Yeni Canlı Yayın: Değiştirilen Kanun Zehirlidir
#Çocuk_Kanunu_Zehirlidir #Değiştirilen_Kanun_Zehirlidir
#Çocuk_Kanunu_Zehirlidir #Değiştirilen_Kanun_Zehirlidir
Değerli dostlar, esenlik üzerinize olsun. Ses ve görüntünün net olup olmadığını yorumlarda teyit etmenizi rica ediyorum. Herkesin katılımını sağlamak için başlamadan önce bir dakika bekleyeceğiz. Değerli konuklarımızdan, faydanın yayılması için yayını ana kanallarınızda paylaşmanızı rica ediyoruz.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun. Allah'ın alemlere rahmet olarak gönderdiği efendimiz, sevgilimiz ve önderimiz Muhammed'e, onun ailesine ve ashabına salat ve selam olsun. "Rabbim, göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar." Allah'ım, duamızı kabul eyle.
Ürdün'de "Çocuk Hakları Kanunu" ile ilgili perde arkasında neler olup bittiğini anlamanız için önemli bir girişle başlıyorum. Bildiğiniz üzere kanun, geçtiğimiz dönemde gelen eleştiriler doğrultusunda düzenlenmesi için uzman bir komisyonun elindeydi. Bu komisyon değişiklikleri tartışmaya geçen Pazartesi başladı ve sadece birinci maddeyi (tanımlar) bitirebildiler. İkinci maddeye geldiklerinde tartışma çıktı ve oturum yarına ertelendi.
Okuduğumuz değişikliklere dayanarak, bu kanundaki "zehri" temizleyecek tatmin edici bir seviyeye ulaşıldığını görmedik. Bu nedenle, farkındalık oluşturmak ve karar vericilere bu kanunu tamamen reddetmeleri ve geri çekmeleri için baskı yapmak amacıyla bu canlı yayını yapmayı gerekli gördük; aksi takdirde sonu hayırlı olmayacak bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.
Asıl etiketimize ek olarak yeni bir etiket (hashtag) çıkardığımızı duyurmak isteriz: #Değiştirilmiş_Kanun_Zehirlidir. Amacımız, bu kanun üzerinde çalışan herkese, kanunun hala zehirli olduğunu ve Müslümanlar olarak bize uygun olacak şekilde köklü bir değişikliğe uğramadığını iletmektir. Sesimizi duyurmak ve gündem (trend) olmak için lütfen şu iki etiketi birlikte kullanın: #Çocuk_Kanunu_Zehirlidir ve #Değiştirilmiş_Kanun_Zehirlidir.
Detaylara girmeden önce net bir çerçeve üzerinde anlaşalım: Çocuk kanunu içsel bir ihtiyaçtan doğmadı, aksine devletin imzaladığı bir Birleşmiş Milletler sözleşmesine dayanarak geldi. Dolayısıyla bu sözleşme, ondan türeyen yasaların yorumlanmasında temel referans haline geldi.
Biz Ürdün halkı olarak çocukları seviyoruz ve onları korumak istiyoruz, ancak bizim referansımız şeriatımız ve değerlerimizdir. Bu kanun onlardan doğmamıştır. Bu yüzden kanun sadece mevcut Ürdün ortamı gözüyle okunmamalı, aksine kimliğimizi ve değerlerimizi yok etmeyi amaçlayan kaynağının (asıl sözleşmenin) hedeflerine bakılmalıdır. Uluslararası hukuk teamüllerinde, uluslararası sözleşmeler yerel mevzuatın "üstünde" sayılır. Bu nedenle kanun, yerel terimlere veya medyanın gerekçelerine göre değil, Birleşmiş Milletler'in tanımlarına göre yorumlanacaktır.
Şeyh İbrahim: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hamd Allah'a mahsustur, salat ve selam Allah'ın Resulü'nün üzerine olsun. Yüce Allah şöyle buyurur: "Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resulü'ne götürün. Bu hem hayırlı hem de sonuç bakımından daha güzeldir."
Çocuk kanununda yer alan en tehlikeli ifade "yetkili makamlar" (Madde 2/b) ifadesidir ve bu maddede gerçek bir değişiklik değil, sadece şekli bir değişiklik yapılmıştır. Tehlike, bu ifadenin referansı veya kriterleri belirlemeyen ucu açık bir kelime olmasından kaynaklanmaktadır. Çocuklarımızın hayatında hakem olarak başvuracağımız referans Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve "CEDAW" mı olacaktır?
Önerilen tanım, yetkili makamların "çocukla ilgili her türlü kamu, sivil veya özel kuruluş" olduğunu söylüyor. Bu durum, ajandaları veya finansman kaynakları ne olursa olsun, yüzlerce derneğin ve sivil toplum kuruluşunun (STK) çocuklarımızın ve ailelerimizin işlerine müdahale etmesine kapı açmaktadır. Bu makamlar kesin olarak belirlenmeden diğer maddelerde yapılacak herhangi bir değişiklik, değeri olmayan şekli bir değişikliktir. Biz bu maddenin tamamen iptal edilmesini talep ediyoruz; ülkemiz, aile rolünü etkisiz hale getirmeyi ve dış ajandaları evlerimize sokmayı amaçlayan bu ithal "yetkili makamlara" ihtiyaç duymadan on yıllardır selametle yoluna devam ediyordu.
Doktor İyad: 10. maddeye baktığımızda kulağa hoş geliyor: "Çocuğun ücretsiz temel sağlık hizmetlerine erişim hakkı vardır." Ancak soru şu: Kanunu talep eden tarafın (Birleşmiş Milletler) nezdinde "temel sağlık hizmetleri"nin tanımı nedir?
Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) döndüğümüzde, "temel sağlık hizmetlerinin" sözde "cinsel ve üreme sağlığını" da kapsadığını görüyoruz. Ürdün'de şubesi bulunan Uluslararası Planlı Ebeveynlik Federasyonu (IPPF), bu isim altında çocuklar için "kapsamlı cinsellik eğitimi" propagandası yapmaktadır. Bu eğitim; mastürbasyonun ve sapkınlığın öğretilmesini, reşit olmayanlara ailelerinin haberi olmadan doğum kontrol yöntemleri ve kürtaj imkanı sağlanmasını içermektedir.
Dördüncü maddeye, çocuk haklarının "kamu düzeni, dini ve sosyal değerlerle çelişmemek kaydıyla" uygulanacağına dair bir ibare eklendi. Bazıları bunun yeterli olduğunu düşünüyor, ancak biz bu eklemenin şu nedenlerle zehri temizlemediğini vurguluyoruz:
Dördüncü maddeden ve "dini değerler" ibaresinin eklenmesinin zehirli kanunun özünü değiştirmeyen sadece makyaj niteliğinde bir dokunuş olduğundan bahsetmiştik. Şimdi diğer maddelerin analizine ve barındırdıkları risklere devam ediyoruz:
Doktor İyad: 12. madde, "çocuğun üstün yararı gözetilerek" çocuğun bakımı için gerekli önlemlerin alınmasını öngörmektedir. Bu ifade, tüm rahatlatıcı düzenlemeleri geçersiz kılan "şifreli kelime"dir.
"Üstün yarar" tanımına ilişkin (İsveç Kalkınma Ajansı "SIDA" gibi uluslararası kuruluşlarca finanse edilen) uygulama kılavuzuna baktığımızda, üstün yararın aile ve devletin çıkarlarından önce gelen "hakim bir değer" olarak kabul edildiğini görüyoruz. Kılavuz açıkça, üstün yararın "dinin dar yorumlarıyla" çelişmesi durumunda çocuğun yararının öncelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu madde, tıpkı İsveç ve İskandinav ülkelerindeki "Sosyal Hizmetler" (Social) uygulamasında olduğu gibi, çocukları koruma bahanesiyle ailelerinden koparmanın hukuki zeminidir.
Doktor Yusuf: Yedinci madde, çocuğun "kendi görüşlerini ifade etme" hakkından, "yaşına ve olgunluk derecesine" uygun olarak bahsetmektedir. Burada bilişsel bir "yeniden çerçeveleme" oyunu oynuyoruz; ahiret referansı ve anne-babaya iyilik yapma bilinci, "dünya hayatının dış görünüşü" lehine devre dışı bırakılıyor.
Batı toplumlarında, erken yaştaki meşru evlilik bir "suç" olarak kabul edilirken; kız çocuğunun "olgunluk" adı altında ailesinin haberi olmadan "cinsel özgürlük" yaşamasına, doğum kontrol yöntemlerine ve kürtaja erişmesine izin verilmektedir. Bu yasa, çocuklarımıza aile şerefinden, anne ve babanın değerlerinden kopuk "özgür bireyler" olduklarını öğretmenin zeminini hazırlıyor. Tehlike "içeriğe erişim" noktasında yatmaktadır; çocuklar yönlendirilmiş elektronik ağlar üzerinden müstehcen içeriklere veya sapkın fikirlere erişebilecek ve ailelerin müdahalesi "çocuğun mahremiyeti" ve "olgunluğu" bahanesiyle engellenecektir.
Doktor Abdurrahman Zakir: Sekizinci madde "çocuğun özel hayatına saygı gösterilmesinden" bahsetmektedir. Bu mahremiyetin sınırlarına kim karar verecek? Bir babanın, oğlunun ateist veya müstehcen bir siteyi takip etmesini engelleme hakkı var mı, yoksa bu bir "şiddet" ve mahremiyet ihlali mi sayılacak?
Bir güç ve zayıflık söylemiyle karşı karşıyayız; Amerika gibi güçlü devletler, egemenlikleri ve değerleri üzerindeki tehlikeyi fark ettikleri için bu sözleşmeyi imzalamadılar, biz ise "uluslararası yükümlülükler" baskısı altında buna sürükleniyoruz. Kanada ve İngiltere'de ailelerin çocuğun davranışını düzeltmek için "makul güç" kullanmasına izin veren yasalar varken, burada anne ve babayı sadece "hizmet sağlayıcı" (yemek ve içecek veren) konumuna düşüren ve eğitsel velayeti onlardan alıp "yetkili makamlara" devreden muğlak yasalar isteniyor.
Bu durum şunlara yol açacaktır:
Üstad Esad İbrahim: Yetkililerin bu yasayı onaylamanın bir "uluslararası yükümlülük" olduğunu tekrarlaması, dış baskılara boyun eğildiğinin bir itirafıdır. Mevcut uluslararası siyaset ateizme, yozlaşmaya ve fıtratın bozulmasına doğru ilerlemektedir; buna boyun eğmek bir utanç lekesidir. Yapılan değişiklikler, ailenin haklarına yönelik açık müdahaleyi içeren yasanın özüne dokunmayan "yüzeysel" ve "kozmetik" düzenlemelerdir.
Son Söz: Ey yasa koyucular, bizim ve çocuklarımız hakkında Allah'tan korkun. Sizler, değerlerimizi kökünden sarsacak şiddetli bir rüzgara kapı açıyorsunuz. Yarınki mucize insanların elinde ve bilincindedir. Eğer bu yasa kabul edilirse, bakım (yeme ve içme) aileye; eğitim (değerler ve fikirler) ise yetkili makamlara ve Birleşmiş Milletler'e ait olacaktır.
"Zamana andolsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır."
#Çocuk_Yasası_Zehirlidir #Düzenlenmiş_Yasa_Zehirlidir
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.