Giriş: Sözün Değeri ve Bağlılığa Vefa
Esenlik üzerinize olsun. Başımdan geçen ve içinde ibretler barındıran iki hadiseyi paylaşmak istiyorum. İlki yıllar önce ders verdiğim üniversitelerin birinde yaşandı. Dekan hanım, her doktorun okuttuğu her ders için onaylı bir kitap belirlemesini istedi. Böylece kitap isimlerini ve gerekli sayıları Amman'daki bir kitapçıya gönderecek, o kitapçı da bu kitapları uygun fiyatlarla temin edecekti.
O zaman dekan hanıma şöyle demiştim: "Hocam, ben farmakoloji (ilaç bilimi) için belirli bir kitabı zorunlu tutmayacağım. Çünkü bu derste öğrencileri kendi hazırladığım sunumlara bağlı kılıyorum ve her dersten sonra onlara bu sunumları veriyorum. Bu sunumlar çeşitli kitaplardan derlenmiş bilgiler içeriyor, bu yüzden tek bir kitaba bağlı kalamam."
Birinci Hadise: Üniversite Kitapçısının Zararı
Diğer meslektaşlarım, öğrencileri bu kitaplara mecbur tutacakları varsayımıyla kitap isimlerini ve öğrenci sayılarını dekanlığa bildirdiler. Gerçekten de uzun bir kitap listesi ve öğrenci sayıları, uluslararası yayınevlerinden satın alınması için kitapçıya gönderildi.
Eğitim yılı başladıktan haftalar sonra, kitapçı yetkilisinden dekan hanıma üzücü bir mektup geldi. Yetkili şöyle diyordu: "Sayın Dekanım, bizden talep edilen miktarlarda bir kitap listesi istemiştiniz. Biz de bunları satın aldık ve öğrencilerinizin gelip bizden almalarını bekledik. Eğitim yılının başlamasının üzerinden haftalar geçmesine rağmen, tek bir öğrenci bile herhangi bir kitaptan tek bir nüsha dahi satın almadı! Satılan nüsha sayısı sıfırdır. Bunun bir kitapçı olarak bizi ne kadar mağdur ettiğini takdir edersiniz."
Tabii ki kitapçı büyük zarar gördü çünkü binlerce lirayı boş yere ödemişti. Olan şuydu: Bazı hocalar öğrencilerini belirlenen ders kitabına mecbur tutmamışlardı ve aslında o kitaba ihtiyaçları da yoktu. Eğer en başından "Ben öğrencilerimi belirli bir kitaba mecbur tutmayacağım" deselerdi, o zavallı kitapçı bu kitapları satın almayacaktı. Bu, sözün saygınlığı konusundaki ilk örnektir; bir söz söylediğimizde ona saygı duymalıyız.
İkinci Hadise: Terk Edilen Bilimsel Kurs
Değerli bir hanımefendi doktor, Müslüman'ın akidesini güçlendiren ve sıkça ortaya atılan bazı şüpheleri çürüten çok faydalı bir konuda ücretsiz, yüz yüze bir kurs vereceğini duyurdu. Kendi sayfasında duyuru yaptı, ben de bu duyuruyu paylaşanlardan biriydim. Onlarca hanım kardeşimiz bu ücretsiz kursa katılmak istediklerini belirterek kayıt yaptırdı.
İlk buluşma vakti geldi. Doktor hanım, materyalleri hazırlamak ve sunumları oluşturmak için onca emek verdikten sonra yola çıktı. Peki, ders salonunda kaç kişi vardı dersiniz? Sadece bir kişi! Sadece bir kardeşimiz oradaydı, kayıt yaptıran diğer onlarca kişi gelmemişti. Doktor hanım, bu duyarsızlık karşısında üzülerek ve hayal kırıklığına uğrayarak kursu iptal etmek zorunda kaldı.
Söz Vermeye Saygısızlık Fenomeni
Bu iki hadise, aramızda çok yaygınlaşan bir sorunun sadece iki örneğidir: Birçoğumuzun verdiği söze saygı duymaması. Bir etkinliğe kayıt yaptırıyor, bir gruba katılıyor, sonra ne takip ediyor ne de özür dileme zahmetine katlanıyor; tam bir sorumsuzluk örneği.
Kardeşim, eğer katılma konusunda ciddi değilsen ismini yazdırma. Aksi takdirde, başkalarına verdiğin maddi veya manevi zarardan dolayı günaha girebilirsin. Allah bizi, eylemlerimizin sözlerimize ve vaatlerimize aykırı olması konusunda uyararak şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır." Bu, son derece çirkin bir davranıştır.
Peygamberimiz (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) bizi münafıkların özelliklerine karşı uyarmış ve bunlardan birinin de "Söz verdiği zaman sözünde durmaması" olduğunu belirtmiştir. Bir konuda söz vermek, bir vaat niteliğindedir ve sözünü tutmamak vaadinden dönmektir. Yine o (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: "Hiçbiriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe tam iman etmiş olmaz." Allah aşkına size soruyorum: İnsanların size bu anlattıklarımızı yapmasından razı olur musunuz?
Sözünde Durmamanın Çeşitli Şekilleri
Söze saygı duymamanın pek çok biçimi vardır:
- Eğitim Kursları: Dini veya dünyevi bir konuda ücretli bir kursa kayıt yaptırırsınız. Eğitmen, konunun talep gördüğünü düşünerek kursu açmaya karar verir, materyallerini hazırlar ve programını ayarlar. Sonra maliyetleri bile karşılamayacak kadar az kişi gelir. Sözünüzden dönmeniz ona zarar vermiş ve kayıplara yol açmıştır; buna kıyamet günü için bir cevap hazırlayın.
- Gönüllülük ve Hayır İşleri: Bağlı kalacağınıza dair söz vererek bir gönüllü ekibine katılırsınız veya bir hayır projesinin masraflarını üstleneceğinizi taahhüt edersiniz. Sonra yavaş yavaş gevşer ve sizin boşluğunuzu doldurmak zorunda kalan yönetimin omuzlarına yük bindirirsiniz.
- Sosyal Davetler: Bir dostunuz veya tanıdığınız sizi bir grup arkadaşla birlikte bir yemeğe veya davete çağırır, siz de kabul edersiniz. Sonra ne yapılan masrafı ne de sizin geleceğinizi umanların hayal kırıklığını umursamadan gitmezsiniz.
- Mesleki Randevular: Ustaların ve genel olarak Müslümanların birbirlerine verdikleri randevulara uymamaları.
Sonuç ve Uyarı
Maalesef birçoğumuz, eğer uymamanın sonucunda maddi bir ceza olacağını bilseydik sözümüze sadık kalırdık. Ancak sözünde durmamanın Müslüman kardeşlerine maddi veya manevi zarar verdiğini bildiği halde aynı derecede önemsemiyor.
Bu durum, pek çok hayırsever insanın karşılaştıkları hayal kırıklığı ve duyarsızlık nedeniyle faydalı ilim sunma şevkini kaybetmesine neden oluyor. Tüm bunların özeti olan mesaj şudur: Kendime ve size, sözümüze saygı duymayı, ona vefa göstermeyi ve sözümüzden dönmemizin başkalarına vereceği zararı hafife almamayı hatırlatıyorum.
Esenlik üzerinize olsun.