Guta ve benzeri kuşatma altındaki bölgelerde, bir baba kızının günbegün eriyip gidişini izliyor. Benzer bir durumdayız, ancak fark şu ki; benim kızım seçkin bir tıbbi bakım görüyor ve hastalığı karşısında sabretmekten başka çarem olmayan bir kaderdir. Diğer yanda, kızının açlık ve kuşatma yüzünden eridiğini gören babanın acısı ise erkeklerin çaresizliği ve kahrıyla yoğrulmuştur. Bu da Allah'ın rızasıyla karşılanan bir kaderdir, ancak o babanın zalimlere öfkelenmeye ve kızmaya hakkı vardır. İşgalcilerin eskiden çizdiği sınırları geçmeleri engellenen, yavaş yavaş ölen ve anne babalarının bu halde izleyip de o katı kalpleri yumuşatamadığı erkeklerin kahrolması ne kadar da zordur! Evet, erkeklerin kahrolması ne kadar zordur!
Evet, Sara sabırlıydı; fakat ümmetin içinde ondan çok daha sabırlı olan ve trajedileri onun hastalığıyla kıyaslanamayacak kadar büyük olan binlerce çocuk var. Yine ümmetin içinde, benim ve Sara’nın annesinin katlandığından kıyaslanamayacak kadar büyük acılara göğüs geren binlerce anne ve baba var.
Bunları söylüyorum çünkü bu sabreden çocuklardan veya babalarından birinin, Sara'nın gördüğü ilgiye şahit olup içinden "Ama benim Saram için ağlayan kimse yok" demesinden haya ederim. Kardeşlerim, musibete uğrayan kişiyi en çok yaralayan şey, unutulduğunu hissetmesi, insanların derdine ortak olmaması ve onun için bir şey yapmak istememesidir. Tüm bunları, ümmetin içinde binlerce Sara olduğunu, annesinden ve babasından çok daha fazlasına katlanan binlerce anne ve baba olduğunu bilelim diye söylüyorum. Muhammed'in (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) ümmeti hayır doğurmaya devam eder; kötülüğün çokluğu sizi aldatmasın ve bu hayrı görmenize engel olmasın. Ümmet sanki önderlerinden yoksunmuş gibi size dışarıdan örnekler dikmeye çalışanlara kulak asmayın. Vallahi, bana taziye verenler arasında öyleleri var ki, imtihanının benimkinden daha ağır olduğunu bildiğim için onlardan utanıyorum. Ümmetin içinde üzerlerine ışık tutulmamış, haklarında şiirler yazılmamış ve haberleri yayılmamış binlerce sabreden yiğit var.
Bunları aynı zamanda kendime ve kalbi olan her Müslümana hatırlatmak için söylüyorum: Ey Allah'ın kulu, unutulmuş acı hikayelerinin oluşmasına (duyarsız kalarak) katkıda bulunduğun gibi sen de unutulmaktan sakın. Yoksa kıyamet günü sana şöyle denir: "Siz bugüne kavuşacağınızı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi öylece unuturuz." Kardeşlerim, şunu bilin ki; Müslümanların acılarıyla dertlenmek, siz kişisel bir imtihanla karşılaştığınızda sabretmenizi ve metanetli olmanızı sağlayan en büyük vesilelerden biridir. Kızım, babasının ümmetin meselelerini savunduğu için kendisinden uzaklaştırılmasıyla imtihan edildiğinde, biz ailece Sara ve kardeşleriyle bu bilinci tazeledik. O gün Sara, üzerinde şu yazan bir pankart kaldırmıştı: "Babacığım, yolundan dönme ve devam et; 'Ümmetim bana çocuklarımdan daha azizdir' de."
Allah'ım, kızıma ve Müslümanların çocuklarına rahmet et. Allah'ım, kuşatma altındaki ve yerinden edilmiş çocuklarımızın, anne ve babalarının sıkıntılarını gider. Ümmetimize yakın bir ferahlık ve çıkış yolu nasip eyle. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.