Günümüz Gerçeğinde Müslüman Kanının Değersizleşmesi
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Kardeşlerim, Allah size iyilikler ihsan etsin. Müslüman kanının her yerde akıtıldığı bir zamanda yaşıyoruz; bunu Suriye'de, Burma'da, Mısır'da ve diğer Müslüman diyarlarında görüyoruz. Bu sahneleri görmeye o kadar alıştık ki kalpler neredeyse duyarsızlaştı. Bazıları, hayatın normale dönmesi veya siyasi istikrarın sağlanması adına bir grup Müslümanın canına kıyılmasını göz ardı edilebilecek bir mesele olarak görmeye başladı.
Duygulardaki bu kopukluk ve Müslümanların meselelerine karşı sergilenen bu soğukluk, Müslüman insanın değerine dair algımızdaki büyük bir bozukluktan kaynaklanmaktadır. Bazıları, insanı sadece bir sayıya veya siyasi hedeflere ulaşmak için bir araca dönüştüren maddi teorilerden etkilenmiştir. Oysa İslam, insan canının, özellikle de bir müminin canının şanını yüceltmek için gelmiştir.
Şeriat Terazisinde Müslüman Kanının Değeri
Eğer bir Müslümanın değerini bilmek istiyorsanız, onun İslam hukukundaki (Şeriat) konumuna bakınız. Şeriat, beş temel zarureti korumak için gelmiştir ki bunların başında canın korunması gelir. Peygamber (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun), kanın dokunulmazlığını en yüce şekilde tazim ederdi. Peygamberimizin hayatında, Müslümanlara yönelik her türlü saldırıya karşı sergilenen kararlı duruşları buluruz.
Üsame bin Zeyd'in (Allah ondan razı olsun) hikayesini hatırlayın; savaşta "Allah'tan başka ilah yoktur" diyen bir adamı öldürdüğünde, Peygamber (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) buna çok şiddetli bir şekilde öfkelenmiş ve ona: "O, 'Allah'tan başka ilah yoktur' dedikten sonra mı onu öldürdün?" demiştir. Peygamber bu sözü o kadar çok tekrarlamıştır ki, Üsame işlediği günahın büyüklüğünden dolayı o günden önce Müslüman olmamış olmayı dilemiştir.
Aynı şekilde İslam tarihinde, bir Müslüman erkek veya kadının onuru için koca ordular harekete geçmiştir. Bir kadının kendisinden yardım istemesi üzerine Mutasım'ın yaptığı gibi veya Endülüs'te Mansur bin Ebi Amir'in yaptığı gibi. Tek bir Müslümanın kanı helal kılındığında Müslüman devlet ayağa kalkardı; çünkü onlar, bir ümmetin heybetinin, evlatlarının kanının dokunulmazlığından geçtiğini kavramışlardı.
Mümini Öldürmeye Karşı Şiddetli Uyarı
Yüce Allah'ın Kerim Kitabı'nda buyurduklarını ve Resulü'nün (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) kanın dokunulmazlığı hakkında söylediklerini daima kendimize hatırlatmalıyız. Yüce Allah, Nisa Suresi'nde şöyle buyurmaktadır:
"Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır."
Bu şiddetli uyarı -cehennemde ebedi kalış, Allah'ın gazabı, laneti ve büyük azap- haksız yere bir mümin canına kıymak dışında hiçbir günahta bu şekilde bir araya gelmemiştir. İmam Müslim'in rivayet ettiğine göre Peygamber (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun), Müslüman kardeşine silahla işaret etmeye karşı bile uyarmıştır; öyleyse onu öldürenin hali nice olur? Dünyanın yok olması, Allah katında bir Müslüman adamın öldürülmesinden daha hafiftir.
Müslümanların Meselelerine Karşı Görevimiz
Ey kardeşlerim, kardeşlerimizin acılarını hissetmeliyiz ve onların kanlarının akıtılmasına alışmamalıyız. Şüphesiz Yüce Allah, zalimlerin yaptıklarından habersiz değildir. O şöyle buyurur: "Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor."
Bilmeliyiz ki Yüce Allah'ın huzurunda duracağız ve O bize bu dökülen kanların hesabını soracak. Öyleyse kendimizi hesaba çekelim, Allah'ın yücelttiğini yüceltelim ve her yerdeki Müslüman kardeşlerimizle tek bir el olalım. Allah'tan Müslümanların kanını korumasını ve bu ümmetin üzerindeki kara bulutları kaldırmasını niyaz ederiz.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.