Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bu nimet Kur'an'ı anlamaktan kaynaklanır, dolayısıyla Kur'an'ın manalarını kavramak büyük bir huzurdur. Bu huzuru herkes hak etmez; Kur'an'ı anlasalar ve imanın hallerini tatsalar bile, dünyanın değersiz menfaatlerini Kur'an'ın nimetine tercih edecek olan tembeller ve boş gezenler bunu hak etmezler.
Bu nedenle Yüce Allah, kelamının bu tür insanlar tarafından anlaşılması konusunda kıskançlık gösterir (gayret eder). Evet, Allah kelamının onlar tarafından anlaşılmasını istemez; çünkü manaları anlamak ve tatmak, onların hak etmediği bir nimettir.
Bu mana Allah'ın kitabında nerede geçer? Allah'ın, kelamını anlamayı hak etmeyenlerden onu sakındığı manası nerededir?
Bu manada pek çok ayet vardır. Bunlardan biri, İsra Suresi'nin kırk beşinci ve kırk altıncı ayetlerinde Yüce Allah'ın şu buyruğudur: "Sen Kur'an okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Onu anlamamaları için kalplerine örtüler, kulaklarına da bir ağırlık koyarız."
Yani sanki Allah, Kur'an'ın bu gafil kalplere girmesini istememektedir. Allah kelamını neden bunlardan gizlemiştir?
Yüce Allah bu ayetlerden sonra şöyle buyurmuştur: "Onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırken de o zalimlerin 'Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz' dediklerini biz çok iyi biliyoruz. Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da nasıl saptılar! Artık doğru yolu bulmaya güçleri yetmez."
Onlar, Allah'ın elçisini -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- büyülenmiş olarak nitelendirdiler, oysa bunu söylerken yalancı ve zalim olduklarını biliyorlardı. Onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı ve onları kelamını anlamaktan mahrum bıraktı. "Şüphesiz ki Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendi kendilerine zulmederler."
İbn Kayyim şöyle demiştir: Senin hidayet davetine icabet etmeyeni bırak, Azgınlığa çağıran herkese icabet etsin. O mahrum kalana de ki: Ceza olarak sana yeter, Eğer bilincinde olsaydın, bu yüce işten uzak kalman.
Yani Kur'an'ın manalarını anlamaman ceza olarak sana yeter. Güzel bir genç kızın, kör ve iktidarsız, aşktan habersiz bir adama gelin gitmesi ne büyük bir çiledir! Düşünün ki güzel bir kız, kadınlara arzusu olmayan kör bir adamla evlendiriliyor; o adam bu kızı hak eder mi? İşte Kur'an'ın manaları da onun kadrini bilmeyenler için böyledir. Eğer kadrini biliyorsan, ona layık ve uygun birini görene kadar onu sakın, başkasına verme.
Bugünkü nükteden çıkarılacak dersler nelerdir? Birincisi: Kur'an'ı anlamak bir nimet, bir ikram ve bir şereftir. İkincisi: Hak davetten yüz çevirmekten sakın; aksi takdirde Allah, seninle kelamını anlaman arasına gizli bir perde koyar. Çünkü Allah, kelamının bu anlayışı hak etmeyenler tarafından kavranması konusunda gayret gösterir (sakınır).
Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.