Şehit Ahmed Ebu Ruveyde'nin Annesinin Tanıklığı (Sinai'deki Kartal Operasyonu Kurbanlarından Biri)
Yetişme Tarzı ve İmani Eğitimi
İnşallah Ahmed Ebu Ruveyde'yi şehitlerden sayıyoruz. Ahmed hakkında ne diyeceğimi bilemiyorum ama o, hayatı boyunca annesine, babasına ve kardeşlerine karşı çok hayırlı bir evlattı. Küçüklüğünden beri Rabbini tanır, Kur'an-ı Kerim'i ezberlerdi. Beş yaşından itibaren namazlarına devam etti, yedi yaşından itibaren ise camiye gitmeye başladı ve büyüyene kadar namazı asla bırakmadı.
Suudi Arabistan'da yetişti; çocuklarımın hepsi orada doğup büyüdü. Ahmed yaklaşık bir buçuk yaşındayken Suudi Arabistan'a gitti. Allah'a hamdolsun, salih bir İslami terbiye ile yetiştiler; çünkü babaları onları çok iyi eğitti. Babaları Kur'an'a çok yakındı, her üç günde bir hatim indirirdi. Çocuklarım onun elinde yetişti ve Allah'a şükür hepsi salih evlatlar oldular.
Anne ve Babasına Karşı Derin Saygısı
Ahmed küçüklüğünden beri çarşıda yeni bir meyve veya mevsimlik bir şey görse, onu mutlaka önce benim ve babası için alırdı. Bana: "Hayır anne, önce sen ve babam yiyeceksiniz" derdi. Ona: "Oğlum, bunları çocuklarına ve evine götür" dediğimde ise ısrarla: "Vallahi hayır, önce sen ve babam yiyeceksiniz" diye cevap verirdi.
Babası kalça kırığı nedeniyle ameliyat olup hastaneye yattığında, Ahmed babasının ayakucunda sabahlar, yanından hiç ayrılmazdı. Eve döndüğünde bile babasının yatağının yanında yerde uyur ve şöyle derdi: "Babamın bir şeye ihtiyacı olur da uyurken onu duyamam diye korkuyorum."
Şehadete Olan Özlemi
Ahmed bana her zaman şöyle derdi: "İnşallah şehit olurum. Yatağımda uyurken ölmek istemiyorum, şehit olarak ölmek ve şehadetimin özel bir şehadet olmasını istiyorum." Ben ona: "Ahmed, böyle söyleme" derdim; o ise kardeşlerinden ve eşinden kendisi için şehadet duası etmelerini isterdi.
Bana: "Anneciğim, seni ve babamı çok seviyorum. Şehit olup sizin elinizden tutarak cennete götürmeyi çok istiyorum" derdi. Bu duayı etmek benim için çok zordu ama o ısrar eder ve: "Eğer beni gerçekten seviyorsan benim için şehadet duası et" derdi. Israrları karşısında, kalbim için çok zor olsa da: "Ya Rabbi, eğer şehadeti bu kadar çok istiyorsa ona nasip et" dedim.
Ahlakı, Tebessümü ve Akrabalık Bağları
Tüm hayatı iyiliklerle ve güzel anılarla doluydu, yüzünden tebessüm hiç eksik olmazdı. Öyle ki okulda öğretmeni sınıfta güldüğünü sanırdı; Ahmed ise: "Gülmüyorum, benim yüzüm her zaman böyle güleçtir" derdi. Asla asık suratlı olmazdı.
Akrabalık bağlarına (sıla-i rahim) çok önem verirdi ve her zaman bizi cennete sokacak olanın bu bağlar olduğunu söylerdi. Hiç kimse ondan asla incinmedi. Bu sadece benim oğlum olduğu için söylediğim bir şey değil; Ahmed Ebu Ruveyde'yi tanıyan kime sorarsanız sorun, size Ahmed'in kim olduğunu anlatacaktır.
Hayır İşleri ve Hastalara Yardımı
Birinin hasta olduğunu duyduğunda onu asla yalnız bırakmazdı. Doktorlara gider, masrafları karşılayamayan fakir hastalar hakkında bilgi verir ve hastane masraflarını karşılamak için bağış toplardı.
Hatırlıyorum, kanser hastası bir kız çocuğu vardı. Ahmed, o kızcağızın gönlünü hoş tutmak için her gün ona Kur'an okumaya ve tatlılar götürmeye giderdi; oysa kız El-Harem bölgesinde, Ahmed ise Nasır şehrinde oturuyordu. Kız vefat edene kadar durumunu takip etti ve babasına teselli verdi. Bu hastaların şefkat ve yardımı hak ettiğini söylerdi. Onun tüm insanlara karşı muamelesi işte böyleydi.