Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Alçak birinin Peygamber Efendimiz’in (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) yüce makamına dil uzatmasıyla ilgili olarak; sayısal hesaplara göre cazip görünen bir teklifin size sunulduğunu hayal edin: Binlerce kafirin Allah’ın dinine girmesi, Müslümanların sayı ve teçhizat bakımından güçlenmesi; ancak tek bir bedel karşılığında... Peygamberiniz (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) hakkında söylenen tek bir küçümseyici söze karşı sessiz kalmanız!
Bazıları, vehmedilen bir maslahat mantığıyla bu takasın kazançlı olduğunu düşünebilir; ancak iman izzetinin bambaşka bir terazisi vardır.
Bu terazi, sefih bir suçlunun peygamberlik makamına dil uzatması üzerine harekete geçen ve "Peygamber’e Sövene Karşı Çekilmiş Yalın Kılıç" adlı kitabını hapisteyken Allah rızası için yazan İslam Şeyhi İbn Teymiyye (Allah ona rahmet etsin) tarafından somutlaştırılmıştır. Kitabının mücevheri niteliğindeki bir cümlesinde şöyle der (Allah ona rahmet etsin):
"Peygamber’e (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) yönelik tek bir hakaret sözü, binlerce kafirin Müslüman olmasıyla bile telafi edilemez. Allah’ın dininin, hiç kimsenin ona dil uzatamayacağı bir şekilde üstün gelmesi; dinin kutsalları çiğnenip hafife alınırken birtakım toplulukların o dine girmesinden Allah ve Resulü katında daha sevimlidir."
Değerli dostlar, bu ifade sadece kelimelerden ibaret değildir; bu bir "izzet fıkhı" kaidesidir. Bizler, heybetin ve kutsalların enkazı üzerine kurulu sayısal bir İslam istemiyoruz. Müslümanlar dinlerinde zilleti kabul ettikten sonra, sayılarının artmasının ne kıymeti kalır?
Allah’ın dinini, haddini aşanların kutsallara dokunmayı düşünmekten bile korkacağı bir şekilde izhar etmek en yüce hedeftir. Kutsalların hafife alınması, ümmetin psikolojik ve varoluşsal çöküşünün ilk adımıdır.
Davet yolunda olan birinin, haddini aşanlara karşı sönük ve soğuk kelimelerle nasihat etmesi doğru değildir; zira bu durum aslında akidenin zırhı olan o heybetin yıkılmasına hizmet eder. Bu makam, kararlılık ve azim makamıdır; insanlara Peygamber’in (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) makamını bildirme makamıdır; yumuşaklık ve "pışpışlama" makamı değildir.
Maalesef, hiçbir kutsallığı olmayan kavramların, nesnelerin ve kişilerin kutsallaştırıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Bunlara dokunanlar hain ilan ediliyor, suçlanıyor ve cezalandırılıyor. Eğer bizim kutsallarımız onlar için değersizleşmişse, en azından bizim katımızda aziz ve dokunulmaz olmalıdır.
Bugün üzerimize düşen görev, geçici bir kınamanın ötesine geçer. Bu görev, çocuklarımızın ruhuna daha küçük yaşlardan itibaren Peygamberlik makamına tazim gösterme bilincini aşılamakla başlar. Onları ne dünyaya ne de ahirete faydası olmayan detaylara boğan eğitim müfredatları yerine; çocuklarımız İslam’ın kutsallarına ve Peygamber Efendimiz’in (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) makamına saygı duymayı, onsuz bir hayatın hiçbir kıymeti olmadığını öğrenmelidir.
Keşke çocuklarımızla birlikte İbn Teymiyye’nin bahsi geçen kitabından veya özetlerinden düzenli okumalar yapsak; böylece hem biz hem de onlar öğrensek ki Peygamber’e (Allah’ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) destek olmak sadece coşkulu bir duygu değil, sarsılmaz bir akide ve bir hayat nizamıdır.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.