Sadece Allah'a İsyanla Mutlu Olanlara!
Düğün gecesindeki gelin ve damada, sonuçların açıklandığı gün lise öğrencilerine, mezuniyet günündeki üniversite öğrencilerine...
Düğün gecesindeki gelin ve damada, sonuçların açıklandığı gün lise öğrencilerine, mezuniyet günündeki üniversite öğrencilerine...
Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun. Bu sözler, Allah'tan kendisine sürekli hayır inen, buna rağmen Allah'a sadece şer yükseltmekte direnenlere yöneliktir. Sadece Allah'a isyan ederek sevinenlere, Kerim olan Rablerinin yumuşaklığına ve mühlet vermesine aldananlara hitap etmektedir. Aynı zamanda bu sözler, ahdine sadık kalması ve bu nasihatle gafilleri uyarması için nimetin şükrünü eda edenlere bir destektir; ta ki Rabbinize karşı bir mazeretiniz olsun ve belki onlar da sakınırlar.
Kardeşim, sokak ortasında terk edilmiş yetim bir çocuk bulduğunu hayal et. Ona acıdın, onu yanına aldın, temizledin, yedirdin, içirdin, giydirdin ve ona baktın. Onu okutup eğittin, sonra evlenmesi için ona mal mülk verdin. O ise düğün töreni düzenliyor; arkadaşlarını, komşularını, meslektaşlarını ve dostlarını davet ediyor ama seni unutuyor! Seni davet etmeyi unuttuğu gibi, düğün bittikten sonra tüm çöpleri ve yemek artıklarını torbalara doldurup senin kapının önüne bırakıyor!
Bu hayırsız evlada karşı hissin ne olurdu? Bundan sonra onu sevmeye devam edebilir miydin? İyiliği unutup iyilik yapana nankörlük etmenin ne kadar çirkin olduğunu görüyor musun?
En yüce örnek Allah'ındır. Ey lise mezunu genç, Allah sana başarı nasip ediyor; ey genç adam, sana evlilik nasip ediyor; ey genç kız, sana yuva kurmayı nasip ediyor. Seni gözetip büyüttükten, başarı ve evlilik için ettiğin dualara icabet ettikten sonra gelen bu büyük nimetlerin ardından, o en mutlu gününde O'nu unutuyorsun! Üstelik O'na isyan etmekte sınır tanımayarak ve bunu "eğlenmek istiyorum" diyerek meşrulaştırarak O'nun gazabını üzerine çekiyorsun.
O'na itaat etmek sevincini mi kursağında bırakıyor da O'na isyan etmek seni neşelendiriyor? O'ndan nimetler inerken, senin cevabın günah çöpleri mi oluyor? Verdikleri hüküm ne kadar da kötüdür! "Ey insan! Kerim olan Rabbine karşı seni ne aldattı? O ki seni yarattı, seni düzgün kılıp ölçülü yaptı. Seni dilediği her hangi bir surette terkip etti."
Cennet ve cehennem olmasaydı bile, nimetin asıl sahibinden utanmaz mıydın? Asil, vefalı ve dürüst bir insan olup o sevinç gününde Allah'a "Teşekkür ederim ya Rabbi" demek istemez miydin?
Düşünün ki lise sınav sonuçları açıklandığında sokaklara çıksak ve orada burada Allah'a şükür secdesi yapan tertemiz gençler görsek ne kadar güzel olurdu. Fakat biz bunun yerine, araba camlarından sarkan, deliler gibi bağıran, camilerdeki cemaati rahatsız eden korna sesleriyle sevinçlerini dışa vuran gençler görüyoruz. Bu hal ertesi sabaha kadar sürüyor; ne yatsı namazı soruluyor ne de sabah namazı! "Kullarımdan şükredenler pek azdır."
Kardeşim, sınavdan sorumlu kurumun sonuçları internetten açıklayacağını, aynı zamanda öğrencilerin davranışlarını izleyeceğini duyurduğunu hayal et. Kimin disiplinli olduğu ve medeni olmayan davranışlarda bulunmadığı tespit edilirse, ödül olarak ona fazladan beş puan verileceği söylenseydi; sokaklarda bağırmak, havai fişek patlatmak ve silah atmak gibi kötü görüntülerin onda biri yaşanır mıydı?
Yoksa Allah'ın bakışı, birçokları için ne ateşten kurtaran ne de cennete sokan o beş puandan daha mı değersiz? Beş puan davranışı düzeltmeye yetiyor da, "haram, caiz değil, günahtır" ifadeleri, Allah'ın hakkı olduğu için mi birçokları için bir anlam ifade etmiyor?
Allah'ın ve Resulü'nün zulmü yasaklaması onlara hafif geldi. Allah'ın elçisinin (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun): "Müslümanın her şeyi; kanı, malı ve onuru diğer Müslümana haramdır" ve "Zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur" sözlerini hiçe saydılar.
Gecenin yarısında havai fişek ve patlayıcılar kullanarak çevrendeki onlarca insanı rahatsız ettiğinde, kıyamet günü Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksın? O sana insanlara eziyet etmeyi haram kılmışken, sen O'nun emrini ve yasaklarını umursamadın. Hem de ne zaman? O'nun sana büyük bir nimet bahşettiği gecede!
