor, ders çalışmıyor, arkadaşları kötü." Eğer çocuğa babasının önünde nasihat ederseniz, çocuk sizin bu nasihati kendisi için değil, babasını memnun etmek için yaptığınızı hissedebilir. Nasihatinizde samimi olmadığınızı düşünür, sizinle alay etmek için başını sallar ama kalbini söylediklerinize tamamen kapatır.
Bunun yerine babaya şöyle demeniz daha iyidir: "Beni bu gençle baş başa bırak, biraz dolaşıp dertleşelim." İşte o zaman sözleriniz kimseye yaranma kaygısı gütmeden, gerçekten kalbinizden çıkacaktır ve o genç de bunu hissedecektir.
İkinci ön hazırlık: Nasihatinizin sadece bir görevi savuşturmak değil, karşınızdakinin iyiliğini samimiyetle istemek olmasıdır. Sahih bir hadiste anlatıldığına göre Kureyşliler Allah'ın elçisine (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle dediler: "Rabbine dua et de bizim için Safa tepesini altına çevirsin, o zaman sana iman ederiz." Peygamberimiz, "Bunu gerçekten yapar mısınız?" diye sordu. Onlar da "Evet" dediler. Bunun üzerine dua etti ve Cebrail gelerek şöyle dedi: "Rabbin sana selam ediyor ve buyuruyor ki: Dilersen Safa onlar için altına dönüşür, ancak onlardan kim bundan sonra inkar ederse, onu dünyada hiç kimseye etmediğim bir azapla cezalandırırım. Dilersen de onlara tövbe ve rahmet kapısını açarım." Peygamberimiz (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurdu: "Hayır, tövbe ve rahmet kapısını seçiyorum."
Peygamberimiz şöyle diyebilirdi: "Eğer bundan sonra inkar ederlerse mesele kapansın, onlardan kurtulmuş olurum, neden hala hidayetleri için çabalayayım ki?" Ancak ona eziyet etmelerine rağmen gösterdiği bu tavır, onun rahmetinin bir sonucuydu. Bu durum inkarcılar için böyleyse, Müslümanlar için nasıl olmalıdır?
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir." Maddiyatın hakim olduğu bu dünyada, birisi sizin onun iyiliği için ne kadar hırslı olduğunuzu hissettiğinde, nasihatiniz Allah'ın izniyle ne kadar da etkili olur.
Üçüncü psikolojik ön hazırlık: İnsanların ellerinde bulunan dünya malına karşı züht sahibi olmak, yani gözü tok olmaktır. Allah Teala peygamberlerinden (Allah'ın selamı hepsinin üzerine olsun) bahsederken, onların kavimlerine şöyle dediklerini nakleder: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir." Evet, bu durum nasihatin kabul edilmesine daha çok vesile olur.
Hasen bir hadiste Allah'ın elçisi (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: "Dünyaya karşı zahit ol ki Allah seni sevsin; insanların ellerindekine karşı zahit ol ki insanlar seni sevsin." Onlardan ne para, ne seçim oyu, ne de başka bir şey beklemeyin. Bu nedenle, kendisi için nasihat edici ve ıslah edici bir rol isteyen kişinin, yeni tanıştığı insanlara maaşlarını, mülklerini veya onlarla kurduğu ilişkiden çıkar sağlamaya çalıştığını hissettirecek herhangi bir soruyu sorması uygun değildir. Bu durum, insanların onun nasihati bir kazanç kapısı olarak kullandığını hissetmelerine neden olur.
Güvenilir her nasihatçi için temel ön hazırlıklar şunlardır: İhlas, insanların iyiliğini samimiyetle istemek ve onların ellerindekine karşı gözü tok olmak.
Bir dahaki sefere Allah'ın izniyle, nasihatimize ihtiyaç duyulduğunda daha etkili olması için, nasihat ihtiyacı doğmadan önce yapmamız gerekenlerden bahsedeceğiz. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.