Giriş: Diyabet Hastaları İçin Oruç ve Şer'i Ruhsatlar
Bugün, özellikle diyabet vakalarının artması ve hastaların Ramazan ayı öncesinde oruç tutup tutamayacaklarına dair sıkça sordukları sorular nedeniyle herkes için hayati ve faydalı bir konuyu konuşuyoruz. Bakara Suresi'ndeki şu yüce ayeti her zaman hatırlatıyoruz: "Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve hakkı batıldan ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun."
Yüce Allah bizim için kolaylık diler, zorluk dilemez. Din, zorlaştırmak için değil, kolaylaştırmak için gelmiştir. Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi: "Din kolaylıktır; bir kişi dini aşmaya çalışırsa din ona galip gelir." Bu nedenle, eğer hasta için şer'i ruhsatlar (izinler) varsa, bunlardan yararlanmak en iyisidir ve bu dersin özü de budur.
Diyabet Hastalarının Oruç İstatistikleri (DAR Çalışması)
"Diyabet ve Ramazan - DAR" grubu gibi çalışmalar, 2010 yılında yaklaşık 132 milyon Müslüman diyabet hastası olduğunu ve bunlardan yaklaşık 100 milyonunun Ramazan orucu tuttuğunu göstermektedir. Bu hastaların büyük çoğunluğu 15 günden fazla oruç tutmaktadır.
Bu nedenle, dünya çapındaki tıp dernekleri, "zarar vermeden ve zarara uğramadan" güvenli bir oruç süreci sağlamak için tıbbi kılavuzlar yayınlamaya özen göstermektedir. 13 İslam ülkesinde yürütülen EPIDIAR çalışması, Tip 1 diyabet hastalarının %43'ünün ve Tip 2 diyabet hastalarının %80'inin Ramazan'da oruç tuttuğunu ortaya koymuştur. Bu durum, doktorlara bu hastaları yönlendirme konusunda büyük bir sorumluluk yüklemektedir.
Diyabet Hastaları İçin Orucun Faydaları ve Riskleri
Oruç, özünde Müslümanların 1400 yıldır uyguladığı bir "Aralıklı Oruç" sistemidir. Eğer hasta sağlık kurallarına uyarsa, oruç şunlara yol açabilir:
- Kilo kaybı.
- Şeker kontrolünde ve üç aylık şeker (HbA1C) seviyelerinde iyileşme.
- Kolesterol ve karaciğer yağlanması seviyelerinde düzelme.
Bununla birlikte, özellikle insülin veya insülin salgısını uyaran ilaçlar kullanan hastalar için engeller ve riskler mevcuttur. Araştırmalar, 65 yaş üstü hastaların şeker düşmesi nedeniyle acil servise başvurma oranının %12'ye kadar çıktığını göstermektedir.
Oruç Sırasında Olası Komplikasyonlar:
- Şeker Düşmesi (Hipoglisemi): Tıbbi olarak şekerin 70 mg/dl'nin altına düşmesi olarak tanımlanır. Kalp ve beyin için tehlikelidir.
- Şeker Yükselmesi (Hiperglisemi): Şekerin 300 mg/dl'yi aşması durumudur ve vücudun susuz kalmasına yol açabilir.
- Diyabetik Ketoasidoz (DKA): Özellikle Tip 1 diyabetlilerde görülür.
- Sıvı Kaybı ve Pıhtılaşma: Sıcak havalarda 13-14 saat süren uzun oruçlar kanın akışkanlığını azaltır. Diyabet zaten pıhtılaşma riskini artıran bir durum olduğundan, sıvı kaybı damar tıkanıklığına veya felce yol açabilir.
Risk Değerlendirmesi: Kimler Oruç Tutmamalıdır?
Dünya dernekleri, diyabet hastalarını DAR Risk Skoru gibi araçlar kullanarak oruç tutma risklerine göre kategorilere ayırır:
1. Çok Yüksek Risk Grubu (Oruç Tutmamalıdırlar):
- Ramazan'dan kısa süre önce hastaneye yatmayı gerektiren şiddetli şeker düşmesi yaşayanlar.
- Şeker düşmesini hissetmeyenler (Hipoglisemi farkındalığı olmayanlar).
- Ramazan'dan önceki 3 ay içinde kan asitlenmesi (DKA) veya keton koması geçirenler.
- Kontrol altına alınamamış Tip 1 diyabet hastaları.
- Akut hastalığı olanlar (yeni felç, böbrek yetmezliği, diyaliz).
- İnsülin ile tedavi edilen diyabetli hamileler.
2. Orta ve Düşük Risk Grubu:
- Şekeri kontrol altında olanlar (HbA1C %8'in altında olanlar).
- Şeker düşmesine neden olmayan ilaçlarla (Metformin veya DPP-4 grubu gibi) tedavi edilenler.
Ramazan Öncesi Sağlık Eğitiminin Önemi
READ Programı gibi çalışmalar, hastanın Ramazan'dan dört hafta önce şeker ölçümü, ilaç dozlarının ayarlanması ve beslenme düzeni hakkında eğitilmesinin, şeker düşmesi oranını %44 azalttığını kanıtlamıştır. Buna karşılık, bu eğitimi almayan hastalarda komplikasyon oranı %75 artmaktadır.
