Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Onlar, Yüce Allah'ın şu sözünü çok iyi anlıyor ve uyguluyorlardı: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur." Allah'a itaat ile O'na isyan arasında bir seçim yapmak onlar için söz konusu bile değildi.
Onlar, ayetleri karanlıklarda kendilerine yol gösteren meşaleler olarak beklerlerdi. Ruhları, Allah'ın kelamını yağmuru bekleyen susuz bir toprak gibi bekler, onu kana kana içer ve içindeki iman tohumlarından en güzel meyveleri verirdi. Tüm çabaları, Allah'ın emrini O'nun sevdiği şekilde nasıl yerine getirecekleri üzerine yoğunlaşmıştı.
Böylesine temiz bir nefse vahiy dokunduğu anda, kalp hızlanır, ses titrer ve gözlerden yaşlar boşalırdı.
Dürüst olalım; birçoğumuz Kur'an'ı, emirlerden kaçmak isteyen ve geçici zevkleri tercih eden tembel bir ruh haliyle okuyoruz. "Zaman farklı, bu emri uygulamayacağız ama Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir" ve benzeri bahaneler üretiyoruz.
Nefsin derinliklerinde onu kınayan bir ses vardır ve şöyle der: "Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resulü'nün çağrısına uyun." Biz ise tereddüt ederiz, suçluluk duyarız, sonra bu çağrıyı görmezden gelip bastırır ve okumaya devam ederiz. Ardından da Kur'an'ın, sahabe üzerinde bıraktığı etkiyi bizde de bırakmasını bekleriz.
Eğer Kur'an'dan sahabeler gibi etkilenmek istiyorsanız, Allah'a itaat ile isyan arasında bir seçim yapmayacağınıza, tek seçeneğinizin itaat olacağına dair o cesur kararı alın. Bu karar zordur, ancak Allah'ın hikmetine ve merhametine güvendiğinizde; O'nun size ancak dünyada ve ahirette faydanıza, kolaylığınıza ve iyiliğinize olan şeyi emrettiğini bildiğinizde çok kolaylaşır.
Gelecek bölümlerde Allah'ın izniyle, onlara benzemek adına sahabelerin (Allah onlardan razı olsun) Kur'an'daki Allah'ın emrine verdikleri icabet örneklerini inceleyeceğiz. Umulur ki Aziz ve Celil olan Allah, onların kalplerini dirilttiği gibi bizim kalplerimizi de diriltir.
Fakat kardeşim, bundan önce şu kararın verilmesi gerekir: İtaatten başka seçenek yoktur. Sen bir mümin erkeksin, sen bir mümin kadınsın; "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur."
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.