Senin havai fişek sesinden korkarak uyanan, ağlayan ve ev halkının uykusunu kaçıran küçük bir çocuğun hesabını Allah sorduğunda hangi yüzle cevap vereceksin? Hastalıklardan bitkin düşmüş, acılarından ve vücudundaki yaralardan biraz olsun kurtulmak için uyumayı bekleyen yaşlı bir kadını o gürültüyle korkuttuğunda Allah sana bunun hesabını sorduğunda ne hazırladın? O kadın acılar içinde kıvranırken, zayıflığından dolayı sana "Allah'tan kork!" diye bağıramazken sen ne yapacaksın?
Bundan sonra hayatında nasıl bir bereket bekleyebilirsin? Ebu Davud'un rivayet ettiği ve Elbani'nin sahihlediği bir hadiste, bir sahabi Allah Resulü (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) ile birlikteyken devesinin üzerinde uyuklar. Elinde bir ip vardır. Diğer bir sahabi şaka yapmak için ipi çekince adam korkuyla uyanır. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) şöyle buyurur: "Bir Müslümanın, başka bir Müslümanı korkutması helal değildir." Ey nankör kişi, nimetin indiği gece kaç Müslümanı korkuttun?
Ey Allah'ın kendisine eş nimetini verdiği erkek ve ey kendisine eş nimetini verdiği kadın! Allah Resulü, meşru bir sevinç ve helal ezgiler eşliğinde düğün gecenizde kılmanız için iki rekat namazı sünnet kılmadı mı? Siz ise bunun yerine bir dizi günahla Allah'ın gazabını üzerinize çekmeyi tercih ettiniz! "Hayırlı olanı, daha aşağılık olanla mı değiştirmek istiyorsunuz?"
Ey lise öğrencisi, daha önce Allah'a seni başarılı kılması için dua etmiyor muydun? Ey damat, daha önce Allah'a evlilik masraflarını karşılaman için dua etmiyor muydun? Ey gelin, daha önce Allah'a sana bir eş nasip etmesi için dua etmiyor muydun? Allah dualarınıza icabet ettiği gün O'na isyan ediyorsunuz! "İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan yatarken, otururken veya ayaktayken bize dua eder. Fakat biz ondan sıkıntısını kaldırdığımızda, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan dolayı bize hiç dua etmemiş gibi geçip gider. İşte haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler böyle süslü gösterilmiştir."
Eğer üniversitede bir sorunla karşılaşırsan veya ey yeni evli çift, hayatınızda bir problem çıkarsa "Bu nereden geldi?" diyorsunuz. Hatta belki de kadere sitem ediyorsunuz! "İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer. Ona bir şer dokunduğunda ise iyice ümitsizliğe düşer."
Yıllarca kötülük tohumları ektin, Şimdi biçtiğin hasat için mi sızlanıyorsun? Rabbinin sana verdiği mühlet seni aldattı, Ne iyiliği korudun ne de utandın.
Genişlikte şükür yok, darlıkta sabır yok; o halde cennete girmeyi neyle umuyorsun? Sadece Rabbine isyan ettiğinde, O'nu öfkelendirdiğinde ve unutup O'nun hayrına şerle karşılık verdiğinde mi seviniyorsun? Vallahi, sadece bununla sevinen bir kalp hastadır. Malın ve evladın fayda vermediği, ancak Allah'a selim bir kalple gelenlerin kurtulacağı o gün gelmeden önce kalbin için bir tedavi ara.
Ey nankörlük eden, Allah'a tövbe et ve nimetin şükrünü Allah'ın Resulü Muhammed'den (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) öğren. Kendisini yalanlayanlara, ona eziyet edenlere ve on sekiz yıl boyunca onunla savaşanlara karşı zafer kazanıp Mekke'ye girdiğinde, başını devesinin semerine değecek kadar eğmiş, Allah'a karşı huşu ve tevazu içinde, lütfun sadece O'na ait olduğunu itiraf ederek girmişti.
Sonra nimetin şükrünü Yusuf peygamberden (Allah'ın selamı üzerine olsun) öğren. Allah'ın nimetleri zirveye ulaştığında; suçsuzluğu kanıtlanmış, zindandan çıkarılmış, hükümdarlık verilmiş, insanları kıtlıktan kurtarmış ve anne-babası ile kardeşlerine kavuşmuşken babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın gerçekleşmesidir. Rabbim onu gerçek kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkaran ve sizi çölden getiren Rabbim, bana gerçekten iyilik etti. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeye karşı çok lütufkardır. Kuşkusuz O, her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
Sonra Rabbine yönelerek şöyle yakarmıştı: "Rabbim! Sen bana mülkten bir pay verdin ve bana olayların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da ahirette de benim velim Sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihlere kat."
Şükretmeyi ve minnettar olmayı Allah'ın peygamberlerinden (Allah'ın selamı ve salatı onların üzerine olsun) öğrenin. Allah bizden gücümüzün yeteceğinden fazlasını istemez: "Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah, şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir." Allah'ın sizden tek istediği O'na inanmanız ve O'na şükretmenizdir. Bu şükür öyle bir ahlaktır ki, asil bir ruh sahibi olan kişi bunun aksini yapamaz; çünkü nankörlük, iyiliği inkâr etmek ve nimetlere karşı kör olmak asil ruhlara ağır gelir.
Sonuç olarak, düğün gecesinde kendisine iyilik edeni unutan o nankör yetim gibi Allah'ı unutmayın. Yüce Allah'ın şu sözünü hatırlayın: "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler, muratlarına erenlerin ta kendileridir. Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz."
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.