Maalesef 2014 yılında yapılan bir çalışma, doktorların oruç tavsiyeleri konusundaki bilgilerinin değişken olduğunu göstermiştir. Doktorların %63'ü, risklere rağmen Tip 1 hastalarına oruç tutmalarını tavsiye etmiştir. Bu durum, güvenli bir oruç için hem doktorlara hem de hastalara yönelik küresel eğitim kampanyalarının başlatılmasını gerekli kılmıştır.
Hasta Ramazan'da Şekerini Ne Zaman ve Nasıl Ölçmelidir?
Şeker ölçümü, oruç sırasında diyabet yönetiminin temel taşıdır. Hastaya şu kritik zamanlarda ölçüm yapmasını öneriyoruz:
- İftardan hemen önce: Eğer şeker 70 mg/dl'nin altındaysa, şiddetli düşüşü önlemek için ezana bir saat kalsa bile hemen oruç açılmalıdır.
- Teravih namazından sonra: Çünkü teravih, şekerin düşmesine neden olabilecek bir fiziksel aktivite sayılır.
- Sabah uyandığında (saat 10 civarı): Eğer hasta insülin uyarıcı ilaçlar kullanıyorsa ve şekeri 70-90 mg/dl arasındaysa, gün bitmeden şekerinin düşeceği kesin olduğu için orucunu açması daha iyidir.
- Şeker düşmesi belirtileri hissedilen her an: Titreme, terleme, baş ağrısı veya göz kararması gibi durumlarda.
Altın Kural: Şeker 70 mg/dl'nin altında veya 300 mg/dl'nin üzerindeyse (sıvı kaybı ve asitlenmeyi önlemek için) derhal oruç bozulmalıdır.
Fiziksel Aktivite ve Spor
Hafif egzersizler kabul edilebilirdir. Teravih namazı; rüku, secde ve hareket içerdiği için, özellikle 20 rekat kılınan yerlerde bu tavsiye edilen fiziksel aktivitenin bir parçası sayılır. Ancak ağır sporlar ve hızlı koşulardan oruç saatlerinde tamamen kaçınılmalı, bu tür aktivitelerin iftardan iki saat sonra yapılması önerilmektedir.
Ramazan'da Ağızdan Alınan İlaç Dozlarının Ayarlanması
2020 yılında BMJ'de yayınlanan kılavuzlara göre ilaç gruplarıyla şu şekilde ilgilenilmelidir:
1. Güvenli İlaçlar (Şeker Düşürmeyenler):
- Metformin: Doz ayarı gerektirmez, ancak hasta günde 3 tablet alıyorsa bunu 2 tablete (biri iftarda, biri sahurda) indirmek tercih edilir. Uzatılmış salınımlı (XR) türü ise iftarda bir kez alınır.
- DPP-4 Grubu (Januvia, Galvus, Trajenta gibi): Çok güvenlidirler, doz ayarı gerektirmezler ve Ramazan'dan hemen önce bile başlanabilirler.
- SGLT2 Grubu (Forxiga, Jardiance gibi): Şeker düşürmezler ancak gün içinde idrar çıkışını ve sıvı kaybını azaltmak için sahurda değil, iftarda alınmaları tercih edilir. (Not: Ramazan'dan hemen önce ilk kez başlanmamalıdır).
2. İnsülin Uyarıcı İlaçlar (Sülfonilüreler):
Bu ilaçlar (Amaryl ve Diamicron gibi) yüksek şeker düşmesi riski taşır:
- Eğer şeker kontrol altındaysa, hastanın daha güvenli ilaçlara geçirilmesi tercih edilir.
- Eğer bu ilaçlara devam edilecekse, sahur dozu %50 oranında azaltılmalı veya doz düşükse tamamen kaldırılmalıdır. İftar dozu ise tam olarak alınmaya devam edilir.
Ramazan'da İnsülin Dozlarının Ayarlanması
İnsülin dozajının ayarlanması büyük bir dikkat gerektirir:
- Uzun Etkili İnsülin (Lantus, Toujeo gibi Bazal İnsülinler): Doz %15 ile %30 oranında azaltılır ve iftar vaktinde alınır.
- Karışım İnsülin (Mixtard gibi Hazır Karışımlar): Eğer hasta günde iki doz alıyorsa, iftar dozunu tam olarak alır, sahur dozunu ise %50 oranında azaltır.
- Hızlı Etkili İnsülin: Öğünlerle birlikte (iftar ve sahur) alınır, öğle yemeği dozu ise tamamen iptal edilir.
Son Tavsiye: Karışım (bulanık) insülin yerine, "Bazal-Bolus" sistemine yani öğünlerde hızlı etkili insülin ile birlikte uzun etkili insülin kullanımına geçilmesi her zaman daha iyidir. Çünkü bu yöntem daha güvenlidir ve tekrarlayan şeker düşmesi (hipoglisemi) riskini en aza indirir.
[Allah'a hamdolsun, tamamlandı]