Sosyal Hizmetlerin Çalışma Mekanizmaları ve Çocukların Alınması Hakkında Şok Edici Bir Tanıklık
Karar Alma Sürecinde Deneyim ve Standartların Eksikliği
Sosyal hizmetler bünyesinde çalışan görevliler genellikle on dokuz ile yirmi yaşları arasında, çok genç kişilerdir. Bu tür hassas meselelerle ilgilenmek için gerekli olan herhangi bir pratik deneyimden veya ailevi tecrübeden yoksundurlar.
Bir çocuğun aileden alınması kararı, herhangi bir kişinin aile aleyhine yaptığı basit bir telefon görüşmesi veya şikayet üzerine verilmektedir. Sosyal hizmet ekipleri doğrudan çocuğu almaya gider ve "soruşturma" olarak adlandırılan süreci başlatırlar. Maalesef bu süreç yeterli inceleme yapılmadan yürütülmektedir; ailede bir sorun olduğu iddia edildiği anda çocuk koparılıp sosyal hizmetlerin gözetimine verilmektedir. Bu vakaları belgeleyen kesin çalışmaların eksikliğine rağmen, haksızlığa uğrayanların oranının %60 ile %80 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
İdare Mahkemelerinin Perde Arkası ve Hakim Kararları
İdare Mahkemesi heyetinde üye ve hakim olarak görev yapmış biri olarak, bu dosyaların nasıl yönetildiğine bizzat şahit oldum. Oturumlardan birinde, mahkeme başkanına çocuğun sosyal hizmetlerde kalması kararı verilmeden önce dosyanın neden daha derinlemesine incelenmediğini sordum. Aldığım cevap, "Sosyal hizmetlerin çocuk hakkında daha fazla bilgiye sahip olduğu" şeklindeydi.
Sadece bu kararların standartlarını sorguladığım için eleştirilere ve suçlamalara maruz kaldım. Yürek parçalayıcı manzaralar gördüm; İsveççe bilmeyen ve ağlayan göçmen bir anne, karşısında yedi kişinin (sosyal hizmet görevlileri, çocuğun avukatı ve pedagoglar) kendisine karşı birleştiğini görüyor ve yanında sadece genel bir tercüman bulunuyor. Mahkeme başkanına, "Neden dosyaları daha fazla incelemiyoruz? Neden sosyal hizmetlere mutlak hak tanıyoruz?" diye sorduğumda, verdiği cevap şok ediciydi: "Bu bizim işimiz değil!"
Gerçek Bir Hikaye: Norrköping'deki Kayırmacılık ve Yolsuzluk
Norrköping şehrinde bizzat ilgilendiğim ve doğruluğundan emin olduğum bir vakadan bahsedeceğim: Üç kızı olan Suriyeli bir kadın, evlilik sorunları ve zor maddi koşullar nedeniyle sosyal hizmetlerden yardım istedi. Bir sosyal hizmet görevlisi, konumunu kötüye kullanarak çocukları anneden aldı ve "bakım" bahanesiyle bir arkadaşına verdi. Buradaki motivasyonun maddi çıkar olduğu düşünülmektedir.
Daha da vahimi, çocukların yanına yerleştirildiği kişi (görevlinin arkadaşı) uyuşturucu kullanıyordu. Şikayetlerde bulunmamıza ve annenin kendi evindeki bakımının bu kötü ortamdan kat kat daha iyi olduğunu açıklamıza rağmen, sosyal hizmetler kararında ısrar etti.
Çocukların Alınması Bir Ticarete mi Dönüştü?
Birçok kişi şu soruyu soruyor: Bu konu bir ticaret mi?
Sosyal hizmetlerin bir çocuğu ailesinden koparıp başka bir aileye yerleştirdiğini ve o aileye ayda 40 bin krona varan ödemeler yaptığını gördüğümüzde; aynı zamanda gazeteler ve sosyal medya "bakıcı aile" ilanlarıyla dolup taşarken şu soruyu sorma hakkımız doğuyor: Neden bu paralar aileyi parçalamak yerine, çocuklarını yetiştirmeleri için öz aileye yardım olarak verilmiyor?
Bu mesele sadece İslami bir mesele değil, farklı dinlerden herkesi ilgilendiren insani bir meseledir. Eğer bugün el ele verip dik durmazsak, bu durum bir gün herkesin başına gelecektir. Şahit olduğum bu yolsuzluklar nedeniyle, vicdanım rahat bir şekilde bu yozlaşmış kurumdaki görevimden istifa ettiğimi açıklıyorum.