Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Pek çok Müslümanın Suriye'deki olaylara verdiği tepkiler, meseleleri birbirinden ayıramadıkları için beklenen düzeyin altındadır. Siyasi güçlerin Suriye'nin özgürleşmesindeki rolü -destek vererek veya göz yumarak- hakkında sorularınız olabilir; özgürleştirme operasyonunu gerçekleştiren gruplara karşı bir tavrınız veya onlar hakkında bilgi eksikliğiniz olabilir ya da gelecek günlerde işlerin nereye varacağına dair bir korku duyuyor olabilirsiniz. Hatta tüm bu duyguları aynı anda hissediyor olabilirsiniz.
Kardeşim, içinde bulunduğumuz aşamanın zorluğunu ve kurulan tuzakların şiddetini tam olarak idrak ediyoruz. Özgürlüğü sağlayanların gelecek günlerde ne yapacağını da bilemiyoruz; Allah'tan onlara doğruluk, hidayet, yardım, başarı ve O'na itaat yolunda birleşmeyi nasip etmesini diliyoruz. Tüm bunları biliyoruz ancak bunların hiçbiri, Şam'daki kardeşlerinizin sevincine ortak olmanıza engel olmamalıdır.
Yaşananlar, Allah Teala'nın sevdiği ve müminin ferahladığı hususlar içermektedir, bunlardan bazıları şunlardır:
Tüm bunlara sevinmeniz, size telkin edilmeye çalışıldığı gibi siyasi bir safdillik veya düşünmeden duygulara kapılmak değildir. Aksine, bunlara sevinmemek düşünce ve duygu dünyasında bir bozukluktur. Sevinç göstermenizi engelleyecek derecedeki temkinli duruş bir bilgelik veya rasyonellik değil, aksine mümin kardeşlerinizin haklı ve meşru duygularına ortak olmanızı engelleyen bir donukluktur.
Aksi takdirde "Müminler ancak kardeştir" ayetinin ne anlamı kalır? Kardeşliğin gereği, onlar sevindiğinde sevinmek, üzüldüğünde üzülmek değil midir? Sevinç göstermekten kaçınmanızın onları üzdüğünü ve aranızda bir soğukluk oluşturduğunu bilmiyor musunuz?
Dün yazılı paylaşımlar yapmıştım, Suriye'den bir kardeşimiz şöyle yorum yaptı: "Bu yetmez Eyad Hocam, bize güldüğünüz bir video çekmenizi istiyoruz." İşte bu kardeşimiz ve Şam ehli olan diğer tüm kardeşlerimiz için bu videoyu çekiyor, size gülümsüyor ve sizleri tebrik ediyorum.
Şöyle diyebilirsiniz: "Fakat gelecek günlerin bu sevinci bize unutturacak olaylar getirmesinden ve insanların ruhunda bir kırılma yaşanmasından korkuyorum." Size diyorum ki: Ne olursa olsun, bunun size zaferin tadını ve Allah'ın rahmetinin tecelli etmesinin sevincini unutturmasına izin vermeyin. Sevinmekten geri durmanız, onların planlarına hizmet etmektir.
Bugünlerde gördük ki, bazı tutukluları kurtarmak için kardeşlerimiz gelip kapı kilitlerini kırdıklarında ve onlara "Çıkın, özgürsünüz" dediklerinde; o mazlumların bir kısmı korkuyor, tereddüt ediyor ve şüphe duyuyordu. Zavallı adam, özgürleşeceği günün geleceğini hayal bile edemiyordu! Biz de onlar gibi olmak istemiyoruz; özgürleşemeyeceğimizi ve bu topraklar üzerinde ancak küresel güçlerin istediğinin olacağını düşünmemeliyiz. Onlar şüphesiz tuzak kurarlar, fakat: "Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır."
Gelecek günlerde gerilemelerin yaşanması ihtimal dahilindedir; bu, toplumsal etkileşimin, arınmanın ve tecrübelerin olgunlaşmasının bir parçasıdır. Afganistan'a bakın; dünyanın tüm güçleri üzerine çullandı, Afgan halkı büyük dehşetler gördü ama sabrettiler ve yeniden özgürleşene kadar yirmi yıl boyunca işgale karşı direndiler. O tecrübede de Amerika, savaşçıların sadakatini satın aldığını, onların sözünden çıkmayacağını ve planını kusursuz yaptığını sanmıştı; ancak hırsları boşa çıktı, onların ellerinde rezil oldu ve yenilmiş olarak ayrıldı.
Allah, mazlum kulları üzerindeki nimetini tamamlayana kadar pis olanı temiz olandan ayıracaktır. Tağutların kölelik zincirleri altında boyun eğmekten daha kötüsü yoktur ve bu ümmette cihat ruhunun ölmesinden daha büyük bir felaket yoktur.
Şu anki anın sevinci ile geleceğe dair hazırlıklı ve uyanık olma halini birleştirmek bir çelişki değil, aksine dengedir. Şam'daki kardeşleriniz için sevinirken Gazze'deki kardeşleriniz için üzülmeniz bir çelişki değil, dengedir.
Öyleyse sevinin ve sevincinizi gösterin. Allah'tan Şam'ın, Filistin'in, Sudan'ın ve tüm Müslüman diyarlarının akıbetini hayır, izzet, zafer ve güç kılmasını; hepimizi bu yolda istihdam etmesini niyaz edin.
"Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir; fakat insanların çoğu bunu bilmezler." Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.