Değerli dostlar, esenlik üzerinize olsun. Birkaç gün önce oğlum okuldan geldi ve öğretmeninin onlara, Yüce Allah'ın kalbinde hardal tanesi kadar iman olan kimseyi ateşten çıkaracağına dair bir hadis anlattığını söyledi. Oğlum bana şunu sordu: "Bu, o kişilerin kalbinde şüphe olduğu anlamına mı geliyor? Yani Allah'ın varlığına inanıyorlar ama şüpheyle mi?"
Ona "Tabii ki hayır" dedim. Peki, bu hadisin anlamı nedir? Size cevap vermeden önce hızlı bir deney yaptım ve bazı insanlara sordum: "Allah'ın kalbinde bir zerre veya bir hardal tanesi kadar iman olanı ateşten çıkarması ne anlama gelir?" Bu konudaki hadisler sahihtir.
Bazıları şöyle dedi: "Yani Allah'a inanıyor ama şüpheyle. Varlığına inanıyor ama içinde şüphe var." Onlara dedim ki: "Bu iman değildir, çünkü iman kesin bir tasdiktir. Tanımı gereği kesin bir onaylamadır." Bunun üzerine sustular. Bazıları ise: "Yani Allah'ın varlığına inanıyor ama başka hiçbir şey yapmıyor" dedi.
Sahih hadisler, Allah'ın kalbinde zerre miktarı veya hardal tanesi ağırlığında iman olanı ateşten çıkaracağını belirtir. Kardeşlerim, bu hadis "kalp amelleri" hakkındadır. Kalp amelleri ne demektir? Yani Allah sevgisi, Allah'a tevekkül, Allah'ı yüceltme (tazim), Allah korkusu ve Yüce Allah'ın rahmetine umut bağlamak demektir.
Kalp amelleri tek bir seviyede değildir.
Örneğin sevgiyi ele alalım. Sevginin bir aslı vardır. Buna "sevginin aslı" veya "mutlak sevgi" de denir. Bu, sevginin temel miktarıdır. Bir insan Allah'ı sever ama bu sevgi çok zayıftır. Dikkat edin, Allah'tan nefret etmiyor. Yani durumu eksi değerde değildir. Nötr veya sıfır da değildir. "Allah'ı ne seviyor ne de sevmiyor" diyemeyiz; hayır, onda bir sevgi vardır ama bu sevgi çok zayıftır.
Bu sevgi, onu bu açıdan küfürden kurtarır ve sonunda cennete girmesini sağlar. Eğer günahtan, haramdan ve cezadan kurtulmak istiyorsanız, sizde "vacip (zorunlu) olan sevgi" seviyesinin bulunması gerekir. Bir de "sevginin kemali" veya "mutlak sevgi" denilen daha üst bir mertebe vardır ki bu, peygamberlerin, sıddıkların ve hayırda en önde gidenlerin mertebesidir.
Peki, örneğin Allah korkusu veya Allah'ı yüceltmekten (tazim) bahsedersek; bazı insanlarda "korkunun aslı" veya "yüceltmenin aslı" vardır. Bu insan Allah'ı yüceltmektedir; dikkat edin, Allah'ı hafife almıyor, O'nunla alay etmiyor. Eğer öyle olsaydı eksi değerde olurdu. Sıfır veya nötr de değildir; yani Allah'ı ne yüceltiyor ne de hafife alıyor değildir. Bu insanda bir yüceltme duygusu vardır ama bu zayıf bir yüceltmedir, yüceltmenin aslına sahiptir.
Ancak sadece küfürden değil, günahtan da kurtulmak için, kişiyi görevlerini yapmaya, büyük günahları terk etmeye, küçük günahlardan ve genel olarak hatalardan tövbe etmeye sevk edecek "vacip olan yüceltme" seviyesine sahip olması gerekir. Maneviyatta kanatlanıp yükselmek için ise "yüceltmenin kemali" veya "mutlak yüceltme" gerekir. Diğer ameller de böyledir.
İşte kardeşlerim, "zerre miktarı iman" veya "hardal tanesi kadar iman" ile kastedilen budur. Burada konu asla zihinsel tasdik (onaylama) değildir. Elbette tasdik ve yakîn (kesin bilgi) dereceleri vardır, ancak içine şüphe karışmış bir tasdike "tasdik" denmez, o "iman" olarak adlandırılmaz.
Tabii ki kardeşlerim, burada amellerin imanın bir parçası sayılıp sayılmaması meselesine girmedik; bu başka bir konudur ve başka delilleri vardır. Yani amelleri iman kavramının dışına çıkarmak söz konusu değildir, ancak bu hadisin tamamı kalp amelleri hakkındaydı. En doğrusunu Allah bilir. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.