Esenlik üzerinize olsun. Bir hafta önce Fox News, okulunun özgürlük ve çeşitlilik adına eşcinsel bayraklarıyla dolu olduğunu gören Amerikalı bir genç hakkında haber yaptı. Bu genç de kendi görüşünü özgürce ifade etmek istedi ve üzerinde "Sadece iki cinsiyet vardır" yazılı bir tişört giydi. Öğretmenleri ondan bu tişörtü çıkarmasını istedi, o reddedince de okuldan atıldı.
Amerikan Anayasası'ndaki "Birinci Değişiklik" maddesinin ifade özgürlüğünü garanti altına alması ona bir fayda sağlamadı. Genç, birçok öğrencinin yaptığını memnuniyetle karşıladığını ve kendisini desteklediğini söylese de, "toplumsal cinsiyet" dinine, yani John Money’nin dinine karşı geldiği için cezalandırıldı. İşte şimdi okulun hakem heyeti önünde kendisini savunuyor.
Olivia ise, bu ideolojiye dayalı "sosyal uyum" faaliyetlerine katılmayı reddettiği için okulundan atıldı. Üstelik Wren Akademisi kendisini bir Hristiyan okulu olarak tanımlıyor. Olivia sadece Hristiyanlığın dini kitaplarında öğrendiği şeyi dile getirmişti; öğretmen sordu, o da inandığı şeyi en basit haliyle cevapladı. Buna rağmen mesele, çocukların "gender" (toplumsal cinsiyet) ve eşcinsellik konusundaki inançlarının test edilmesine kadar vardı. Onlara katılmayanlar cezalandırılıyor, yani toplumsal cinsiyet dinine karşı geldikleri için "tövbe etmeye" zorlanıyorlar.
Onlar çocuk oldukları için muamele nispeten "şefkatliydi", aksi takdirde bu yeni dine muhalefet edenler için George Alexander vakasında olduğu gibi cezalar çok daha ağırdır.
Üç ay önce, Kanada'da on altı yaşında bir lise öğrencisi olan George Alexander'a bazı kız arkadaşları, erkek öğrencilerin kızlar tuvaletini kullandığından şikayet etti. Evet, mesele birçok ülkede erkekten kadına "transseksüel" olan birinin kadın tesislerini kullanma hakkına sahip olmasıyla başladı. Aslında o kişi dönüşmedi ve asla dönüşemeyecek; sadece ameliyatlar ve hormonlarla vücudunu tahrif etti. Hatta artık herhangi bir erkek, ameliyat bile geçirmeden kendisini "yanlış vücuda hapsolmuş" bir kadın olarak tanımlayabiliyor.
Bu kişiler, insanların kendilerine kadın zamirleriyle hitap etmesini ve kadın soyunma odalarına girmeyi dayatıyorlar. Kız öğrenciler, muhafazakar bir Hristiyan olduğu için George'a bu erkeklerin kendi tuvaletlerine girmesinden şikayet edince, George konuyu okulda gündeme getirdi. Bir öğretmenin açtığı tartışma sırasında George açıkça şunu ifade etti: "Sadece iki cinsiyet vardır; erkek ve kadın." Ayrıca dini metinlerinden bir alıntı yaptı.
Bu durum bazı "radikal" öğrencilerin duygularını incittiği için George okuldan uzaklaştırıldı ve kendisine "tövbe edene" (yani sözünden dönene) kadar geri dönemeyeceği söylendi. Metinde aynen şu ifade geçiyordu: "Sözünü geri alana kadar." George aylar süren aradan sonra geri döndü, müdür yardımcısıyla görüştü. Görünüşe göre George tövbe etmemişti, bunun üzerine polis onu tutuklamaya geldi ve hapse götürdü! Neden? Çünkü insanlığın binlerce yıl boyunca üzerinde ittifak ettiği bir cümleyi kurmuştu; ancak bu cümle John Money ve Simone de Beauvoir gibi aşağılık kişilerin dinine aykırıydı.
Dikkat çekici olan şu ki, George'un okulu da Katolik bir dini okuldu (St. Joseph Catholic). Normalde ebeveynler, çocuklarını fıtrata karşı açılan savaşın zorbalığından korumak için bu okullara gönderirler. Ancak toplumsal cinsiyet dini artık zorla ve baskıyla dayatılıyor.
Bu, Müslüman ülkelerde bize de dayatılmak istenen yoldur. Mesele "farklılık ihtilaf değildir", "yaşamak benim de hakkım" ve "lütfen bizi dışlamayın" gibi pankartlarla başlar; kendilerine muhalif olanlar için Engizisyon mahkemelerine ve Nazi kamplarına benzer bir durumla sonuçlanır. Öyle bir aşamaya gelmek istiyorlar ki, Olivia ve George'un dini okullarda olması onlara fayda sağlamadığı gibi, sizin de çocuğunuzu bir İslam okuluna göndermeniz size fayda sağlamasın.
Mesele "toplumsal cinsiyet" desteği ve Money'nin fikirsel atıklarıyla başlar, sonra yavaş yavaş Müslüman ülkelerde de benzer Engizisyon mahkemeleri kurulur. Onlar dilediğini yapan ilahlar mı? Hayır, bu ancak bir imtihandır:
"İşte böyle. Eğer Allah dileseydi onlardan intikam alırdı, fakat bu sizi birbirinizle denemek içindir."
"Size bir iyilik dokunsa bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını kuşatmıştır."
Fıtrata karşı açılan bu savaşı durdurmanın başlangıcı, farkındalığı yaymak ve Müslümanlara karşı kurulan tuzakları bilmektir ki "suçluların yolu belli olsun." İşte bu dizi bu yüzden hazırlandı.
Hikayelerini anlattığımız bu üç kişi ve daha niceleri teslim olmadılar. Aksine, bu cinsiyet terörüne direndiler ve bu kirli tufanın önünde durmak için okul dışındaki aylarını feda ettiler. Müslümanlar olarak bizim karşı koymamız ve fedakarlık yapmamız daha öncelikli değil mi? Bu cinsiyetçilerin yüzüne karşı şöyle haykırmalıyız: Ey öğretmenler! Dünya malından az bir pay için dininizi ve çocuklarımızın geleceğini satmayı kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz?
Çocuklarımızı bu tuzağa düşürmek ve ardından köleleştirmek için "toplumsal cinsiyet" terimini yayarken hangi araçları kullanıyorlar? Gelecek bölümlerde, farkındalık ve eleştirel düşünce düzeyini yükseltmek için pratik bir model üzerinden cevap vereceğiz, Allah'ın izniyle. Bizi takip etmeye devam edin. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.