Esenlik üzerinize olsun. Bazıları şöyle diyor: "Batı'yı Epstein skandalı üzerinden neden kınıyorsunuz? Bizim Arap ve Müslüman ülkelerimizde de ahlaki skandallar ve suçlar var, biz de onlar gibiyiz."
Biz sekülerizmle ve dinden kopuşla mücadele ederken insanları neye davet ediyoruz? Onları Arap ülkelerinin modelini örnek almaya mı çağırıyoruz? Ömrünüzde hiç saygın bir davetçinin insanlara: "Arap ve Müslüman ülkelerin şu anki durumunu kendimize örnek almalıyız ve Batılıları da bizim şu anki halimize uymaya davet etmeliyiz" dediğini duydunuz mu?
Bütün saygın davetçiler Allah'ın emrine uymaya çağırır ve hepsi Müslüman ülkelerdeki fesadın, ahlaki, toplumsal, siyasi ve ekonomik suçların, Allah'ın şeriatının uygulanmamasının uğursuz bir sonucu olduğunu söyler. Bu nedenle, İslam ile savaşan seküler sistemleri Arap ve Müslüman ülkelerin mevcut durumuyla kıyaslamak ya bir ahmaklık ya da büyük bir gaflettir.
Bir karşılaştırma yapacaksak, gelin davet ettiğimiz İslam ile dünyaya bir modelmiş gibi pazarlanan, Müslüman ülkelerde yasaları kendi standartlarına göre dayatan ve çocuklarımızın müfredatını kendi temellerine göre değiştiren "Modern Batı Cahiliyesi"ni karşılaştıralım.
Başlangıç olarak, Epstein ve şebekesi istisnai bir durum mu? Asla. Daha önce, medya odağının sanki sorun sadece Epstein, müşterileri ve aracılarıyla sınırlıymış gibi yansıtılmasının tehlikesine karşı uyarmıştık. Uluslararası sistemin ve kurumlarının genel bir "Epstein hali" olduğunu ve Batı cahiliyesinin bu tür yapılar için çok verimli bir toprak olduğunu vurgulamıştık.
Buna karşılık İslam'ın toplumları bu tür yapılardan koruyup korumadığına bakalım. Size İslam'daki bazı Allah emirlerinden bahsedeceğim; her birini zikrettiğimde Batı cahiliyesiyle kıyaslayın:
İslam, çocukları ve onların masumiyetini kirlenmekten korumuştur. Oysa Batı cahiliyesi ve BM müfredatında, "cinsel eğitim" adı altında her türlü ahlaksızlık dersleri dayatılmakta; "çocukların bilgiye erişim özgürlüğü" sloganıyla babaların, çocuklarının fıtratını bozan materyallere erişimini engellemesini yasaklayan kanunlar çıkarılmaktadır.
"Bizde de onlardaki gibi var" diyen kişinin aklını başına alması gerekir. Karşılaştırma yaparken toplumlarımızın içindeki her türlü kötülük, şer ve fesadın İslam'ın hükümlerini terk etmekten kaynaklandığı mevcut durumla değil, davet ettiğimiz İslam ile karşılaştırma yapmalıdır.
Elbette bizdeki durumun Batı cahiliyesindeki gibi olduğunu asla kabul etmiyoruz. İnsanlardaki din kalıntıları, onları Epstein gibilerin bizi çekmeye çalıştığı bu bataklığa düşmekten korumuştur. Sistemleri karşılaştırın; Müslüman toplumlardaki bazı bireylerin bozulması İslam sisteminden çıktıkları içindir, Batı toplumlarındaki bireylerin bozulması ise bize de dayatmaya çalıştıkları o bozuk Batı cahiliyesi sisteminin kendisinden kaynaklanmaktadır.
Birisi çıkıp "Ama sahabe toplumunda bile zina vakaları oldu!" diyerek sanki öldürücü darbeyi vurmuş gibi konuşabilir. Bu karşılaştırma çok basit ve tutarsız olsa da cevap verelim:
Sahabeler arasında bir anlık nefse yenik düşüp harama düşen çok az sayıda vaka olmuştur. Ancak onlar hemen pişman olmuş ve Allah'ın elçisine (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) gelerek itirafta bulunmuş, kendilerine ceza uygulanmasını istemişlerdir. Allah'ın elçisi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) onlardan yüz çevirdikçe, onlar Allah'ın affını garantilemek için ısrar etmişlerdir. Öyle ki Allah'ın elçisi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun), Maiz (Allah ondan razı olsun) hakkında şöyle buyurmuştur: "Öyle bir tövbe etti ki, bir ümmet arasında paylaştırılsaydı hepsine yeterdi."
Gamidiyeli kadın (Allah ondan razı olsun) gelip kendisine ceza uygulanmasını istemiş, Allah'ın elçisi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) onu ertelemiş ama o defalarca geri gelmiştir. Sonunda ceza uygulanıp cenaze namazı kılındığında Ömer şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Nebisi, zina ettiği halde onun namazını mı kılıyorsun?" Allah'ın elçisi (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: "O öyle bir tövbe etti ki, Medine halkından yetmiş kişi arasında paylaştırılsaydı onlara yeterdi. Sen, canını Allah Teala için feda etmesinden daha faziletli bir tövbe bulabilir misin?"
Şimdi, bu tertemiz ve seçkin sahabelerin ayaklarının tozu; gece gündüz tecavüzle, zorbalıkla, zerre haya etmeden, organize bir çete halinde ahlaksızlık yapan o necis köpeklerle kıyaslanabilir mi?
"Biz Müslümanları, suçlularla bir tutar mıyız? Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?"
Esenlik üzerinize olsun.