Yakup Peygamberin (Selam Üzerine Olsun) Hüznü ve Sabrın Kemali
"Onlardan yüz çevirdi ve: 'Vah Yusuf'a duyduğum keder!' dedi. Kederden gözlerine ak düştü; artık o, acısını içine gömen biriydi."
Kalbinde Yusuf (selam üzerine olsun) hala bir numaradır; öyle ki hüzünden gözlerine ak düşmüş, görme yetisini kaybetmiş ve kederini içine hapsetmiştir. Yüce Allah'ın "Kederden gözlerine ak düştü" buyruğundaki incelik şudur: Yakup çok büyük bir hüzün içindeydi; peki bu durum "güzel sabır" ile çelişir mi?
Gerçek şu ki, bu durum çelişmez; çünkü Kur'an insani duyguları inkar etmez. Aynı anda hem çok şiddetli bir hüzne hem de çok derin bir rızaya sahip olabilirsiniz. Evet, bu mümkündür: Şiddetli bir hüzün ve güzel bir sabır.
Sabır Ne Zaman Güzel Olur?
Aslında hüzün ne kadar şiddetli olursa ve buna karşılık Allah sevgisi, O'nun takdirine teslimiyet, O'na bağlanma, O'ndan kurtuluş bekleme ve O'na karşı hüsnüzan (iyi zan) ne kadar bir araya gelirse, bu sabrın güzelliği o kadar artar. Eğer hissizlik, kalp katılığı ve alışmışlık aşamasına gelirsek, o zaman sabrın güzelliği nerede kalır?
Güzel sabır, bir şey çok acı verici olduğunda, buna rağmen imanınızı toplayıp ona sabrettiğinizde olur. Yakup'un imtihanı çok ağır bir imtihandı, fakat buna rağmen şöyle dedi: "Hayır, nefisleriniz sizi bir işe sürükleyip aldattı. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah, onların hepsini bana geri getirir. Şüphesiz O, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir."
Ahiret Yurdunu Anmak ile İnsani Duyguları Birleştirmek
Bu arada bazıları şunu sorabilir: Yakup (selam üzerine olsun), Allah Teala'nın kendisi ve diğer peygamberler hakkında şöyle buyurduğu kişidir: "Biz onları, ahiret yurdunu anma özelliğiyle tertemiz kılıp kendimize bağladık." Peki bu ne anlama gelir?
Tefsirlerde -ki en açık olanlarından biridir- şöyle denilmiştir: Biz onları bir ayrıcalıkla seçtik; o da onların sürekli ahiret yurdunu anmalarıdır. Zihinlerine hakim olan budur, onun için çalışırlar, pusulaları o yöndedir ve günün her saati zihinlerinde hazırdır.
Kur'an Metodunun Gerçekçiliği
Bir insanın bu nitelikte olması -yani ahiret düşüncesinin ona hakim olması- ve aynı zamanda bir evlat kaybı için hüzünlenmesi akla uygun mudur? Evet, son derece uygundur. Gereğinden fazla idealist olmaya ya da insanlara ve kendimize Allah'ın yüklemediği yükleri yüklemeye gerek yok.
İnsan çok derin bir hüzün duyabilir, ancak buna rağmen övülen, sabreden, razı olan ve ecrini Allah'tan bekleyen biri olabilir.