Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun ey değerli dostlar. Amerikan Uzay Ajansı NASA, şimdiye kadar çekilmiş en derin evren görüntüleri olduğunu söylediği bazı tanıtım fotoğrafları yayınladı. Bu fotoğraflar, çevremizdeki evrenin azametinin bir yönünü göstermektedir.
Dikkat çekici olan şudur ki; bu görüntülerin kendisi, iman edenlerin imanını artırırken, Batı hayranı olanların ise sefilliğini ve inkârını artırmaktadır. Gözle görülen kozmik ayetlerin durumu, tıpkı vahyedilmiş ayetlerin durumu gibidir.
Yüce Allah, münafıklar hakkında şöyle buyurmuştur: "Bir sure indirildiği zaman onlardan bazıları, 'Bu hanginizin imanını artırdı?' der. İman edenlere gelince, bu onların imanını artırmıştır ve onlar birbirlerini müjdeleyip sevinirler. Kalplerinde hastalık olanlara gelince, bu onların pisliklerine pislik katmıştır ve onlar kâfir olarak ölmüşlerdir."
Peki bu, delilin kendisinin hem Allah'ın varlığına hem de inkârına delalet edebilecek kadar tarafsız olduğu anlamına mı gelir? Elbette hayır. Aksine bu, tüm kozmik ayetlerin Allah'a delalet ettiği, ancak fıtratı, aklı ve kalbi sağlam olanların ondan yararlanabileceği anlamına gelir. Eğer insanın fıtratı, aklı ve kalbi sapmışsa, o kişi kör gibidir; Allah Teala'nın azametine ve kudretine dair ne kadar delil sunulursa sunulsun, o güzel görüntüler ona fayda vermez.
Şüphe içinde olan veya psikolojik olarak yenilmiş, Batı'nın karşısında eziklik duyan kişi, bu keşiflerden sanki onları görüntüleyenler yaratmış gibi bahseder. İslam ümmetinin bilimde yeniden ilerlemesi için çabalamak yerine, bu keşifler üzerinden Müslümanları ayıplar.
Oysa bu keşifleri yapanlar, onlara hayran olanlar ve tüm insanlık bir araya gelse, bir galaksiyi, bir yıldızı veya bir gezegeni bırakın, bir sineği bile yaratamazlar.
İmanıyla izzet bulan Müslüman ise, ne zaman böyle yeni bir ayet görse şöyle der: "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru."
Rabbimiz, Sen bunu boş yere yaratmadın; çünkü bu azametteki bir evren, şüphesiz ki kudret sahibi, yüce, her şeyi bilen ve hikmet sahibi bir Rabbe delalet eder. Seni tenzih ederiz ey Rabbimiz, Sen batıl ve boş işlerden uzaksın. Şüphesiz ki bizi ve evreni bir hikmetle yarattın. Hesap günü huzurunda durduğumuzda bizi ateşin azabından koru.
Mümin, bu ayetlerden Allah Teala'nın çürümüş kemikleri diriltmeye gücünün yettiğine delil getirir; çünkü bilir ki bu, Allah için bu uçsuz bucaksız evreni yaratmaktan daha kolaydır.
Bu ayetlerden yararlanmayan kişi kördür. Mümin, evrenin azametini gördüğünde Allah'ın gökleri ve yeri hak ile yarattığını anlar. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı; ta ki her nefis kazandığının karşılığını görsün ve onlara zulmedilmesin."
Hemen ardından ise şöyle buyurur: "Hevasını (arzularını) ilah edinen, Allah'ın bir bilgiye dayanarak saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirebilir? Hala düşünmüyor musunuz?"
Arzularına tapan ve şehvetleri için yaşayan kimseye ne ilmi ne de bu muazzam manzaralar fayda verir. Aksine, Allah'ın bu insanları en büyük ve en açık gerçek olan Kendi varlığından, birliğinden ve azametinden mahrum bırakma kudretine hayret ederiz; öyle ki ilimleri onlara hiçbir fayda sağlamaz.
"Acaba onlar bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar, yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?" Yoksa kendileri yaratıcıdırlar da kendi kendilerini mi yarattılar? Bunu hiçbir akıl sahibi söylemez. Ya da gökleri ve yeri kendileri mi yarattı? Bunu da hiçbir akıl sahibi söylemez. O halde geriye sadece, her şeyin muhtaç olduğu ama Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan, yaratılmamış bir Yaratıcı tarafından yaratıldıkları gerçeği kalır.
Modern cahiliye, insanların ahlaki fıtratını bozup ahlaki gerçekleri şüphe ve tartışma konusu haline getirdiği gibi, en kirli fuhşiyatları zorla dayatmış ve bunları reddedenler hakkında: "Onları şehrinizden çıkarın, çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış!" demiştir.
Aynı şekilde modern cahiliye, insanların akli fıtratını ve aklın Allah'ın varlığına ve azametine dair kesin delaletini de bozmuştur.
Son olarak ey değerli dostlar, "İnanç Yolculuğu" serisinden "Allah'ın varlığı bilimsel olarak kanıtlanabilir mi yoksa bilim tarafsız mıdır?" başlıklı bölümü izlemenizi tavsiye ederiz. Unutmayın ki; azametinin, kudretinin ve hikmetinin izlerini gördüğümüz bir İlah, isyan edilmeye değil itaat edilmeye, unutulmaya değil zikredilmeye, emirleri, yasakları ve şeriatı hafife alınmaya değil yüceltilmeye layıktır. Allah'tan bizi hidayete erdirmesini ve bizim aracılığımızla hidayet vermesini dileriz. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.